Bizim küçük Anadolu şehirlerimizde bu müzmin evlenme hastalığı daima hüküm sürmektedir. En kuvvetliler bile bir iki sene dayanabildikten sonra bu amansız mikroptan yakalarını kurtaramazlar ve kör gibi, önlerine ilk çıkanla evleniverirler.
Çocuğun bu metaneti orada bulunanların kalbini parçalıyordu. Zaten, bir felakete sessiz ve soğukkanlılıkla tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunç ve ezicidir.
İnsan ne tuhaf bir varlık? En gerektiği anda tüm güçlerini kaybediyor. Neşeden sarhoş olsa da aslında yine de kapalı bir alana kısılıp kalmış değil mi? Sonsuzluk içinde yitip gitmek istediğinde de aslında dönüp dolaşıp yine o soğuk ve sıradan varlığa gelmez mi?