Çook güzeldiii
10/10
·174 syf.··
Beğendi
·
2026 139. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 11:53
Günlerim Hep Gece Benim – Çiğdem Turgay Selam kitap dostlarımm Bugün Çiğdem Turgay'ın yeni çıkan kitabıyla geldim. Daha önce yazarın Kırık Tel ve Dalgadaki Köpük kitaplarını okumuş ve çok sevmiştim. Bu kitap ise diğerlerinden biraz daha farklı; daha içsel, daha psikolojik ve insan ruhunun karanlık köşelerine dokunan bir anlatı sunuyor. Onur, sevgisini göstermeyi bilmeyen bir ailede büyümüş, çocukluğundan beri kendini ait hissedememiş, hep eksik kalmış bir genç adam. Hayat boyunca başkalarının gözlerinde kendini tanımaya çalışırken, bir gün karşısına Nevra çıkıyor. İlk kez görülmenin, anlaşılmanın ve sevilmenin mümkün olabileceğine inanıyor. Ancak bazı yaralar yalnızca sevgiyle kapanmıyor... Roman boyunca sadece Onur'un değil; ailesinin, Nevra'nın ve çevresindeki insanların da geçmişlerine tanıklık ediyoruz. Sevgisizlik, yanlış evlilikler, aile baskıları, çocukluk travmaları, kırılan güvenler ve nesilden nesile aktarılan yaralar hikâyenin her satırına sinmiş durumda. Çiğdem Turgay, karakterlerinin ruh dünyalarını öyle gerçekçi anlatıyor ki zaman zaman kendinizi onların düşüncelerinin içinde buluyorsunuz. Özellikle Onur'un yalnızlığı, aidiyet arayışı ve içsel çatışmaları uzun süre zihnimden çıkmadı. Bu kitap; sevginin eksik bırakıldığı evlerde büyüyen çocukları, ailelerin görünmeyen yaralarını ve insanın kendi karanlığıyla yüzleşme mücadelesini anlatıyor. Melankolik atmosferi, psikolojik derinliği ve güçlü karakter çözümlemeleriyle beni etkileyen bir okuma oldu. Çiğdem Turgay yine kalemiyle yüreğimize dokunmuş. Kesinlikle okunması gerekenlerden. Bazen insanı en çok yaralayan şey, hiç sevilememek değil; sevildiğini sanıp ona tutunmaktır... Psikolojik derinliği olan, karakterlerin iç dünyasına odaklanan ve aile ilişkilerini sorgulatan romanları seviyorsanız bu
Günlerim Hep Gece BenimÇiğdem Turgay · Perseus Yayınevi · 20263 okunma
Puan vermedi·545 syf.··
2026 17. kitabı
#Okudumbitti Yüzbaşının Kızı Rus edebiyatının kurucu isimlerinden kabul edilen Puşkin'in öykü ve romanlarını bir araya getiren bir eserdir. Yazarın sade ve akıcı dili Birgül sürükleyici hikayeleri, hatta ara ara sanki okuyucusuyla sohbet ediyormuş hissi vermesiyle etkileyici bir kalemi var. Kendisinden sonra gelen Tolstoy ve Dostoyevski gibi dev isimleri etkilemiştir. İçindeki bölümlerden en çok, kaba adını veren Yüzbaşının Kızı, bir intikam hikayesini anlatan Dubrovski ve Maça Kızı etkiledi en çok beni. Büyük Petro'nun Arabı bölümü tamamlanmamış bir denemedir mutlu sonla bitirmeyi siz hayal edebilirsiniz. **Duyunca şaşırdığım bir bilgi oldu bu Puşkin,romanı tamamladıktan kısa süre sonra 1837'de bir düelloda öldürülmüştür. *Kendi geleceğinizi yazmak istiyorsanız kalemi başkalarının eline vermeyin. *Elbiseni yeniyken, şerefini gençken koru. *Uğrama akrabaya Birgül gider başın belaya.
Yüzbaşının KızıAleksandr Puşkin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201936,8bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bahçıvan ve Ölüm (Kısaltılmış İnceleme)
Puan vermedi·208 syf.·
2026 19. kitabı
Bir Bahçıvanın Portresi: 'Bahçıvan ve Ölüm' Romanındaki Baba Karakteri Giriş: Bahçıvandan Bahçeye Dönüşen Bir Hayat Georgi Gospodinov'un romanı, anlatıcının babasını en merkezi ve dokunaklı metaforla tanıştırır: "Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe." Bu basit ama derin cümle, karakterin tüm portresini çizen bir tohum gibidir. Bu ifade, onun yalnızca mesleğini değil; kimliğini, yaşam felsefesini, acıyla başa çıkma yöntemini ve en nihayetinde geride bıraktığı ölümsüz mirası özetler. O, toprağa kök salmış, kelimelerden çok eylemleriyle konuşan, sessiz bir onur, sarsılmaz bir direnç ve ölçüsüz bir sevgiyle dolu bir adamdır. Bu karakter portresi, romanın bu sessiz, metanetli ve sevgi dolu kalbinin katmanlarını aralamayı amaçlamaktadır. -------------------------------------------------------------------------------- 1. "Korkacak Bir Şey Yok": Stoacı Bir Ruh Babanın karakterinin temel taşı, hayata karşı sergilediği stoacı duruştur. En zorlu anlarda bile sığındığı ve etrafındakilere sunduğu teselli, onun kişiliğinin en belirgin özelliğidir. 1.1. Hayat Felsefesi Olarak Bir Cümle Babanın dilinden düşürmediği "Korkacak bir şey yok" ifadesi, basit bir teselliden çok daha fazlasıdır; bu, onun için bir savunma mekanizması, bir metanet ilkesi ve acıya karşı ördüğü bir duvardır. Bu söz, onun iç dünyasındaki fırtınaları gizleyen sakin bir yüzey gibidir. Aşağıdaki tablo, bu ifadenin ardındaki acı gerçekliği ve babanın sarsılmaz metanetini gözler önüne sermektedir: Söylediği Söz Karşılaştığı Gerçeklik "Korkacak bir şey yok." Ölümcül bir hastalıkla mücadele ediyor, dayanılmaz ağrılar çekiyor. "Korkacak bir şey yok, Durumunun
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,4bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 37. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:55
Başarılı bir uzun hikaye olmuş. Tasvirler hoş, konusu güzel. Çerezlik kitap olarak değerlendiriyorum. Sanki Gogol'un bu tarz kısa kitaplarını daha çok seviyorum. Keyifli okumalar dilerim.
Mayıs GecesiNikolay Gogol · Yordam Kitap Yayınları · 2020651 okunma
Tekrar Tekrar Okumaktan Bıkmayacağım
10/10
·240 syf.··
2026 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Mahvolmuş bir vaziyetteyim ve sanırım bu kitabı sindirmem için epey bir zaman gerekecek. Kitap kulübümüzün haziran ayı kitabı Onur Ayı'na özel bir konseptle Adınla Çağır Beni seçilmişti. Bu beni epey bir mutlu etti çünkü yıllar önce filmini seyrettiğimden beri kitabı delicesine merak ediyordum ve hiç vakit kaybetmeden kitabı okumaya başladım. Fazlasıyla etkileyici, tutku ve şehvetle donatılmış, tüm çıplaklığı ve ilkel duyguları ile okuduğum bir aşk hikayesiydi bu. Oliver ve Elio, Elio ve Oliver... Bizim ülkemizden pek çok okurun tanımladığı "sapkınlık" veya "rezillik" yorumlarına hiç katılmadığımı söylemek istiyorum. Çünkü aşk biraz da böyledir, sevgili dostlar. Aşk; arzu ve şehvetten bedeninizin yanıp kavrulduğu ve "o kişinin" her şeyini bütünüyle istediğiniz bir duygudur. Sonsuz bir çekim vardır aranızda ve o kişinin her bir zerresine muhtaçsınızdır. İşte Elio da böyle duygularla görüyor Oliver'ı. Kitabı okurken elimden kalemi düşürmedim, altını çizdiğim bir sürü satır oldu. Yorumumda bu alıntılara da yer vereceğim. "Dostluk sözcüğü geldi aklıma. Ama herkes tarafından bilindiği şekliyle dostluk hiç ilgimi çekmeyen, yabancı, ekilmemiş toprak gibi bir şeydi. Oysa benim, onun taksiden inmesinden Roma'da vedalaşmamıza dek hep istediğim şey belki de bütün insanların birbirinden istediği, yaşamı yaşanabilir kılan şeydi." Elio'nun ne istediğini anlatan en güzel pasaj buydu belki de. Utangaç, içine kapanık, pek arkadaşı olmayan ve dostluk tanımından bihaber olan Elio, Oliver'dan bunu hiç talep etmemişti. "Onun ölmesini de istiyordum, çünkü onu düşünmekten ve bir daha ne zaman göreceğim konusunda endişelenmekten kendimi alamadığıma göre, ölümü hiç olmazsa bu işe bir son verirdi bari." Elio'nun sevdiğine duyduğu merak bedenini öyle ele geçiriyor ki onun ölmesini bile
Adınla Çağır BeniAndré Aciman · Sel Yayınları · 20244,327 okunma
10/10
·1192 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 13:43
İkinci Dünya Savaşı, sanatın birçok alanında en çok kullanılan konulardan biri. Çünkü dünyanın dengesini oynatmış bir olay. Bu güne kadar okuduğum, savaşı konu alan eserlerin içinde, kült diyebileceğim tek kitap Yaşam ve Yazgı oldu. Romanın odağı sadece savaş değil. Savaş insan ruhunu nasıl etkiler, çok güzel irdelemiş. Kitapta da aynı savaştaki gibi farklı cepheler var. Askerler, bilim insanları, kadınlar, anneler, aşıklar... Her bir cephe savaştan nasıl etkilenmiş, ince ince işlenmiş. Savaşın içindeki unutulan insanı en iyi anlatan roman olduğunu düşünüyorum. Nazizm ve Stalinizm arasında aslında hiçbir fark olmadığının altı çizilmiş. Okurken anlıyorsunuz ki, biri insanları yok ederken diğeri dönüşmeye zorluyor, yani her ikisi de aslında insanı silme amacı taşıyor. İnsanın ahlaki sınavları, seçimleri, evlat acısı, onur, insanlık ve vicdan ustalıkla anlatılmış. Dil çok güzeldi, sade ve anlaşılırdı. Yazarın kişisel duygusu, yorumu metne yansımamış. Etkilendiğim noktalardan biri bu oldu. Beni zorlayan tek şey, Rus isimleri ve kısaltmalarına alışmak oldu. Ama okudukça bu sorun da ortadan kalktı. Çok çok beğendim muhteşemdi. Saygı duyulası bir eser. Kesinlikle tavsiye ederim.
Edebiyat
Yaşam ve YazgıVasili Grossman · Can Yayınları · 202222 okunma