O KADAR KİMSEZİDİM Kİ YOKLUKLARINDAN MEDET UMUYORDUM.
Puan vermedi
Şermin Yaşar, Yazarlık kariyerine adım atmadan önce sosyal medyada “Oyuncu Anne” adıyla tanınmış olan Şermin Yaşar, anne-çocuk ilişkilerine dair tecrübeleri ve hassas tutumuyla alanında fark yaratan işlere imza atmış. 2017 yılından önce kitaplarını Çarkacı soyadıyla yayımlayan yazar, çocuk gelişimi alanındaki kitaplarının yanı sıra öykü dalındaki eserleriyle de hayran kitlesini giderek genişletmiştir. Bir Kadın, Bir Anne ve Bir Yazar Göçmen bir ailede dünyaya gelen Şermin Yaşar, Almanya’nın Başkenti Berlin’de 1982 yılında doğdu. Ailesinin Türkiye’ye dönme kararı üzerine çocukluk yıllarını Bilecik’in Kınık köyünde geçiren Yaşar, lisans öğrenimini tamamlamak üzere Isparta’ya taşındı. Burada Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra, yüksek lisans öğrenimi için Ankara’ya yerleşti. Ardından kariyerine reklam sektöründe metin yazarı olarak başlangıç yaptı. Yazarlığa olan tutkusunu mesleği sayesinde daha çok keşfetme ve geliştirme fırsatı bulan Yaşar, bu sayede kariyerinde yöneticilik pozisyonlarına kadar yükseldi. Biri annesiz büyümenin, diğeri evlatsız yaşlanmanın derdini anlatır. İki hayat, iki kayboluş, iki yara aynı evde buluşur. Bu roman, yaşlıların yok sayıldığı, insanın yalnız bırakıldığı, herkesin ancak kendine yetebildiği, en yakınlarına bile derman olamadığı bir çağın hikâyesi. Selime Teyze: Romanın merkezindeki karakter olan Selime Teyze, yıllarını annelik, fedakarlık ve sessiz emek üzerine kurmuş bir kadındır. Hayatı boyunca “önce başkaları” diyerek yaşamış, kendi ihtiyaçlarını ertelemiş, görünmez olmayı kabullenmiştir. Ancak yaş ilerledikçe ve kocasını kaybettikten sonra, bu görünmezlik artık gönüllü bir fedakarlık olmaktan çıkar, yok sayılmaya dönüşür, çocukları kendi hayatlarına odaklanır. Selime’nin en belirgin kişisel özelliği, sessiz bir
Edebiyat
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,8bin okunma
8/10
·216 syf.··
2026 3. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 23:02
Çok fazla kişisel gelişim kitabı okuma alışkanlığım yoktur, fakat bir çok tavsiye üzerine bu kitabı okumak istedim ve sonuç olarakta okuduğuma değdi. Yazarın tekrara düşmesine rağmen güzel bir anlatımı var. kitap 3S kuralını çok iyi anlatıyor. Nedir bu 3S Sessizlik, Sakinlik ve Sadelik gerçekten hayatımızda bu kurala değer verdiğimizde bir çok engeli aşabiliriz. Fazla olanı çıkar hayatından. Ne yediğinden ne okuduğuna kadar seçici ol. Fedakârlığa son ver. "Hayır demeyi öğren. Hayatının insanlarını seç ve doğru konumlandır. Yavaşla... Acele etme.. Nefesin gücüne inan. Nefes çalışmaları yap. Yürüyüşlerin desteğine inan. Bağımlılıklarından kurtul. Alıskanlıklarını değistir. Rutinlerini kır. Ezberleri boz... "An"a dikkat kesil Acılarını sev. Ağlamanın gücüne inan. Acının da tıpkı mutluluk gibi geçici olduğunu hatırla. Hiçbir şeyi hayatında tutmak için zorlama, çekiştirme. Hayatının yüksek amacını bul ve ona adan... Doğaya zaman ayır. Ellerini kalbinde tut, her zaman kim olduğunu ve ne yaptığını bil Hayatında 3S'yi önemse: Sadelik Sakinlik Sessizlik Bu 3Syi hayatında sağlamak için neler yapman gerektiğini biliyorsun artık, Erteleme... Unutma ki dünya bir gündür, o da bugündür.
1000Kitap
Yaşamak Sakinlik İsterÖzgür Bacaksız · Destek Yayınları · 20213,506 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 401. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2025 00:00
"DEĞİŞİYORUM" "Kendi umudunu böyle anlamlandırabilir, elinden kayıp gitmekte olan hayatını ancak bu şekilde ele geçirebilirsin yeniden. Çünkü düşmeden kalktığını, yenilmeden de kazandığını asla bilemezsin...." Günümüzün hızlı ve karmaşık dünyasında, çoğumuz iç sesimizi bastırıyor, duygularımızı halının altına süpürüyoruz. Her insanın hayatında, “yeter artık” dediği, “artık değişiyorum” diyerek yeni bir sayfa açtığı bir an vardır. Bu an, kimi zaman yaşla, kimi zaman tecrübeyle, kimi zaman da derin acılarla gelir. Eser, tam da bu noktada duruyor; değişmeye karar vermiş bir adamın içten, aforizmalarla dolu anlatımını bizlere sunuyor. Kitap, âdeta bir isyan ve manifesto niteliğinde. Değişimin tüm aşamalarını; terk edilmek, kayıplar, yıkımlar ve yeniden ayağa kalkma sürecini kapsıyor. Ancak bunların yanında bir uyanış, farkındalık ve “artık…” diyerek yeni başlangıçlara cesaret etme hali var. Değişimi kucaklamak, kendimize olan saygımızın ilk adımıdır. Zihin ve kalp bir anda sabit kalmaz; oradan oraya savrulur, umutla isyan arasında gidip gelir. Bu dalgalanmayı her bölümde hissediyoruz. Bir an kendine inanma var, diğer an isyan. Sadece kendi içimize değil, tüm dünyaya üzülüp öfkeleniyoruz. Kitabın her bölümünde yer alan kısa satırlar, o karmaşık duyguların yalın bir yansıması. Okurken çoğu zaman “evet, aynen” diyeceğiniz cümleler bulacaksınız. İnsanın kendine doğru attığı sessiz ama en derin adımların hikâyesi. Her sayfasında, “Gerçekten kim olmak istiyorsun?” diye fısıldayan bir ses var. Büyük laflar, hazır reçeteler yok burada; sadece samimi ve içten bir anlatımla dönüşümün sancılı ama özgürleştirici süreci anlatılıyor. 'Değişiyorum', geçmişten gelen yükleri fark etmek, kendini suçlamadan yüzleşmek ve yeni bir benliğe alan açmak isteyen herkes için bir ayna
Edebiyat
DeğişiyorumCaner Yaman · İndigo Kitap · 2025237 okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2025 28. kitabı
Dostyoveski bu Romanını sürgünden ve zorlu yaşamından sonra kendi içine yani yeraltına girip yazması bir nevi içsel savaşı insanlığa çatışması bu şekilde kaleme alması ortaya çok iyi bir eser çıkarmış.Yazarken hem beni yani okuyucuyu önemse memesi ne anlayacak san anla beni nasıl göreceksen gör tavrı hemde seni dikkate alıyorum anla ders çıkar çabasıyla kafamı da hayli karıştırıp kendimle de ikili ilişkilerimlede yüzleşme me sebep oldu ...Bir yok oluş dan bir var oluş....
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,7bin okunma
Puan vermedi·83 syf.··
2025 573. kitabı
SATRANÇ (Novella yani Uzun Hikaye) STEFAN ZWEIG Stefan Zweig’in duygu ve düşünce dünyasına yaptığımız yolculukta onun en çok bilinen ve sevilen eserlerinden olan SATRANÇ adlı uzun hikayesi ile devam ediyoruz. Kitabın ismi ilgi çekici zira önce satranç ile ilgili bir kitap gibi bir çağrışım oluşturuyor okuyucuda. Kitabı okumaya başladığımızda hikayenin merkezine Nazi zulmünün vardığı noktaların insan yapısında ne gibi fizyolojik ve patalojik sonuçlara varacağına dair bir pencere açmaktadır. Kurgusu şöyle: Daha önce gemi kazasında vefat eden bir kaptanın kimsesiz kalan oğlu baba dostlarından biri olan başla bir kaptan tarafından aralıkta yetiştirilir. Çok özensiz yetiştirilen bu çocuk kaptanın arkadaşlarıyla oynadığı satranç oyunlarını sürekli gözlemleyerek usta bir satranç oyuncusu olur. Aşırı derecede asosyal ve anormal bir yapısı olan Czentoviç kısa bir sürede dünya satranç şampiyona olur. Kurgunun diğer tarafında ise gestaponun eline geçen ve bir otel odasında yoğun hiçliğin içine terkedilen bir doktorun eline geçirdiği satranç ile ilgili bir kitap ile anormal derecede ilgi duyarak ve zaman geçirerek kuramsal anlamda satrançla ilgili tüm bilgileri öğrenerek daha sonra ekmek kırıntılarından yaptığı taşlar ve kareli çarşafının üzerinde tek başına ve iki kişi yerine oynayarak ustalaşması ve zamanla bu otel hücre odasında hayali olarak(taşsız ve tahtasız) oynaması ve ardından girdiği sinir krizleri ile sonuçlanan süreç sonucunda serbest kalması anlatılıyor. Üçüncü olay halkasında ise satranç şampiyonluğu oyunları için gemiyle yolculuk yapan Czentoviç ile Dr. B’nin gemide tesadüfen karşı karşıya gelmeleri ve satranç oynamaları neticesinde Dr.B’nin Czentoviç’i mat etmesi ama ardından Czentoviç’in ikinci oyunda her hamlede 10 dk bekleyerek Dr.B’de gestapo işkencesi
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,5bin okunma
Puan vermedi·60 syf.··
2025 574. kitabı
AMOK KOŞUCUSU (Novella yani Uzun Hikaye) STEFAN ZWEIG Stefan Zweig’in iç dünyasını anlamak için okuma yolculuğumuza devam ediyoruz. Zweig, bu hikayesinde bizi egzotik bir mekana götürüyor. Hikaye bir gemiye kaçak olarak binen ve hikayenin kahramanı olan doktor ile anlatıcı arasında gece geç saatlerde geminin güvertesinde ve denizin içinde gökteki muhteşem yıldızların altında gelişen diyaloglardan hareketle anlatılıyor. Hindistan’a Hollanda adına bir çalışma için sözleşmeli olarak gönderilen genç bir doktor kendi psikolojisinin dağılmakta olduğu ve yalnızlığın dayattığı hiçlik duygusunun pik yaptığı bir anda odasına gelen genç-güzel ve özgüvenli bir beyaz kadının yardım talebini/dayatmasını önce reddeder. Ancak kadının da onu umursamadan bırakıp gitmesi üzerine peşine düşer. Hiçlikte anlamın peşine düşmek gibi bir psikolojik süreçtir bu. Kadını arzulamış ve ondaki özgüven ve dayatmacı yapıyı kırmak istemiştir zira erkeklik gururunu canlandırmak istemiştir. Kadın, tavrıyla bu erkeksi yapısını kırıp geçmiştir. Hiçliğin içinde hiçliğini onaylayan veya teyit eden bir tavır sergilemiştir. Genç doktor bütün ideallerini, orada bulunma sebeplerini, geleceğini tehlikeye atarak kadına ulaşmaya ve pişmanlığını dile getirerek istediği yardımı sağlamaya çalışır. Kadın bir kez onu reddetmiştir ve geri dönmeyecektir. Aslında kadın kocasının bir yurt dışı seyahatinden yararlanarak başka bir erkekle yaşadığı yasak ilişki ile hamile kalmış ve bunu kimse duymadan kendi iradesi ve dayatmasıyla aldırmak istemiştir. Doktora da tüm hayatı boyunca harcamalarına yetecek kadar bir para teklif etmiştir. Doktorun da ve kadının da paraya düşkün olmadıkları görülüyor. Biri erkeklik kimliğini diğeri kadınlık kimliğini korumak uğruna parayı görmezden gelmiştir. Freudyen bir bakış ile esas olanın
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,8bin okunma