“Eğer günümüzde saygı beklentisinin anlamını kurcalarsak şunu hissetmemiz olasıdır: "Otorite"ler kendi konumlarının sarsılabilirliğinden duydukları korku nedeniyle, kendi altında gördüğü insanlara "sorgusuz itaat" vazederler. Zira esasen korkan otorite, hâliyle korkulan olmak ister. İşte bu nedenle "saygı" kelimesinin altına baktığımızda karşılaştığımız sıklıkla "korku" olur.
…Hayattan beklentisi olmayan, güvenliği ve garanticiliği șiar edinmiş insanlar olarak çocuklarımıza kendi anlayışımızı -aynı yaşama içgüdüsü ile- aşılıyoruz. "Evladım garantili işlere gir", "fazla çıkıntı olma!", "uslu ol!", "büyüklerinin sözünü dinle!". Okullar da aynı şekilde sıklıkla sorgulamayı değil neyi hangi sınırlar içerisinde düşünülmesi gerektiğini, nasıl uslu, itaatkar çocuklar olunacağını öğretirler. Bu yüzden de hayat konusunda beklentisi olmayan insanların korkularından dolayı beklentisizlik yaratma, ezber, dolduruşa gelme/getirme döngüsü sürer gider.”
Ne yapsınlar onuru, vicdanı? Ne onur ne de vicdan, ayağına giydiğin çizmenin yerini tutmaz. Onurla vicdan, iktidarı ve gücü elinde bulunduranlara lazım…
Sayfa 21 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
İnsanlar vardır, bilirsiniz, başkalarından sürekli bir şeyler bekler ya da isterler. Aslında bu, bir insanın ihtiyaçlarını kendisinin karşılamasından çok daha büyük bir çabayı gerektirir. Üstelik onur kırıcıdır da. Ama onlar için önemli olan diğer bir insanın ya da insanların kendileri için bir şeyler yapmasıdır.