Takva/İttika/Müttaki
Hak Teâlâ'dan korkmak, insanı günaha, aşağılık bir duruma düşürecek şeylerden sakınmak, nefsi meşru olmayan şeylerden korumak ve muhafaza etmektir. Bu şekilde hareket eden, sorumlu tutulduğu dinî vazifeleri yerine getirmeye çalışan şahsa (Müttaki) denilir. Müttakilerin Özellikleri Gerçek anlamda müttaki kimlerdir. İşte bunu, Kur'an-ı Mübin'in bu ayetleri (Bakara 2/3-4-5) şöylece açıklıyor: (O sakınanlar ki gayba inanırlar.) Yani görmedikleri halde aklî ve nakli delillere dayanarak birtakım varlıklara inanırlar. Vazifeleri olan (Namazı da dosdoğru) edeplerine ve erkânına riayet ederek (kılarlar.) Bu kutsi ibadeti vaktinde eda ederler (ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de infakta bulunurlar.) Yani: Allah tarafından ihsan buyurulmuş olan nimetlerden bir kısmını da ailelerine zekât ve sadaka olarak sair muhtaç kimselere sarf ederler ve insanlığa hizmet etmiş olurlar. (Ve onlar) o takva kişiler (O kimselerdir ki) Resulüm! Ey Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve sellem)! (Sana) yüce katımdan (indirilmiş) olan yüce Kur'an'a iman ederler. (Ve senden evvel) sair peygamberlere (indirilmiş olan kitaplara da iman ederler.) Hepsini doğrular ve yüceltirler. (Ve onlar ahirete de) inanırlar, bir sonsuz ödül verme ve cezalandırma âleminin varlığını da tasdik ederler. Onun varlığına (kesin olarak inanırlar.) (İşte onlar) öyle güzel bir iman sahibi olup Allah'tan korkan emir ve yasaklarına titizlikle uyanlar (Rabbi kerimleri tarafından bir hidayet) ve mutluluk (üzeredirler.) Onların güzelce sakınmaları kendilerinin böyle pek büyük bir nimete ulaşmalarına sebep olmuştur. (Kurtuluşa erenler de ancak onlardır.) Her türlü korkudan, ahirete ait sorumluluktan emin olacak olanlar, onlardan başkaları değildir. Binaenaleyh bu ilâhî beyanlar, bütün insanlığa hidayet, esenlik ve
Kitap Alıntısı
Duyumlar,Düşünceler,Olasılıklar
Cadılara gelince,büyücülüklerinin gerçek bir güç olduğunu düşünmüyorum ancak yinede büyü ile kötülük yapabileceklerine dair yanlış inançları yüzünden yapma amaçları nedeniyle haklı olarak cezalandırılıyorlar.Meslekleri bir zanaat ve bilimden ziyade bir dine yakındır.Periler ve hayaletlere gelince bence bu görüş kasıtlı olarak çürütülmemiştir,böylece şeytan kovma,haçlar ve kutsal su gibi icatların itibarını korumak amaçlanmıştır.. Kötü insanlar batıl inançları kullanarak insanları istismar etmektedir.Batıi inançların yanlış olduğu okullarda öğretilmeliydi fakat onlar batıl inançları destekliyorlar.İyi düşüncelerin Tanrı tarafından insan oğlunun ruhuna üflendiğini kötü düşüncelerin ise şeytan tarafından geldiğini söylerler. Aslında sağduyu hayal gücüne,hayal gücü hafızaya,hafızada yargıya teslim eder,kanaat sahibi olunur.Tüm düşünceler(akli ve doğa)duyumdan gelir.Hayal gücü hafıza gücünü aşamaz.Zihin gelecekteki gelecekteki bir sonuca ulaşmak için geçmiş deneyimlerini sıraya koyar.İnsan kesin bilgiye değil olasılıkları değerlendirerek yaşar.
Sayfa 27
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Siyonist Haham Ronen Şalov şöyle diyordu: "Gazze'de doğan her çocuk ölene kadar aç kalmalıdır! Çünkü onlar bugün açlıktan ölmezlerse gün gelecek bizi aç bırakacaklar. Bu çocuklar çok değil bir kaç yıl içinde yetişkin olacaklar ve bize asla acımayacaklar. Bu yüzden şimdiden çocuklara acımamalıyız! Sadece İsraili sevmeyen gerizekalılar geleceğin teröristleri için üzülüer. Çocuk bile olsalar ... " Karakterleri ve itikadları işte böylesine akıldan, vic­dandan ve insan olma şerefinden uzaktır onların. Bu ne­cis zihniyete göre çocuk "çocuk" değildir eğer Müslüman çocuğuysa. "Geleceğin teröristidir" ve büyümeden öldü­rülmesi gerektir. Bu nedenle İsrail, medyanın Gazze'de öldürülen çocukların isimlerini söylenmesini dahi ya­saklamıştır.
Çünkü onlardan olmayan bir bilim insanı çıkıp ken­di vatanı için: "Bu topraklarda toryum var, enerjiye muhtaç ol­mayız." dediğinde... Sistem sarsılır. Bir bilim kadını: "Radyasyonla kanseri tedavi ede­ biliriz." dediğinde ... İlaç devleri rahatsız olur. Bir düşünür çıkıp: "Bu tarih, size öğretilenden başka." dediğinde ... Algı imparatorlukları çöker. İşte bu yüzden bilim insanları hedef alınır. Çünkü onlar sadece bilgi üretmez ... Uyandırır!
İslami devlet nosyonu Mustafa Kemal ve taraftarlarına yabancıydı. Onlar böyle bir devleti statükonun devamı ve Türkiye’nin geriliğinin sürmesi olarak görüyorlardı. Kemalistler Türkiye’nin modern bir ulus-devlete dönüştürülmesini, Mustafa Kemal’in (Atatürk) sözleriyle, “çağdaş uygarlık seviyesinde ileri ve uygar bir ülke olarak” yaşamasını istiyorlardı. Böyle bir ulus, modern bir sanayileşmiş ekonomi yaratmak için bilime ve modern eğitime önem veren laik ve akılcı bir ulus olmak zorundaydı.
Alıntı
Onlar Allah'ın Çağrısına İcabet Ederler
Ruhu Allah ile irtibata geçmemiş, gözüyle Allah'ın yarattığı âyetleri görmeyen, kulağı ile Allah'ın kitabındaki âyetleri dinlemeyen, aklıyla düşünmeyen, Allah deyince kalbi ürpermeyen, duygulanmayan kimse sırf nefes alıyor diye canlı mı sayılacak?
Sayfa 45 - Timaş İnanç·Kitabı okuyor