Nergis

Nergis
@onges
Yoğun bir sürecin ardından uzun süredir uzak kaldığım okuma alışkanlığımı tekrar kazanmaya çalışıyorum. Kasım 2025’ten itibaren okuduklarımı ve fikirlerimi paylaşıyorum..
5/10
·128 syf.··
2025 11. kitabı
Kitabın orijinalliğine ve yazımına bir şey söyleyemem. İçinde çok haklı cümleler bulabilirsiniz. Sadece benlik değildi diyebiliyorum. Sanırım ben kafama bir şeyleri vura vura sokan didaktik kitaplardan hoşlandığımdan ve bir kitapta hep bir mesaj bulma kaygısı yaşadığımdan. Karakterler çok depresif. Bu benim için yorucuydu. Anlatılmak istenen duygular asla doğrudan verilmiyor. Daima bir edebi hava var. Hep bir dolaylı yol var bir sis var duyguların üzerinde. Bazen de dümdüz söylemek lazım sanki. Kitabı okurken karakterlerin bu yalnızlığı mı desem, tarzı mı desem, hayatı yaşayış biçimleri mi desem bana çok inandırıcı gelmedi. Ve bu durum karakterlerin bana sinir bozucu ve olağan dışı gelmesine neden oldu. İnandığım bir hikaye okumuşum gibi hissedemedim. Yine de yazarın başka kitaplarıyla devam edeceğim
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·96 syf.··
2025 10. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2025 01:12
Kitabı elime aldım ve bıraktığımda bitmişti. O kadar güzeldi ki… İnsanı insan yapan birçok karanlığı anlatan bir kitap oldu benim için. İnsanlar neden bir başkası adına mutlu olmayı bilmez? Bu haset ve hazımsızlık bütün insanlığın mayasında var mıdır? Neden etrafımızda olan biteni bir kere olsun kendimizden bağımsız düşünmeyi beceremeyiz? “İnsanı hayvanlardan üstün kılan devamlı daha fazlasını isteyişi değil midir?” Diyor kitapta. Gerçekten de insanı üstün kılan ihtirası mıdır? Yoksa bizi bir doğal seçilimle ipe dizen, hayatta akla gelecek ne çeşitten düşmanlık varsa zeminini döşeyen şey midir bu ihtiras? Bence bir insan en çaresiz anında bile neyse odur. Hayatta kalma içgüdüsüyse bambaşka. Bu yüzden gözünü kırpmadan insan öldüren Kino, başkasının kanosunu çalıp gitmeyi hiç düşünmez. İçinde taşıdığı potansiyel kötülüğü bahanelerle maskelemeye uğraşanların girdiği çaba ne kadar anlamsız! Evet insan, korkudan aklını kaçıracağı anda bile, içindeki su ne kadar berraksa o kadar berrak, ne kadar bulanıksa o kadar bulanıktır. Bu kitabı okurken aklımdan geçenler bunlar oldu. Ben nedense Kino’nun İncisinden vazgeçmeyişini hiç açgözlülük olarak görmedim. Kino sadece mücadele etmek istedi, atalarının kaderinin kırılmasını istedi. Sadece bilmeyi istedi, kanmayı değil. İnci onun gözünden umuttu, ama toplumun gözünde kıskançlığa ve ihtirasa dönüştü. Öyle bir an geldi ki İncinin rengi soldu, yüzeyindeki resimler silindi ve denizin dibini boyladı. Cehalet üzerine de düşündürdü. Cehaletin ne kadar büyük bir çaresizlik olduğunu çok güzel hissettirdi kitap. Birçok insanın açgözlülük olarak değerlendirdiği şey, yalnızca bilme isteğiydi, bu yüzden benim için açgözlülük değildi. Cehaletini bilmeyen insanın işidir açgözlülük diye düşünüyorum. Öyle bir kitap ki, okurken içindeki bütün o
İnciJohn Steinbeck · Remzi Kitabevi · 200649,8bin okunma
7/10
·352 syf.··
2025 9. kitabı
Yorumum spoiler içerebilir. Yazarın okuduğum bu ilk kitabında, bana hikaye çok çok uzatılmış geldi. Kitapta aşk, olabilecek en basit haliyle ortaya çıktı, aynı şekilde ölüm olabilecek en basit haliyle ortaya çıktı. Bazı şeyler havada kaldı, hiçbir yere bağlanmadı. Belki Adalet’i anlayabilmemiz için verilmiş bu detaylar bende pek bir şey uyandırmadı. Sadi Seber’in ve Mahsun’un gizemini tüm kitap beklemişken, bu kadar basit sonlara bağlanmaları biraz hayal kırıklığı oldu. Yine de kitabın genel havasını sevdiğimi söylemeliyim. Absürttü çünkü. Yazarın diline alışmam da biraz zaman aldı. Garip bir şekilde bazen etkileyici bazen çok ergence buldum anlatımı. Bazen cümlelerin altını çizdim, bazen de bu ne böyle dedim. Çok aradayım bu konuda.. Çok hoşuma giden şeyler Sadi Seber ve Adaletin diyalogları ve kitabın son 2 sayfasında geride bırakan kişinin yaşadığı ömre son bakışıydı. Bu kısmı defalarca okudum… “İnsan görkemli güzelliğini ölene dek bilemiyor. Ne dünyanın ne kendisinin. Kalbin terazisi, yitirilmemiş hiçbir şeyin kıymetini hakkıyla ölçemiyor. Oysa bir bilseniz, ah bir bilseniz… Birbirinize dokunan elleriniz, bir kitabı aralayan parmaklarınız, şarkı söyleyen dudaklarınız, ince tebessümleriniz, çiçekli sevinçleriniz, heveskar hayalleriniz, kırılgan kalplerinizle siz ve sahilleri döven dalgalarıyla, ardıç ağaçları, ötücü kuşları, şaşkın sincapları, sabah serinlikleri, öğlen güneşleri, akşam rakıları, kırmızı kirazları, revnaklı yıldızları, her defasında muhakkak sabaha uzanan geceleriyle dünya, ne güzelsiniz… Kahraman, korkak, şefkatli, ahmak, geçici, az sonra eriyecek bir kar tanesi kadar geçici ama ne güzelsiniz… Bir hayatım daha olsa, korkmadan dokunmak için yaşardım onu. Bir keklik beslerdim ellerimle, varsın uçsun sonunda. Bir çiçek büyütürdüm, varsın solsun
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,5bin okunma
9/10
·238 syf.··
2025 8. kitabı
Okuduğum en farklı kitaplardan biri. O kadar masalsı ve benzersiz bir anlatımı var ki. Her yeni bölümde bahsedeceği yeni karakteri ve her şeyin birbiriyle bağlanmasını iple çekerek bekledim. Beni gafil avlayacağını bile bile her seferinde gafil avlandım. Okuması yorucu olsa da, sanki böyle nefes nefese koşuyormuşsunuz ve beyninizi aşırı yüklüyormuşsunuz gibi hissettirse de ben bu kitabı sevdim. İlk yarısında kitap elimde 4-5 gün döndü açıkçası ama ikinci yarısını bir günde okudum. Bazı karakterler sahneden bir anda çekilip kayboluyor, bazı şeyler bir sonuca varamıyor, kitabın kendine has masalsı tarzından olacak heralde normalde çok takılacağım bu gibi şeylere pek takılmadım. Her okuyanın bambaşka şeyler çıkarabileceğini ve bu kitabı okumanın başlı başına bir deneyim olduğunu düşünüyorum kendi adıma
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma
8/10
·210 syf.··
2025 7. kitabı
“Acı bir kader değildir, insanın değişmez yoldaşıdır.” Daha fazlası olmasın dediğim her sefer daha fazlası oldu kitapta. İmkansızlıklar içinde herkesin kendi rolünü oynadığı, felaket sonrası herkesin her şeye rağmen birbirine tutunduğu bu ailenin hikayesi bence çok güzeldi. O kadar yoksuldular ki, başlarına gelenlerin, onları bugüne getiren geçmişin muhakemesini bile yapamadılar gibi hissettirdi. Sadece hayatta kalmak için yaşanmış bir ömür... Kitaptaki çocuk karakterlerin masumiyeti beni en çok etkileyen şey oldu. Onlar her zaman mutlu olmanın bir yolunu bulabildiler… Hayatta insanın başına her şey gelir diye düşündürttü bu kitap bana. Ve geriye sadece her şeye rağmen yaşamaya devam etmek kalır…
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,3bin okunma