Puan vermedi·200 syf.··
2026 83. kitabı
PETRONELLA ELMA CADISI 6 Geveze Kazlar ve Cadı Kulübesi . Selam. #petronellaelmacadısı serimi tamamlıyorum. Kaldı bir tane. Bugünse #gevezekazlarvecadıkulübesi ile sizlerleyim. Bu seri beni sanki çocukluğuma götürüyor. Her sayısında farklı bir tema yakalarken, çocukların dünyasına inip neler düşünüp yapabileceklerini görmek heyecan veriyor. Altıncı kitabımızda #petronella bahçeye bir yardımcı alır; Gambur. Bahçe cücesi olan #gambur , yeşilşapkanın söylenmeleriyle işine devam edecek mi dersiniz? Yeşil şapka ve elma adamlar, bahçe cücesiyle ilgilenedursun ikizlerde bir tatile hazırlanmaktaydı. Tavukları komşu Peteonella'ya emanet edip Erdman Çiftliği'ne doğru yola çıkmışlardı. Çiftlik, beklenilenden daha güzeldi. Atlar, kazlar, samanlı çatılı konaklama yerleri ve fayton gezileri... Ama bir sorun vardı. Arabaları arıza yaptığı için memnuniyetsizce orada kalmak zorunda olan Boşboğaz ailesi ve çocukları Rita ve Knut. İkizlerin bu kardeşlerle mücadeleleri zorlu olsa da, pes etmeyip Petronella' nın da yardımı ile sonuç alacaklar mı bakalım? Önce peri taşı sayesinde gördükleri yaban mersini ayıcığını kurtarmalı, sonra da çok sevdikleri Frida ve Fritz'in Boşboğaz aile reisinin ellinci yaş günü ziyafetine ortak olmasını engellemelilerdi. Ama nasıl? Evet, yine ikizlerin heyecan dolu mücadelesi, Petronella'nın yardımları ve hayvan sevgisi, doğanın güzellikleri ve ailenin birliği içinde keyifli bir okumaydı.
Elma Cadısı Petronella 6: Geveze Kazlar ve Cadı KulübesiSabine Stading · The Kitap Çocuk Yayınları · 20256 okunma
Parazitlerin Kaotik İktidarı
Puan vermedi·808 syf.··
2026 13. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 16:41
1948 Peru darbesi... General Manuel Arturo Odría Amoretti'nin başkanlığında, 27 Ekim 1948'de Arequipa'da gerçekleşen ve kendisi tarafından "Onarıcı Devrim" diye adlandırılarak, José Luis Bustamante y Rivero hükümetini indirerek yönetimi ele geçirdiği, "Ochenio" olarak bilinen 8 yıllık, Peru için militarizme dönüş, liberal ekonomik politikalar, APRA liderlerinin baskı ve zulmü ve kentli halk sınıfları üzerinde manipülatif popülizm anlamına gelen bu diktatörün yönetim sürecinin; baskılar altında, 1956'da genel seçimler düzenlemek zorunda kalarak ve başkanlık seçimlerini Manuel Prado Ugarteche'ye karşı kaybedişine tanıklık eden yazarımızın kaleminden dökülenlere şöyle bir bakınca, siyaset yapanlar ile siyasete maruz kalanlar arasında okyanusları aşan bir fark var mıydı? Bence yoktu. Evine ekmek götüremese de kerhane/meyhane yoluna uğramadan evine gitmeyenler ile para içinde yüzüp bir evi kerhane/meyhaneye döndüren insanlar. Aşağıdan yukarıya yukarıdan aşağıya aynı orantıda birbirine kuyu kazan, yüze gülen, zaaflar üzerinden entrikalar çeviren, eğitim seviyesi yüksek olsun olmasın zekiliği, kurnazlığı ve sinsiliği ile her şeyi kendi lehine çevirmenin yolunu bulabilenler ile bunların tuzaklarıyla pusulalarını şaşıranların, yaka silktiren ilişkileri. Güç ve maddiyata sahip olmanın verdiği konforla, olmayanları aşağılayanlar ve olmadığı için bu aşağılamaya katlanan mazlumların yanı sıra bu düzene ayak uyduran yalaka takımları... "Bakanlığın önerdiği ücret artışı gayet makul,", "Pereira işçileri ikna etsin, bu talepler listesi tartışması son bulmalı. Orada gergin bir ortam yaratılıyor ve gerginlikler ajitasyon için elverişli bir ortam doğurur.".... "Neyin uygun olduğunu ya da neyin olmadığını uzun zamandır bilmiyorum," ... "Tek bildiğim bana uyan ya da uymayan." sözlerin
Katedral'de SohbetMario Vargas Llosa · Can Yayınları · 2022156 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "KUZGUN YEMİNİ" //ALINTILAR #Karanlık her zaman korkutucu değildir, bazen de öğreticidir... #En büyük korku bilinmeyen değil, insanın henüz tam keşfedemediği kendi zihnidir;çünkü adalet de zulüm de önce orada başlar... #Bazı karanlıklar anlatılmadıkça büyür... #Bazı hikayeler yazılmak değil, susmamak için doğar... #Bilinmezlik kapının ardında kara bir kuyu gibi bekliyordu... #Zaman yalnızca akmıyor, insanın üstüne çörekleniyordu... #Düşünceler bazen insana bir tabanca gibi doğrulabilirdi... #Gölge karanlığı değil aydınlığı getirecek... #Bazen dönmek iyidir, nereye olursa olsun... #Doğrular acıtır... Dönüşen birinin ardından koşan herkes, bir noktada aynı karanlığa girer.. #Bazı sorular soruldukları anda anlamını yitirirdi.. #Hiçbirşey söylememek en doğru cümleydi... #Bazı mesajlar anlaşılmak için değil, uyanmak için yazılırdı... #Bir insanın içinde bu kadar karanlık olabileceğini... Sevginin bazen insanı kurtarmadığını... Geç farketmişti... #Bazı sorular insanı hayatta tutmaz;sadece daha çok acıtırdı... #Yüreğinin ortasından kırılmıştı, nasıl onarılacağını bilmiyordu... #İnsan her zaman gerçeğin iyileştirdiğine inanır... #Bir insanın sevdiği birini kaybetmesinden daha önemli ne olabilirdi? Yanılmış olmak... #Bazı anlar vardır, yaşanmasa hayat devam eder, yaşandığında ise insanın içinden bir şey kopar... #Hiçbir şey aydınlığa erişmemişti, aksine herşey karanlığa gömüldü... #Bazen doğru olan şey, insanın en büyük yanlışıydı... #Bazı pişmanlıklar ses istemezdi., sessizce insanın içine çöker orada kalırdı... #Gölgeler ölümsüzdür... #Tehlike geçmişte kalmazdı, şekil değiştirirdi... //KİTAP HAKKINDA
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202615 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 50. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
Bir insan doğuştan canavar olmaz. Bazen insanlar onu buna dönüştürür. Herkes ona Kızıl Şeytan diyor. Ama hikâyesini bilenler çok iyi biliyor ki o aslında bir Kızıl Melek. Lana'nın hikâyesi öfkenin, kaybın ve adaletin ne kadar ince bir çizgiyle birbirinden ayrıldığını yüzünüze tokat gibi çarpıyor. Her kitapta geçmişine ait yeni bir parça öğreniyoruz ve her yeni detayla birlikte onu yargılamayı biraz daha bırakıyoruz. Çünkü bazı insanlar kötü doğmaz. Bazı insanlar, insanların kötülüğünün eseridir. Bu kasaba sıradan bir kasaba değil. İçinde çürümüşlüğün kol gezdiği, gücü elinde tutanların kendilerini dokunulmaz sandığı ve korkunun yıllardır herkesi susturduğu bir yer. Lana'nın ailesini yok ettiler. Hayatını çaldılar. Ruhunu paramparça ettiler. Sonra da ortaya çıkan kadına "canavar" dediler. En acı kısmı ne biliyor musunuz? Kurgu olduğunu bilsem bile bazı sayfalarda gözlerim doldu. Çünkü dünyada buna benzer acıları gerçekten yaşamış insanlar olduğunu bilmek insanın kalbine ağır geliyor. Kim demiş polisiyede ağlanmaz diye? Ben ağladım. Hem de hiç beklemediğim yerlerde. İkinci kitabın sonunda Lana'nın pusuya düşürülmesiyle nefessiz kalmıştım. Ama üçüncü kitap... İşte orada taşlar öyle bir yerinden oynuyor ki! Bir yandan FBI gerçeklerin peşine düşerken, diğer yandan Kızıl Melek yıllardır içinde biriktirdiği öfkeyle o lanetli kasabanın üzerine yürümeye hazırlanıyor. Ve bizim yakışıklı ajanımız... Artık Lana dışında neredeyse her şeyi çözmeye başladı. Şunu söyleyebilirim: Bu seri sizi karakterleri sevmekle onları korkuyla izlemek arasında bırakıyor. Her sayfada "Bir sonraki bölümde ne olacak?" diye diye uykusuz kalıyorsunuz. Ve bir noktadan sonra Lana'nın intikamını kendi intikamınız gibi hissetmeye başlıyorsunuz. Bu seriyi okumak, bir kitabın içine girmek değil... Bir
Mindf*ck 3: Kızıl MelekS. T. Abby · Artemis Yayınları · 202636 okunma
İnsan, acıyla yoğrulur ve mayalanır.
Puan vermedi·159 syf.··
2026 16. kitabı
Bu kitabı okurken bende hiçbir şekilde bu kadar tesir bırakacağını düşünmemiştim. Kitabı bitirdiğimde bir süre ağladım. Hani acı bir olay yaşarsın da bir bardak su getiren birinin olmasını beklersin; biraz sakinleşmek, o duygunun ağırlığından bir nebze olsun kurtulmak istersin ya… İşte o ağırlık hâlâ, bu satırları yazarken bile üzerimde. O suyu getirecek birini beklemek yerine masanın başına geçtim. Bir bardak su uzatamadım kendime; onun yerine kalbimden taşan kelimeleri kâğıda dökmek istedim. Belki de bazı acılar suyla değil, ancak yazıyla hafifliyordur. Zehra’nın mektubu bitirdikten sonraki afallayışı beni derinden sarstı. Yıllardır doğrularını yanlış bildiği bir adamın üzerine kurmuştu. Hayatındaki insanlarda bulamadığı erdemlerin, en nefret ettiği kişide bulunduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kaldı. Fakat bence Zehra’nın yaşadığı acı yalnızca babasını yanlış tanımış olmanın acısı değildi; kendi vicdanıyla karşılaşmanın acısıydı. İnsan bazen bir başkasını affetmekte değil, kendisini affetmekte zorlanır. O acıyı hissettikten sonra, babasının yırtık çoraplarından görünen ayaklarına bakarak ağlaya ağlaya giderken, onu orada yalnız bırakmaması… O satırları okurken ben de Zehra ile birlikte eğilip o ayakları öpmek istedim. Çünkü orda yalnızca bir babanın çektiği çileyi değil, geç fark edilen bir sevginin ve gecikmiş bir merhametin ağırlığını da gördüm. Zehra artık okulunu tamamlamış, muallim olmuştu. Oysa kitabın ilk sayfalarını elime alıp hikâyeyi herkes gibi bildiğimde, Zehra’ya sarılıyor ve ona hak veriyordum. Babasını suçluyor, onun öfkesiyle birlikte öfkeleniyordum. Kitabın sonunda ise fark ettim ki Zehra’nın eksik olan yanı bilgisi, zekâsı ya da doğruluk anlayışı değildi; acıma kabiliyetiydi. Belki de Reşat Nuri’nin anlatmak istediği buydu: İnsan yalnızca
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,5bin okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2026 24. kitabı
Seriyi bozup 2.hikayeden basladim iyi ki öyle yapmisim king ile kiyasladigimda orada incitmekden korkarak seven bir adam vardi ama, burada( Nero) adina cok uygun bir karakter tabiri caizse yakicı ve egoist bir adam . Payton( savannah) karsilastirdigimda benzer yönü aile tarafindan görünmez gibi davranilan ötelenen asla deger verilmeyen bireyler olarak yetisince kendi ayaklari uzerinde durmaya çabalayn cicekler. Hikayeye gelrsek kendi halinde evinden isine asla sosyal cevresi olmayan korkak ve kaçak yasan payton evine giren tehlikeli oldugunu bildigi bir adama bir anda güven duyuyor ve hayatina isteyerek aliyor tutunacak bir dal buldum edalarinda yalnizligina kim olursa olsun kabul durumunda yilana sariliyor. En mahrem konularini acarak gecmis travmalarini paylasiyor ve burada hayatina zıt bir evrene gecis yapiyor tabi şansi yaver gidiyor hem aski hem sahiplenilmeyi o kdr cok seviyor ki diger en kotü olan herseye tamam deyip bir yola cikiyorlar. Nero zorlu bir hayattan kendi kurdugu imparatorlugunda yalniz kurt olarak yol aliyor once ben diyen bir adam tehlike kendisi saplantili ve incitmekden asla cekinmeyen biri paytona yaptigi her seyi ama her sınır ihlalini kendi istekleri ve zevki icin yapiyor ve buna ask diyor . .
NeroS. J. Tilly · Martı Yayınları · 2025209 okunma