8/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 19:01
Bazı kitaplar yalnızca bir hikâye anlatmaz; insanın kalbine dokunur, onu kendi geçmişiyle ve duygularıyla yüzleştirir. Gülseren Budayıcıoğlu'nun Kırmızı Pelerin adlı romanı da tam olarak böyle bir eser. Kitabı okurken yalnızca Ayşa'nın hikâyesini değil, aslında birçok insanın görünmeyen yaralarını da okuyorsunuz. Romanın merkezinde yer alan Ayşa, çocukluğundan itibaren sevgi eksikliği, ihmal ve travmalarla mücadele etmiş bir kadın. Onun yaşadıkları zaman zaman insanın içini acıtıyor, zaman zaman da hayranlık uyandırıyor. Çünkü ne kadar yara almış olursa olsun, hayata tutunmaya ve kendi benliğini bulmaya çalışıyor. Kırmızı pelerin ise bu mücadelenin güçlü bir sembolü olarak karşımıza çıkıyor; hem bir sığınak hem de geçmişin karanlığına karşı bir meydan okuma gibi. Kitap boyunca en çok dikkatimi çeken şey, insanların davranışlarının altında yatan sebeplerin ne kadar derin olabileceğiydi. Dışarıdan bakıldığında anlaşılması zor görünen birçok duygu ve davranışın aslında yıllar öncesine uzanan acılardan beslendiğini görmek oldukça etkileyiciydi. Gülseren Budayıcıoğlu, psikiyatrist kimliğinin verdiği deneyimle karakterleri öyle gerçekçi anlatıyor ki onların acılarını, korkularını ve umutlarını hissedebiliyorsunuz. Kırmızı Pelerin, sadece bir travma hikâyesi değil; aynı zamanda iyileşmenin, yeniden ayağa kalkmanın ve insanın kendini keşfetmesinin hikâyesi. Kitap zaman zaman hüzünlendirse de umudu tamamen kaybetmiyor. Bu yönüyle okuyucuya, en karanlık geçmişlerin bile geleceği belirlemek zorunda olmadığını hatırlatıyor. Kitabı bitirdiğimde geriye yalnızca Ayşa'nın hikâyesi değil, insan ruhunun ne kadar kırılgan ama bir o kadar da güçlü olduğu düşüncesi kaldı. Duygusal derinliği yüksek, psikolojik çözümlemeleri başarılı ve etkileyici karakterlere sahip bir roman okumak
Duygu ve Düşünce
Kırmızı PelerinGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 20223,442 okunma
7/10
·%69 (302/432 syf.)··
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:36
bu kitap için yapılabilecek en kısa ve yerinde yorum sanırım "iyi değildi ama guilty pleasure sayılabilir," olur. çünkü çok edebi ya da çok iyi yazılmış bir eser bekliyorsanız sizi tatmin etmez. fakat benim gibi sıfır beklentiyle başladıysanız ve amacınız tamamen kolay bir dille kaleme alınmış harry potter ile monster high karışımı bir kurgu okumaksa gayet eğlenebilirsiniz. şahsen benim karakterlere deli gibi sinirlendiğim yerler de oldu, garip bir şekilde kendimi kahkaha atarken bulduğum da oldu. kitap size asla sevilesi karakterler vaat etmiyor, hatta tam tersi; karakterlerin hepsi o denli korkunç şeyler yapıyor ki bazen ben bile onlar tarafından manipüle edildiğimi hissettim. zorba olmaları benim gözardı edebileceğim bir unsur, tek sorunum rıza kavramından bihaber yaşamaları diyebilirim. zodyak öyle bir yer ki birbirine dokunan dokunana. ayrıca altyazı geçmezsem öleceğim: ikizlerin kimi yerlerde beyinleriyle değil duygularıyla düşünmesi çok sinirime dokundu. sizi en ufak fırsatta öldürmeye çalışan adamlarla niye öpüşüyorsunuz yahu? bazen ikisinin kafasını alıp birbirine vurmak istedim ciddi anlamda. hem darcy'nin hem de tory'nin biraz mal olduğunu düşünüyorum —diğer karakterlerin direkt çok mal olduğu konusunda kesinim— o yüzden henüz umudumu yitirmedim. orion'ı seviyorum sanırım şu anlık. diego ve sofia'yı okumak da hoşuma gitti. garip bir şekilde sevmediğim karakterleri dahi daha fazla okumak için sabırsızlanıyorum şu an. caleb sen adam olacaksın ben de göreceğim. ümitliyim senden. AYRICA ek bölümdeki gareldine ve max çok tatlılardı ufak bir etkileşim sezdim. guilty pleasure işte, başladık bir kere. mlsf tüm seriyi okuyacağımı bildirmeliyim </3
UyanışSusanne Valenti · Olimpos Yayınları · 2025368 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·344 syf.··
2026 71. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 19:16
Freida McFadden'ın Öğretmen kitabı, bir lisede geçen ve öğretmen-öğrenci ilişkisi etrafında şekillenen gerilimli bir hikâye anlatıyor. Kitap boyunca okulun popüler öğretmenlerinden Nathaniel Bannet ve öğrencisi Addie etrafında gelişen olayları görüyor ve meydana gelen olayların arkasındaki gerçeklerin peşine düşüyoruz. Her bölümde yeni bir detay ortaya çıkarken hikâye giderek daha karmaşık ve merak uyandırıcı bir hâl alıyor. Freida McFadden zaten okumayı sevdiğim yazarlardan biri. Birçok kitabını okudum ve en sevdiğim yanı, okuyucuyu daha ilk sayfalardan hikâyenin içine çekebilmesi. Kitapları genellikle çok akıcı, tempolu ve sürükleyici oluyor. Uzun uzun betimlemeler yerine olay odaklı ilerlediği için elden bırakması zor eserler ortaya çıkıyor. Öğretmen de bu açıdan beklentimi karşıladı. Çok kısa sürede, neredeyse soluksuz şekilde okudum. Gerilim ve ters köşeleri sevenler için tam bir "çıtır çerez" kitap diyebilirim. Buradan sonrası spoiler içerir. Kitabı genel olarak çok beğensem de beni rahatsız eden bir iki nokta oldu. Okurken yazarın bazı gerçekleri okurdan sakladığını hissettim. Özellikle kitabın sonunda ortaya çıkan ve Jay ile ilgili olan büyük sürpriz beni gerçekten şaşırttı. Ancak geriye dönüp baktığımda, bunun doğal bir gizem yaratmaktan çok okuru yanlış yöne yönlendirmek için yapılmış olduğunu düşünüyorum. Ben okurken Jay ile ilgili olayları iki farklı insan üzerinden değerlendiriyordum. Özellikle ayakkabı mağazasında çalışan karakter hakkında evli ve çocuklu biri olduğu yönünde güçlü bir izlenim bırakılıyor. Teknik olarak bu bilgi doğrudan verilmemiş olsa da anlatım biçimi ve kullanılan imalar bizi bilinçli olarak bu sonuca götürüyor. Bu nedenle finalde ortaya çıkan gerçek beni şaşırtsa da, sonradan düşündüğümde bunun biraz "hedef şaşırtmak" adına
Edebiyat
ÖğretmenFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,947 okunma
Biraz hayal kırıklığına uğrattı... DİKKAT SPOİLER VAR
8/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Evet...ilk defa bir inceleme yazıyorum çünkü bu kitabı okuduğumda hissettiklerimi içimde tutmak istemedim. Kitap ilk başlarda gayet iyi ilerliyordu bir sıkıntısı yoktu ama yazar Euria'yı savunuyormuş gibi cümleler vardı yani okurken öyle hissediyordum sanki Euria'nın kötü olması mükemmel birşeymiş gibi... sanki zalim olması çok havalıymış gibi. Öyle bir hissiyat aldım bilmiyorum. Bence Euria kitapta fazla yüceltildi bu kadarına gerek yoktu. Ayrıca ne olursa olsun ben hiçbir zaman Euria'ya acımayacağım çünkü kötü olmak bir seçimdir. Herkes hayatta kötü ve dehşet verici şeyler yaşıyor ama herkes kötü olmayı sevmiyor Euira bunu kendisi seçti yani başına gelen herşeyi hak ettiğini düşünüyorum hatta daha fazlasını hak ediyordu. Şimdi spoilerli kısma geçiyorum (SPOİLER) ÇOOOK fazla gereksiz yere karakter öldüğünü düşünüyorum. Tamam Lin'in ölmesi çokta mantıksız gelmedi ama mesela diğerlerinin ölümü çok gereksizdi sanki sadece öldürmek için öldürüldüler ve çok aceleye geldi. Mesela Nyx ve Valro'nün düşünecek beyinleri yok mu Euria'nın öldürücü gücünden haberdarlar nasıl olur da canları çok kolay birşeymiş gibi Lin'in önüne geçip bizden yararlan diyebilirler? Lin bile kendine o kadar güvenmedi onlar nasıl güvendi pardon? Zatne ikisi de gereksiz yere öldü. Mesela Andros'un ölümü de çok aceleye getirilmişti. Ya resmen zafer kazanıldıktan sonra Andros'un öldüğünü öğrendik ve yazar bunu çok yüzeysel bir şekilde anlatmıştı bir cümlede anlatıp bitmişti. Zaten adamı bu kitapta tanıdık en azından onun için adil bir son gerekiyordu ölüm nedeni acayip saçma adamın kalkan ve saldırı gücü var buna rağmen Drystan'ın zaman kazanması için birkaç askerle savaşırken öldü öyle mi? Kulağa çok saçma ve mantıksız geliyor. Delhin ve Rakan'ın ölümünden de sanki günlük bişeyden bahsediyormuş
Diyarların YazarıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 202691 okunma
Puan vermedi·383 syf.··
2026 67. kitabı
İlk öncə filmini izləmişdim sonra isə elə imkan yarandı ki oxudum. Film çox yaxşı olsa da təqdir edərsiniz ki, dönəm filmləri çox ağır keçir. Lakin qəribə olan odur ki, kitabı daha rahat oxudum. İngilis ədəbiyyatından çox əsər oxumamışam və mənə həmişə elə gəlirdi ki, onlar tamamilə ayrı dünyaların insanlarıdır və heç cür empatiya qura bilmirdim. Şeyhpirdən sonra ceyn xanım birazda olsa bu hissi qıra bildi. “I have been a selfish being all my life, in practice, though not in principle.”
Aşk ve GururJane Austen · Armada Yayınları · 202098bin okunma
Puan vermedi·272 syf.·
2026 47. kitabı
Eylül, sadece bir yasak aşk hikayesi değil; insan ruhunun en karanlık, en hassas ve en kırılgan köşelerine tutulmuş edebi bir aynadır. Suat (kadın) ve Necip, birbirlerine duydukları aşkın farkına vardıkları andan itibaren muazzam bir suçluluk duygusu yaşarlar. Süreyya’nın ikisine de safça güvenmesi, bu suçluluk yükünü daha da ağırlaştırır. Roman boyunca bu iki karakterin arzuları ile ahlaki değerleri ve vicdanları arasındaki savaşı izleriz. Ve gerçek hayatta kavuşamamış olsalarda onlar bu imkansız aşkta, yan yana can vererek kurtulurlar. Onları yalnızca ölüm birleştirir. 'Aşk işte buydu!' Belkide...
1000Kitap
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202150,1bin okunma