8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 78. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere E. Ali Okur kaleminden Aklın Rehberin Olsun kitabının yorumu ile geldim Nisan ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 96 sayfalık bir kitap •Bazı eksiklikler vardır, yaşı kaç olursa olsun insanın içini sızlatmaya devam eder. Benim için o keşkelerin başında dedelerimi hiç tanıyamamış olmak geliyor. Hani o pamuk gibi sakalları olan, her cümlesine bin yıllık bir tecrübe sığdıran dede figürü benim için hep bir özlemdi. Eskiden çalıştığım yerde, tam ezan vakitlerinde karşılaştığım, ak saçlı, tonton, uzun sakallı bir dede vardı. Onunla iki çift laf edince, o huzurlu sesini duymak nasıl iyi gelirdi anlatamam. •Bu kitap tam da o huzuru avuçlarıma bırakan, ruhumu dinlendiren bir öneri oldu. •Kitapta 94 yaşındaki dünya tatlısı, bilge bir adam olan Sabır Dede ile tanışıyoruz. Yanında torunu Aliki ve arkadaşları Kerim ile Tümay var. Sabır Dede onlara sadece masal anlatmıyor; aslında hayatın ta kendisini nasıl okumamız gerektiğini fısıldıyor. Biz genelde kitap okumayı satırlardan ibaret sanırız ama Sabır Dede bize doğanın sesini duymayı, gökyüzünün dilinden anlamayı ve en önemlisi, umudu bir yakıt gibi içimizde taşımayı öğretiyor. •Sabır Dede’nin o sakin ve derin sohbetleri, karmaşık görünen hayat sorularına çok sade cevaplar veriyor. Ağaçların, kuşların ve rüzgarın aslında bize anlatacak çok şeyi olduğunu hatırlatıyor. •Evet, bir çocuk kitabı gibi görünebilir ama bence asıl biz yetişkinlerin o kaybolan merak duygusunu geri kazanmak için bu satırlara ihtiyacı var. •"Umut, yaşanmaya değer hayatın yakıtıdır" diyor kitapta. Her günün bir sonraki sayfasında bizi neyin beklediğini merak ederek, sabırla ve sevgiyle yaşamayı fısıldıyor. •Yazarın üslubu o kadar naif ki, sanki bir bahçede oturmuşsunuz da rüzgar size bilgelik hikayeleri fısıldıyor gibi. •Hayatın
Aklın Rehberin OlsunE. Ali Okur · Epokhe Yayınları · 20265 okunma
Puan vermedi
Bu kitap da İlker Hoca’nın kitap öneri listelerinden görüp aldığım bir kitaptı. Zamanında iki kitap halinde yayınlanmış. İlki 1959, ikincisi 1965. İki cilt tek bir kitap olarak basılmış. Yazar Tayyip Gökbilgin Milli Mücadele’nin aslında canlı bir tanığı. Osmanlı döneminde doğmuş ve Milli Mücadele dönemini yaşamış bir tarihçi. O dönem resmi belgelerin belirli tarihçilere açılması sonrası belgeler üzerinden Milli Mücadele’yi anlatan bu eseri kaleme almış. Kitabın günümüze göre biraz ağır. Doğal olarak eski kelimeler çok fazla ve yazıldığı dönemde kullanılan dil de bunda etkili. Nutuk gibi ama Nutuk’a göre şu an kullanılan Türkçe’ye daha yakın ve anlaşılabilir. Dönemin belge, karar, bildiri ve bazı mektupları orijinal hali ile verilmiş ve tabi dilleri ağır. Kitap tam bir bilimsel tarih kitabı. Mevcut belge ve kanıtlar üzerinden dönemi anlatıyor. Bu açıdan çok değerli bir kitap. Bu konuda çok fazla kitap var. Bir tarihçi tarafından yazılan belgelere dayalı gerçek bir tarih kitabı zannederim fazla yok. Tarih meraklısı olmayan, döneme dair merakı ve ön bilgisi olmayan kişiler için okuması zor bir kitap olabilir. Ama benim gibi tarihe merakı olan, döneme özellikle ilgisi olan ve bu konuda bir çok okuma yapmış olan veya akademik yönü olanlar için eşsiz bir kitap diyebilirim. Bunun yanında okuması ne kadar zor görünse de; eğitim görmüş, okuyan bir Türk vatandaşının Nutuk ve bu kitabı mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum. Yaşanan mezalimler ve uğraşılan hakaretleri insanın havsalası almıyor. Müthiş bir ümitsizlik ve eziklik psikolojisi hakim. Gerçekten şu an ki durumumuza şükretmemiz lazım. Kitap eski baskısı alınarak tıpkısı basılmış. Burda özellikle birinci kitapta fazla olmak üzere çok fazla kelime, harf ve yazım hataları mevcut. Bunlar bir düzenlemeye tabi tutulabilirdi.
Milli Mücadele BaşlarkenM. Tayyib Gökbilgin · Kronik Kitap · 201866 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Öneri mi ? Kendiniz bilirsiniz?
Puan vermedi·88 syf.··
2026 43. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 10:08
Herkese merhabalar #gülhantubaçelik kaleminden #dünyadansongidişimiz eserinin arka kapağında şöyle der; "Gülhan Tuba Çelik, Dünyadan Son Gidişimiz'de bir ayağı çağımızın her yerde üstümüze boca edilen o parıltılı vitrinlerin önünde, diğer ayağı arka sokakların tam göbeğinde duran öyküler anlatıyor." Der. Öykü okuma konusu pek tercihim olmasa da eserin içindeki öyküleri okudum. Tuğba hanımın kalemine dokunmuş oldum. Sizler de okumak kendinizce değerlendirmek isterseniz tercih sizin. Kitaplarla kalalım. Hoşça kalın
Mütalaa
Dünyadan Son GidişimizGülhan Tuba Çelik · İletişim Yayınları · 202621 okunma
Cesur Yeni Dünya
6/10
·272 syf.··
2026 20. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 23:50
Merhaba arkadaşlar bugün sizlere bilim kurgu klasiklerinden biriyle geldim. Yeni girdiğim güzel bir grupla bu kitabı okuyup bitirdik ve değerlendirmesini yapacağız. Açıkçası kitabı hiç sevemedim bana hiç hitap etmedi. Abartılmış bir klasik olarak görüyorum, tabii bu kendi fikrim. Severek okuyanlara saygım sonsuz ama bana göre değildi hiç. Gelin kitaptan bahsedelim hemen biraz. Kitap, insanların laboratuvarlarda üretildiği, çocukluktan itibaren şartlandırıldığı ve "mutluluk" adına özgürlüklerinden vazgeçtiği bir geleceği anlatır. Teknolojinin ve bilimin aşırı ilerlediği; ancak aile, bireysellik ve duyguların tamamen yok edildiği, "cemaat, özdeşlik ve istikrar" üzerine kurulu bir geleceği anlatan dünyaca ünlü bir distopya eseridir. Romanda anlatılan Londra’da insanlar geleneksel yollarla doğmaz, kuluçka merkezlerinde tüplerde üretilir ve genetik olarak sınıflara (Alfa, Beta, Gama vb.) ayrılır. Bireyler uykudayken dinletilen ses kayıtlarıyla (hipnopedya) eğitilir ve sorgulamadan sadece tüketen, haz odaklı bireyler haline getirilir. Doğal üreme ve annelik-babalık gibi kavramlar yasak ve "pornografik" bulunur. Acı ve mutsuzluk "soma" adı verilen yan etkisi olmayan uyuşturucularla bastırılır. Sistem bu şekilde kusursuz işlerken, modern dünyanın kurallarına uymayan iki karakterin ortaya çıkmasıyla düzen sarsılır. Sistemin dışında, geleneksel bir yaşam süren bir bölgede (Vahşi Rezerv John) annesiyle birlikte büyüyen John, medeni dünyaya getirilir. Shakespeare okuyarak büyüyen John, medeniyetin sözde "mutlu" ama ruhsuz insanlarına karşı çıkar; aşk, acı çekme ve özgür irade gibi kavramları savunarak sistemin yöneticileriyle felsefi bir çatışmaya girer. Roman, toplumsal istikrar uğruna insanlıktan çıkmanın ve bireyin sistem tarafından nasıl yok edilebileceğinin en çarpıcı
Bilim-Kurgu
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
2/10
·320 syf.··
2026 53. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 14:26
Helloooo Bu ara karmaşık kitaplar okumaya son sürat devam ediyorum. Bir bakmışsınız romcom, bir bakmışsınız bilim kurgu, sonra bir bakmışsınız polisiyelerin dibini sıyırmışım. Aralarında piyangoyu tutturduklarımda var lâkin beğeniyle okuduğum bir elin parmak sayısını geçmiyor. Değişiklik olsun diye hayatıma yeni polisiye yazarlar eklemek güzel bir fikir gibi gelmişti ve bu gazla ilk kez gördüğüm Jennifer Hunter (buram buram mahlas kokuyor) 'ın kitaplarını almış bulundum. İncelediğimde yazarın sadece iki kitabı var o da elimdeki serisi Ryan Strickland serisi. İlk kitap Kayıp Kurban. Aslında bence kitabı daha kaliteli ve tecrübeli biri yazasaymış efsane ötesi bir kurguya sahip olabilirmiş ama bu yazarın elinden acemice bişeyler çıkmış. Anlatımı fazlasıyla bozuk, olay örgüsü basit, diyaloglar gülünç, gerçekçi olmayan sahnelerle yazar birşeyler yazmaya çalışmış. Ortada vahşice işlenen onlarca cinayet var ve olayı katilin elinden kurtulan Olivia'nın sayesinde öğreniyoruz. İşte ondan da ne kadar öğrenebilirsek. Ryan Strickland garip bir tip FBI ile çalışıyor olması mucize gibi (ben olsam bakkalda bile çalıştırmam) Yazar kendisini zeki gibi göstermeye çalışmış başaramamış (kızın mimiklerinden olayı çözmeye çalışması gibi) Adam resmen sessiz sinema oynar gibi olayı çözdü. Bu kısım polisiyeden çok fantastik kurgu gibiydi. Kitaba bayılmadım ama gelin görün ki serinin ikinci kitabını da almış bulundım. Hemen ona da başlayıp bu yazara veda edeceğim. Kitaplığımda durmasının hiçbir anlamı yok. Öneri kısmında ise bildiğimiz yazarlardan şaşmayalım. Paramıza ve zamanımıza yazık olmasın. Önermiyorum almayın OKUMAYIN ve OKUTMAYIN KitapRüyasından Sevgilerle
Kayıp KurbanJennifer Hunter · Sonsuz Kitap · 202629 okunma
2/10
·352 syf.·
2026 52. kitabı
Selam, Okumakta zorlandığım bir kitabın yorumuyla geldim. Yorum spoiler içermiyor, bilginize. Şimdi arkadaşlar... ben bu kitabı sevmedim. Olmamış yani. Hani tutabileceğim hiçbir yeri yoktu ya. Neden mi? Anlatayım. Öncelikle benim yazardan okuduğum ilk kitaptı ve açıkçası dilini hiç sevmedim. Fazla mekanik ve sığdı. Hiçbir derinliği yoktu. İlk 150 sayfa hikayede yazarın bize karakterleri ve mekanları tanıtmasını okuduk. Mesela kızımız arkadaşıyla oturuyor. Birden hikaye orada duruyor ve biz kızımızın o kişiyi anlatmasını okumaya başlıyoruz. Dış görüşünüzü, sevdiği şeyler, kızımız için ne anlama geldiği ve ne zaman tanıştıklarını filan. Hikaye içinde bu şekilde sürekli yazar müdahalesiyle karşılaştım. Akmadı yani kitap. Bitsin diye sayfaları saydım. İkincisi karakterler fazla ama çok fazla karikatüristikti. Hiçbiri son sayfaya kadar bir karakter gelişimi sağlamadı. Sonra birden fikirleri değişti ama o noktaya gelene kadar o kadar çok tavırlarında değişim yada yumuşama olması gereken yer vardı ki... Hiçbirinde bir şey olmadı ama son 10 sayfada hepsi fikrini birden değiştirdi. Ayrıca öyle kör inatları vardı ki okutken fenalıklar geçirttiler. Ayrıca hiçbiri sevilecek insanlar değillerdi yani. Tüm bunların dışında her karakterin kendince bir nedeni var ama hepsi o kadar sığ ve saçma nedenler ki anlatamam. Yani o kadar drama gerek yoktu. Bu nedenlerle yoktu. Saçmaydı. Kitabı okurken sıkıldım. Sıkıldım. Sıkıldım. Ne yan karakterler ne de ana karakterler okunabilirdi. Kısmen konusu ve adada geçmesi güzeldi ama o kadar. Kısacası olmamış. Ben beğenmedim. Sağlam bşr kaynaktan öneri almadıkça yazardan başka kitap okumam heralde. Tavsiye eder miyim? Hayır.
Ay Işığı ve YakamozÜmran Tan · Pukka Yayınları · 2026120 okunma