— Demek düşündünüz? Gördünüz mü, keskin bir görüşünüz var, doğru değil mi? Eminim, kaz hikâyesiydi bu... Tam o sırada birdenbire kabadayılık tasladığım için beni hor gördüğünüzü düşündüm, sizden nefret ettim neredeyse, zırvalamaya başladım. Sonra (az önce oldu bu, burada) hani “Tanrı olmasa Onu icat etmek gerekirdi” dediğim zaman; sanki ne kadar bilgili olduğumu göstermekte acele ediyor gibiydim... Bu cümleyi bir kitaptan aktardığımı da ekleyeyim. Fakat yemin ederim size, doğru bu, telaşlı atılışım gururundan değildi: Neden olduğunu da bilmiyorum, belki de sevinçtendi, gerçekten sevinçten... Gerçi insanın sevinçten önüne gelenle sarmaş dolaş olmaya kalkışması da ayıp, onu da biliyorum. Yalnız hiç olmazsa beni küçümsemediğinizi, bunun kafamın bir uydurması olduğunu anladım artık. Ah Karamazov, öyle mutsuzum ki! Bazen aklıma neler, neler gelir: Herkesin, bütün dünyanın benimle alay ettiği... İşte o zaman ben de dünyayı altüst etme isteğine kapılıyorum... — Ve çevrenize eziyet ediyorsunuz, diye gülümsedi Alyoşa. — Çevremdekilere, hele anneme etmediğimi bırakmıyorum. Şimdi, şu anda çok gülünçüm değil mi, doğrusunu söyleyin Karamazov! — Canım düşünmeyin bunu, hiç aklınıza getirmeyin böyle şeyleri! Hem gülünç olmak da ne demek? Gülünç olan ya da gülünç olduğunu sanan az insan mı var? Zaten zamanımızda yetenekli insanların hemen hepsi gülünç görünmek korkusunun tedirginliği içindedir. Beni şaşırtan, sizin bu duyguya bu kadar erken kapılmanız... Gerçi bu hali epeydir başkalarında da görüyorum ya... Çocuklarda bile görüyoruz. Delilik gibi bir şey bu... Bu aşırı duyarlık içe giren bir şeytan gibi bütün genç kuşağı sardı... Evet, tipik şeytan gibi, diye ekledi Alyoşa. Bakışını ondan ayırmayan Kolya, Alyoşa’nın bunu hiç gülümsemeden söylediğini gördü. Alyoşa sözünü bitirirken, —
Sayfa 740·Kitabı okudu
Utanç nice uzak bir duygudur ki Görülmez bir kez olsun yüzünüzde Onur eğreti bir giysidir Durur dökülürcesine üstünüzde Küçümsemek içinize oturmuş Bir yılan zehri her sözünüzde Gülmek yüzde kırışıklık korkusu Hain bir parıltıdır gözünüzde Yalan ki döne döne düştüğünüz Bir bataklıktır büyür özünüzde Güneş bile mevsimlik bir modadır O yaz yanığı uzak teninizde Dünya yaşlı bir çocuktur horladığınız Güler bir gün tüm acısıyla elimizde
1000Kitap
Reklam
Toplum... Güç toplumdadır.
.. bireyi kendi amaçları için kullanıyor, ona karşı gelecek olursa canına okuyor, eğer ona sadık biçimde hizmet ederse madalyalarla, maaşlarla, onur nişanlarıyla ödüllendiriyordu; ancak bağımsızken güçlü olabilen bu şey, elverişlilik uğruna engellere rağmen ülkenin bir ucundan diğerine ilerliyor, belli faydalar karşılığı para veya hizmet olarak ödeniyor ama hiçbir mecburiyet duygusu taşımıyor ve ödülleri umursamayıp sadece rahat bırakılmak istiyordu. ..Özgür insan hiçbir hata yapamaz. Ne isterse onu yapar - elinden gelirse. Gücü, ahlakının tek ölçütüdür. Ülkenin kanunlarını tanır ve hiçbir günah duygusu hissetmeden onları çiğneyebilir, ama cezalandırılacak olursa, bu cezayı hiçbir garez duymadan kabul eder. Güç toplumdadır.
Sayfa 335 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Hayatta bilinen ve istenen; insanların işini zevkle yapmaları, şöhret ve parayı ikinci plana atmalarıdır...
— Belki de öyle, diye gülümsedi Alyoşa. Şimdi benimle alay etmiyorsun ya ağabey? — Ben mi? Yo, üç aydır beni böyle bir bekleyişle izleyen küçük kardeşimi üzmek istemem. Bak yüzüme Alyoşa: Ben de tıpkı senin gibi bir çocuğum, yalnız rahip adayı değilim, o kadar. Rus delikanlılarının daha doğrusu onlardan bazılarının yaptığı ne? Şu oturduğumuz pis, havalı aşçı dükkânlarında buluşup, bir köşeye toplanırlar. Hayatlarının bu anına dek birbirlerini tanımadıkları, bu meyhaneden ayrıldıktan sonra da kırk yıl gene birbirlerini tanımayacakları halde şu anda şu meyhanede bulundukları bu kısa müddette ne konuşur, neye kafa yorarlar? Tartıştıkları sorunlar hep en önemlileridir: Tanrının varlığı, ölümsüzlüğün olup olmadığı... Tanrıya inanmayanlar sosyalizmden, anarşizmden; insanlığın yeni kalıplara sokulmasından dem vururlar. Evirir çevirir aynı konuları didikler, zaman zaman da karşı sorunları ele alırlar. En soylu gençlerin çoğunun, hem pek çoğunun ilgilendikleri konular bunlar değil mi? Alyoşa, hep o sakin, araştıran gülümsemeyle kardeşine bakarak, — Evet, dedi, gerçek Rusları ilgilendiren başlıca konular, Tanrının ve ölümsüzlüğün var olup olmadığı, bir de demin söylediğin gibi bunların karşıtı olan sorunlardır; böyle olması gerekir zaten. — Bak Alyoşa, Rus olmak her zaman pek akıllıca bir iş olmasa gerek, öte yandan bugünkü Rus gençliğinin uğraştığı konular kadar aptalca bir şey de düşünülemez. Ama ben gene de Alyoşa adında bir Rus çocuğunu pek severim! Alyoşa güldü. Karamazov Kardeşler — Ne de güzel bağladın! — Peki söyle, nereden başlayacağız, emret. Tanrıdan mı? — Nereden istersen oradan başla. İstersen “karşıt sorunu”nu al. Dün babamdayken Tanrı yoktur dedin ya. Alyoşa, kardeşini dikkatli bir bakışla süzdü. — Dün ihtiyarda yemekteyken sana mahsus takılıyordum, gözlerinin
Sayfa 310·Kitabı okudu
NEDAMET
Tanrım açamadık içimizi Artık buluşmak mahşere kaldı. Ne yelken ne gemi var limanda Kaçmak bir uzun sefere kaldı. Mercan bir sahildeymiş gemiler Bulmak kasvetli günlere kaldı.
Sayfa 61
Şiir
Reklam
Reklam