Haluk Oytun Ünlü

Haluk Oytun Ünlü
@onsilversky
“ Bu dünyada nadiren iki insan birbirini anlıyor...” Goethe

Haluk Oytun Ünlü

, bir kitap okudu
Puan vermedi·189 syf.·
2020 3. kitabı
Oğuz Atay
8/10 · 33,4bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ana dil
Babamın anadili gibisin. Anladığım ama konuşamadığım... Var mı anlatamamanın daha acı bir izahı? Yanılmışım,öyle olmadığında ısrar etmiştim Oysa daha mühim şeyler varmış, hayli geç farkına vardığım Aşk yerini kalp ağrısına bıraktığında anladım... Yanılmak üzere kuruluymuş meğer dünya Ağrımak kaydıyla dolaşıyor damarda kan Ne yazık geçti artık benden hayaller çağı.. ilk akı fark ettiğim ayna çoktan kırıldı Elini vicdanına koy da cevap ver İnsanın saç dipleri ağrır mı?Yalanmışım gerçek olduğumu zannediyordum Oysa daha esaslı şeyler varmış Dışarıdan baktığımda gördüm ve anladım.. Kaybedeceksiniz diye fısıldayarak dönüyormuş dünya.! Er geç ağlamak şartıyla gülüyormuş insan..
Sayfa 32
Sebeb-i Ziyaret
isyan etmiyorum haşa Lâkin yaş kırka dayandı Sebeb-i ziyaretimi anlayamadın bir türlü Neyse, şükür ki bitecek; er ya da geç Bu yaşamak hastalığı...
Sayfa 29
Şaşıp kalma üstüne
Sevebilirim, hem de nasıl, dile benden ne dilersen, canımı, gözlerimi. Kızabilirim, ağzım köpürmez, ama devenin öfkesi haltetmiş benimkinin yanında, devenin öfkesi, kinciliği değil. Anlayabilirim çoğu kez burnumla, yani en karanlığın, en uzaktakinin bile kokusunu alarak ve dövüşebilirim, doğru bulduğum, haklı bulduğum, güzel bulduğum her şey için, herkes için, yaşım başım buna engel değil, ama gel gör ki çoktan unuttum şaşıp kalmayı. Şaşkınlık, alabildiğine yuvarlak açık ve alabildiğine genç gözleriyle bırakıp gitti beni. Yazık.
Şiir
    “İlk başta gün yeterince aydınlıktır, gökyüzü berraktır, güneş omuzlarınızı ısıtır. Ama çok geçmeden etrafınızda hafif bir sis oluştuğunu fark edersiniz ve hava da artık o kadar ılık gelmez. Bir süre sonra, güneş kalın bir kumaşın ardında kalmış loş bir lamba gibi olur. Ufuk gri bir pusun ardında kaybolmuştur ve akşamüstü karanlığında üşümüş ve ıslanmış halde dururken rutubeti akciğerlerinizde yoğun bir şekilde hissedersiniz…”