Bu kitabı okuyanlar, ismine aldanıp, insanı şaşırtacak sıradışı bir şeyler beklemesin. Böyle bir beklenti içinde okuyanlar hayal kırıklığına uğrayabilirler. Şımarık, ukala, burnundan kıl aldırmayan burjuva sayılacak bir adamın her şeye sahipken neden mutsuz olduğunu deşiştirmesiyle, asıl mutluluğun insanları sevmesi, fakirlere yardım etmesi, mutluluğu paylaşması gerektiğini anlaması üzerine ince düşünülmüş güzel bir hikaye. Sizce de asıl mucize bu değil midir, insan olduğunun farkına varmak ve insan gibi yaşamak?
Stefan Zweig hikayeleri buram buram kalite kokuyor zaten. Bu da onlardan bir tanesi. Bir aşk nasıl ölümsüz olabilir, bir insan ne kadar sevilebilir?, bunu merak edenleriniz varsa bu kitabı okumalı.
Bir korkunun diğer bütün korkuları nasıl tetiklediğiyle ilgili güzel bir kitap. Dostoyevski tarzını anımsatıyor biraz. Duyguları çok geçiremese de gereksiz uzatmalar yok. Tavsiye ederim.