Herkese Merhabalar
Fantastik türde öyle karanlık bir kitap ile geldim ki okurken şoklar üstüne şoklar yaşayacaksınız… kitabın sonu öyle bir yerde bitti ki elimde hemen ikincisi olsa da okusam dedim.
Kitabımızın baş kahramanı Rena sürekli kabuslar görmektedir ve en yakın arkadaşı Erin’e rüyalarını her zaman anlatır. Bir gün bir buluşmaya gitmek için yine Erin ile oturup rüyasını anlatmaktadır. Son anda buluşması iptal olur birlikte bir arkadaş partisine giderler. Rena sürekli kabuslarında gördüğü kişiyi kanlı canlı karşısında görür parti de. Ve ufak çaplı bir rahatsızlık geçirir ve evine döner. Yine her zaman gördüğü kabusları sesleri duyan Rena aynaya baktığında yansımasını göremez. (Ooofff buraları okurken oldukça ürkmüştüm.)
Boy aynasına bakmak için gelir ve ayna da siyah giyimli Kabuslar Gözcüsü Aryen ile karşılaşır. Aryen Renaya bir bilmece sorar cevabını bilirse bu kabuslardan kurtulacağını söyler ve cevabı verdikten sonra Aryen aynadaki hepsinden kurtulurken Rena’ya ise bambaşka bir lanet geçmiştir.
Rena bu lanetten kurtulmak için yine Aryenle bir anlaşma yapar ve onun diyarına gitmeyi kabul eder. Oysa onu orada bambaşka bir hayat ve bambaşka kabuslar beklemektedir.
Rena diyarların peşinde olduğu seçilmiş kızdır. Diyarların sürekliliği içinse Rena’nın kalbi lazımdır. Bu süreçte bir de bir aşk doğar Lanetli kız Rena ve Kabuslar lordu Aryen’in aşkı.
Rena kendisi ve diyarlar hakkında öyle şeyler öğrenecek, başına öyle şeyler gelecekki bunları ancak okuyarak anlayabilirsini.
Dostluk, sadakat, aşk, karanlıklar, büyüler her şeyiyle müthiş bir kitaptı. Sayfa sayısı çok fazlaydı okumak biraz uzun sürdü ama kesinlikle buna değdi.
ne is yapiyosaniz su an PAUSE. cok cok cok iyiydi. COK İYİYDİ YA
New york-Toronto arasi hayati son hizda yasarken oyle bi frene bastirdi ki amk ooofff of
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Oxford Üniverstesinde öğretim üyesi olan Belinda Jack, okurunu okumanın evrimsel gelişimine dair bir yolculuğa çıkarıyor bu kitapla.
Öyleki okumaya yönelik birçok aydınlanma yaşattı bana da
Kılavuz dizisini çok severek almıştım ve sevincim kursağımda kalmadı. Çok severek de okudum diziden bu ilk kitabı.
"Okumak nedir?" sorusuna cevap arayan yorumlar, okumanın türleri, okumanın çağlara göre yorumu ve değişimi gibi konuları barındırıyor bu kitap. Okumanın olmadığı sadexe sözlü anlatımların olduğu çağlara götürüyor ve insanların toplanıp sesli kitap olduğu Antik dönemden selam yolluyor bu kitap. Antik donemden modern dönem okumalarına nasıl geçildiğin anlatıyor.
Şiirsel okumadan, düz yazı okumaya nasıl geçildiğini, ssessiz okumadan elyazması okumaya, kendi dilinde okumadan çeviri okumaya, matbaadan dijital okumaya, bireysel okumadan dini okumaya, yasaklı okumadan çoğulluklara, yorumlamadan yeniden okumaya varana dek birçok konuyu da ustalıkla ele alıyor. Filozof ve yazarların görüşlerini de unutmamak gerek. Kitap ve kütüphanelerin yakıldığının anlatıldığı bölümdeyse kalbim sıkıştı.Nasıl kıymışlar kitaplara? Ooofff!
Kitabın en sonunda " Bilgilendirilme konuyu kapatır, okumak ise onu açar" diye bir cümle var. Okumanın davetkârlığından bahsediyor. Hakikaten de deniz suyu içmek gibidir okumak.
İyi ki okuyorum!
Çav balla
Ooofff ne okudum ben böyle, her bir sayfa iliklerime iliklerime işledi, öyle etkilendim öyle etkilendim ki bunu bile ifade etmekte zorlanıyorum…
Yazarın kalemiyle tanışma kitabım oldu ama yazarın kalemini tarzını çok beğendim kesinlikle okumanızı öneririm
Kitabımız 4 Arkadaş ile başlıyor… Hamza, Melike, Ömer ve Çiçek…
Ömer köyün ağasının oğlu ama aklı bir karış hava da, boy pos endam olmasa da ağa oğlu olması sebebiyle istenilen Ömer…
Hamza köyün çobanının oğlu, boyu posu endamı yerinde olsa da köyün en fakirinin oğlu olan Melike’ye aşık Hamza
Melike orta halli bir köylünün en küçük güzeller güzeli kızı, ah keşke birazda akıllı ve çalışkan olsaydın be Melike, Aklı Hamza da olsa da sırf bağ bahçe toprak sahibinin oğlu olduğu için deyim yerindeyse sümsük Ömer’i tercih edecek olan Melike…
Çiçek ah çiçek doğumu esnasında 10.kız olarak dünyaya gelen ve ailesi tarafından ebeye çöpe atın denilen bebek Şerifebe tarafından büyütülen hanım mı hanım, çalışkan mı çalışkan akıllı mı akıllı bir kızcağız… kalbi Hamza için atsa da kendisinin çirkin olduğunu düşünen ışıl ışıl Çiçek…
Kitabımız bu 4 arkadaşın çocukluk, gençlik ve yetişkinlik hayatlarını konu alırken onlarında çocuklarını Sadık, Mahir, Ferhat ve Ayşeyi de konu edinmiş…
Sizce Bu 4 arkadaşın kaderi nasıl değişiverecek neler yaşayacak neler olacak hadi hep birlikte cevabını kitapta bulalım
Muhteşem sıcacık bir köy hikayesi diyemeyeceğim, içinde acıların çoğu zaman gerçeklerin bulunduğu bu muhteşem kitaba mutlaka ve mutlaka yer verin… asla pişman olmazsınız
Eveeet ilk olarak kötü olsa dahi popüler olduğu için
öve öve bitiremeyen birçok kitap hesabı gördüm. Ama bu sonuna kadar övülebilir ahahshs. Bence yazar evreni gayet iyi yazmış. Kitapta sinirime giden bir durum olmadı. Sadece kitabın sonunda Xaden'n bakış açısndan okuyoruz. Violet ile aralarında ki olan o çekişmeli yerleri hemen ardından kendinden okumak isterdim Ve yazar her şeyi gerçekçi yazmış. Violet hemen aaa ben her seyi yapıyorum,çok güçlüyüm olayları olmadı. Her şeyin yavaş olması ve onun günler geçtikçe güçlü kadın karaktere bürünmesini cok sevdim. Xaden ile olan ilişkileri bile hızlı olmadı. Ben böyle olmasınn beğendim. Baştan söyleyeyim bu kitapta cesaretli olan erkek karakter değil. Violet bu ilişkiye çaba verdi abshhshs. Ooofff hele ejderhalar Kitabı sevme sebebim Kitabın sonuda beni tatmin etti. Noluyoruuuuz diyerek şok oldum ahsjsj Evreni, karakterleri,olay akışını sevdim. Rebecca YarrosDördüncü Kanat
Bir Çanakkaleli olarak 18 Mart gelmişken Çanakkale ile ilgili bir şeyler okumak istemiştim. Baba, dede memleketi ve bundan gurur duyuyorum. Yıllar önce göçmüşler bizimkiler ama biz bir iki kez ancak Çanakkale’ye gitmişizdir. En kısa sürede tekrar gidip, Çanakkale şehitliğini, Aynalı Çarşıyı, Nusret Mayın Gemisini... vs görmeyi çok istiyorum. Pandemi varken nasıl olur bilmem ama ya nasip
.
.
Şimdi gelelim bende bu güzel hisleri oluşturan kitabımıza, Yeni Zelanda’dan kalkıp Gelibolu’ya büyük dedesini bulmaya gelen, güzel psikolog kızımız Viki ile başlıyor hikaye. Anzak dedesi Alistar John Taylor’ın savaşmak için gittiği Gelibolu’dan geri dönmemesi ve kendisinden haber alınamaması sonucu yıllarca bekler aile. Ümitlerini keserler ondan. Fakat torun çocuğu olan Viki, Alistar’ın hikayesiyle büyüdüğü için tek hedefi onu bulmak olur. Acaba çıktığı bu Gelibolu yolculuğunda neler öğrenecektir, kimlerle tanışacaktır, amacına ulaşabilecek midir???
.
.
Kitapta en çok küçük büyük demeden bu savaşta şehit olan askerlerimize üzüldüm sanırım. Bir ülkenin aydın kuşağı da yok olmuştur vatan için....
.
#alıntılar
Bu Türkler Doğu’nun bütün gizemini kendilerinde mi topladılar? Hayalet mi bunlar yoksa? Gerçek şu ki, Gelibolu’nun dağları Türk doğuruyor! Ayrıca bu Türklerin işin ucunu bırakmaya hiç niyetli görünmeyen zorlu savaşçılar olduklarını düşünmeye başladık. Onlar şimdi bizde olmayan bir güce sahipler. Çünkü, Türkler memleketlerini savunuyorlar.
Benim arzum, bu milletin çektiği çilelerin, Çanakkale’de pek çetin şartlar altında geçen bu muharebelerin gelecekteki Türk gençliğine ibret olmasıdır.
Ah cehalet kadar büyük bir düşman yoktur.
“Çanakkale içinde aynalı çarşı / Ana ben gidiyom düşmana karşı / Oofff gençliğim eyvah ! Çanakkale içinde vurdular beni / Ölmeden mezara koydular