d grubu'ndan başlayarak tüm turnuva gruplarının öne çıkan kadrolarını, grup karmalarını ve kağıt üzerindeki teknik analizleri. ##` d grubu` ### `türkiye` * `kaleci`: mert günok, altay bayındır, uğurcan çakır * `savunma`: ferdi kadıoğlu, merih demiral, çağlar söyüncü, zeki çelik, ozan kabak, abdülkerim bardakcı, mert müldür * `orta saha`: hakan çalhanoğlu, orkun kökçü, ismail yüksek, salih özcan, kaan ayhan * `hücum`: arda güler, kenan yıldız, barış alper yılmaz, kerem aktürkoğlu, yunus akgün, irfan can kahveci, can uzun, deniz gül, oğuz aydın ### `abd` * `kaleci` : matt turner, ethan horvath * savunma: antonee robinson, tim ream, chris richards, joe scally, cameron carter-vickers * **`orta saha` **: weston mckennie, tyler adams, yunus musah, gio reyna, johnny cardoso * hücum: christian pulisic, folarin balogun, timothy weah, ricardo pepi, brenden aaronson ### `paraguay` * kaleci: orlando gill, roberto fernández, gastón olveira * `savunma`: gustavo gómez, fabián balbuena, junior alonso, omar alderete * `orta saha`: diego gómez, andrés cubas, damián bobadilla, braian ojeda
Büyük yatırımcılar, fon yöneticileri ve CEO'lar için bir liderin sabah attığı bir tweet veya basın toplantısında söylediği sıra dışı bir söz, günün sonunda bilançoya etki eden somut politikalardan daha önemsizdir. Trump dönemlerinde sermayenin tahammül sınırını genişleten çok somut "kazanımlar" vardır: Kurumlar Vergisi İndirimleri: Şirketlerin kârlılığını doğrudan artıran vergi politikaları. Deregülasyon (Kuralsızlaştırma): Çevre, finans ve enerji sektörlerindeki bürokratik engellerin ve denetimlerin gevşetilmesi. Bu durum şirketlerin operasyon maliyetlerini ciddi oranda düşürür. Geleneksel diplomasi kurallarına göre bir süper gücün başkanının tahmin edilebilir olması beklenir. Ancak bazı sermaye grupları ve stratejistler, Trump’ın bu öngörülemezliğini küresel rakiplere (özellikle Çin'e) karşı yapısal bir baskı aracı olarak kullanışlı buluyor. Karşı tarafın hamle yapmasını zorlaştıran bu "kaos yönetimi", bazen ABD lehine ticari anlaşmaların koparılmasını sağlayabiliyor. Sermayenin Tahammül Sınırı Nerede Biter? Büyük sermaye için tek bir kırmızı çizgi vardır. Sistemin işleyişini, doların küresel rezerv para statüsünü ve finansal piyasaların altyapısını çökertecek düzeyde bir kurumsal yıkım. Trump'ın söylemleri piyasalarda kısa vadeli dalgalanmalar yaratsa da, Federal Rezerv (Fed) gibi kurumların özerkliği ve hukukun üstünlüğü (mülkiyet hakları) korunduğu sürece, sermaye bu siyasi gürültüyü "iş yapmanın bir maliyeti" olarak görmeye devam eder. Kısacası; tahammülün sınırı, Trump’ın söylemlerinin Amerikan şirketlerine getirdiği kârın, yarattığı jeopolitik risklerin maliyetinin altına düştüğü gün bitecektir. Ancak şu anki tabloda, getiri-risk analizi sermaye açısından hâlâ kabul edilebilir sınırlar içinde görünüyor.
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İletişimin emoji kalıplarına, kısaltmalara ve hızlı ses kayıtlarına indirgendiği bir çağda, kelimelerin o büyüleyici nüansları kayboluyor. İnsanlar artık duygularını incelikle tarif edecek cümle kurmakta zorlanıyor, çünkü dilin zenginliği yerini pratik birer sembol pazarına bıraktı. Dil fakirleştikçe, insanın düşünme kapasitesi ve hissetme derinliği de aynı oranda daralıyor.
Ne mi düşünüyorum?
İnsanlara doydum... Ne kadar kalabalık, o kadar oranda gereksizlik...
Azılı Bir Ateist Nasıl Müslüman Oldu?
Ateist Olan Mehmed Milaşev’in Dine Dönmesi İlk seminer olan Faiz Semineri, yaklaşık olarak üç saat sürdü. Sonunda, semineri büyük bir ilgi ile dinleyen hocalar, birer değerlendirme konuşması yaptılar. Bu seminerlerin başlamasında büyük gayreti olan ve kendisini saygıyla andığım Osmanlıca dersi hocası Yusuf Kerimov'un konuşması pek duygulu ve duygulandırıcı idi. "Biz burada Allah diyemezken şimdi dinî bir konuyu bu derece ayrıntılı olarak ele alabiliyoruz, dinleyebiliyoruz." şeklinde etkili bir konuşma yaptı. Ardından Enstitü müdürü Canbazov da konunun çok güzel bir şekilde işlendiğini ifade ederek takdirlerini dile getirdi. Kendisiyle ilk tanıştığım andan beri ateist olduğunu söyleyen ve bana karşı ateizmi savunmadan çekinmeyen Mehmed Milaşev de kısa bir konuşma yaptı. Şöyle dedi: "Ben bugüne kadar hep ateizme çalıştım, hep ateizme oynadım; ama ben İslâm'daki faiz konusunun bu şekilde olacağını hiç düşünemiyordum, bilmiyordum. Sanıyordum ki İslâm'daki faiz, asırlar önce bir komşunun diğerinden aldığı bir malı şu şekilde geri verirse bu faiz olur" diye o dö¬nemde de bir anlam ifade etmeyen ve hele günümüzde hiç¬bir manası olmayan bir anlayıştır. Ben konuyu böyle düşünüyordum. Yoksa böyle olacağını hiç düşünemezdim." dedi. İkinci Seminer: Kaza ve Kader: Bu seminerle ilgili yazıyı bana verdiklerinde bir nokta özellikle dikkatimi çekmişti. Ateist olduğunu açıktan söyle¬yen 69 yaşındaki Mehmed Milaşev, ateist oluşuna en çok kaza ve kader konusunu gerekçe görüyordu. Ona göre kaza ve kaderi kabul eden bir din, asla hak din olamazdı. Bu seminerle ilgili çalışmaları yaparken; onun ateistliğini üzerine bina ettiği düşüncelerinin temelsiz oluşunu ve aslında bunun onun bilgisizliğinden kaynaklandığını, do¬layısıyla seminer esnasında gerçeğin ortaya çıkacağını ve her şeyden önce de
Hayat ve İnsan
Sorunun cevabını bulduğu oranda insan kendi varlığının hakikatine yaklaşır. İnsan, "Neden varım?” sorusunu sorabildiği için insandır.