“Aslında bana önerilerde bulunulmasını –öneriler iyi bile olsapek yararlı bulmuyorum, çünkü kendi sorunumla kendim uğraşmalı ve kendi çözümümü bulmalıyım. Ama senin deneyimlerini ve bunlarla nasıl başa çıktığını öğrenmek işime yarayabilir.”
DYP Genel Başkanı ve Başbakan seçilen Tansu Çiller ilk başlarda, "Askerî çözüm kaçınılmazdır" diyenlere karşı açıkça siyasetin tek ve kalıcı çözüm odağı olması gerektiğini savunuyordu: "(Kürt Sorunu) TBMM'nin meselesidir... Soruna Meclis'in çatısı altında ulusal bir çözüm bulmak için her şeyi yapacağım" ifadesi ona aittir. Bu doğrultuda Çiller, "Kürtçe eğitim ve Güneydoğu'ya yönelik birkaç saatlik Kürtçe yayın yapılması" gibi öneriler aracılığıya nabız yoklamaya girişti. Süleyman Demirel ve dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'in bu önerilere tepkileri sert oldu. Çiller'in bu türden çıkışlarını terk edişini kısa bir kararsızlık dönemi izledi ve sonuçta terörle mücadelede sert bir söylem öne çıktı. Sözgelimi Meclis'teki Demokrasi Partisi'nden (DEP) vekiller için; "PKK'yı Meclis'ten atacağız. Meclis'te PKK'ya tahammülümüz kalmadı. Bazı DEP'lilerin dokunulmazlığının kaldırılması için oy kullanacağım," diyen bir Çiller vardı. Bu değişim, DYP'li Şahinlerden Coşkun Kırca'nın da dikkatini çekmiş, "Tansu Hanımefendi'deki fikir ve yön değişikliği... adeta mucizevidir" demesine vesile olmuştu.