İnceleme Küçük Ölçüde Spoiler İçermektedir
9/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 162. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 22:30
Daniel Keyes'in Algernon'a Çiçekler isimli romanı, ilk bakışta zekâ üzerine kurgulanmış bilimsel bir hikâye gibi görünse de, sayfalar ilerledikçe insan olmanın ne anlama geldiğini sorgulatan oldukça güçlü bir eser olduğunu fark ediyorsunuz. Kitabı bitirdiğimde geriye, yalnızca Charlie Gordon'un hikâyesi değil; sevgi, yalnızlık, bilgi, hafıza ve insan onuru üzerine uzun süre zihnimde dolaşan sorular kaldı. Romanın en güçlü taraflarından biri, Charlie'nin zihinsel dönüşümünü kendi kaleminden okuyor olmamız. Başlangıçta basit ve kırık cümlelerle ilerleyen anlatımın, Charlie'nin zekâ düzeyi arttıkça karmaşık ve derin bir hâl alması, edebiyat ile psikolojinin ne kadar etkileyici bir biçimde birleşebileceğini gösteriyor. Özellikle Charlie'nin şu sözleri, kitabın merkezindeki trajediyi tek başına özetler nitelikteydi "Öğrenmek tuhaf bir olay. Ne kadar derinlere gidersem, var olduğunu bile bilmediğim şeylerle karşılaşıyorum." Charlie karakterini uzun uzun anlatmaya gerek olduğunu düşünmüyorum. Çünkü onu tanımlayan şey zekâsı değil, insanlığını koruma çabasıydı. Belki de romanın en sarsıcı tarafı burada yatıyor. Charlie'nin zekâsı arttıkça çevresindeki insanları, geçmişini ve kendisini daha iyi anlamaya başlaması; buna karşılık mutluluğunun aynı oranda artmaması, bilginin her zaman huzur getirmediğini gösteriyor. Akademik açıdan bakıldığında eser, insanın bilişsel gelişimi ile duygusal ihtiyaçları arasındaki ilişkinin ne kadar karmaşık olduğunu da gözler önüne seriyor. Daniel Keyes, yalnızca bir karakterin zekâ düzeyini değiştirmiyor; aynı zamanda okuyucuyu "İnsanı insan yapan şey nedir?" sorusuyla baş başa bırakıyor. Gerçekten de bir insanı değerli kılan şey zekâ mı, yoksa sevilme ve ait olma ihtiyacı mı? Romanın güçlü yönleri arasında özgün anlatımı, psikolojik derinliği ve
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
Puan vermedi·264 syf.·
2026 410. kitabı
. insanların maskenin ardındaki gerçek sizi görmesinden ve yargılayacaklarından korktuğunuz için kendinizi sosyal ilişkilerden bütünüyle geri çekersiniz. Kendinizi zayıf yönlerinizle tanımlamaya başlarsınız. Benliğinizin gerçekten kusurlu olduğunu düşünür ve insanların gerçek sizi gördüklerinde sizi hoyratça reddedexeğini varsaymaya başlarsınız." Richard C. SchwartzRichard C. Schwartz kendimizi anlama ve kendimizle ilişki kurma konusunda devrim niteliğinde bir paradigma öğretiyor; bizi içsel uyuma getiren, özşefkati artıran ve ruhsal uyanışın kapılarını açan bir yöntem. İçsel Aile Sistemleri (IFS) terapisi ve insan olarak her birimizin acı ve hayal kırıklığıyla mücadele edebilmek adına aşırı rollere bürünmeye zorlanmış kıymetli parçalar içerdiği anlayışı, travma terapisi alanında yaşanan en büyük gelişmelerden biridir.. "Sıklıkla görürüz ki, bir duygu ya da düşünceden ne kadar çok kurtulmaya çabalarsak, o duygu ya da düşünce aynı oranda güçlenir." S:28 Bu parçaların hayatta kalmamızda oynadıkları rolleri anlamak ve kök travmalarının yükünden kurtulmayı başarmak kişiyi içsel uyuma ve özşefkate götürür. Varlığımızın tüm parçalarını kucaklama anlayışı gerçek manada bir devrimdir ve özkabule, özliderliğe uzanan yolun önünü alabildiğine açar. IFS, etkili ve sonuçları/etkisi kalıcı olacak travma terapilerinin mihenk taşlarından biridir. Bozuk Parçan YokBozuk Parçan Yok İlişkilerimizdeki engellerin çoğu, bir başkasının davranışının içsel sistemlerimizde yaratacağı karmaşadan korkmamızdır. S:210
Araştırma-İnceleme
Bozuk Parçan YokRichard C. Schwartz · Okuyan Us · 202240 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·304 syf.··
2026 52. kitabı
Kitabımızın annesi Cora yeni doğan oğlunun nüfus kaydını yaptırmak üzere yola çıkar. İsim konusu önemli nihayetinde. Anlamadığım şekilde Cora’nın kocası Gordon toplum nezdinde saygın bir doktorken evinde zorba bir adamdır. İsim konusunda hassastır narsist kişilinden dolayı olsa gerek oğluna kendi ismini koymak istemektedir. Gordon… Anne giderken yanına dokuz yaşında kızını da götürmüştür o da kardeşi için Bear ismini uygun buluyor. Annenin kendisi iyi Julian koymak istiyor oğlunun ismini. Anne bir karar vermek zorunda. Ne isim koyacaktır? Bize koyulan isim hayatımızı ne oranda etkiliyor olabilir? Bu kitap parelel evrenler açıyor. Her bir isim başta yaşantılara götürüyor yeni doğan çocuğu Kitabın fikri çok güzel tek eleştirebileceğim dili oldu. Çok akıcı gelmedi bana. Kahraman bakış açısıyla anlatılsaydı keşke o çocuğun ağzından dinleseydik hikayelerini
İsimlerFlorence Knapp · Domingo Yayınevi · 2026378 okunma
Puan vermedi·183 syf.·
2024 6. kitabı
Psikolojiye ilgi duyan biriyim; başta kendimi, sonra da çevremdeki insanları anlamaya çalışmayı severim. Engin Geçtan'ın İnsan Olmak kitabı bu yüzden benim açımdan çok sürükleyici bir kitaptı. Kitabı okurken bir an bile sıkılmadım. Aksine, çoğu zaman okumayı duraksatıp "Bu ben olabilirim," "Evet, o kişi tam olarak böyle," ya da "Acaba tam da bu yüzden mi böyle davranıyoruz?" diye kendimi ve ilişkilerimi sorgularken buldum. Kitabın en güzel yanı da bence bu içsel yüzleşmeleri yaşatması. Aslında insanın hayatına anlam katmasında kendisini tanımasının ne kadar önemli olduğunu kitaptan bir alıntıyla anlatmak isterim: "Kişiliğin bireyselleşmesi için, insanın kendisine ilişkin gerçekleri olabildiğince bilinçlendirebilmesi gerekir. Ne var ki bir çok insan kendini tanımak için çaba göstermeksizin yaşamını anlam katabilmeyi umar ve beklediklerini bulabilmek için bir mucizenin gerçekleşmesini bekler. Oysa insan, gerçeklerini tanıyabildiği oranda kendisiyle uzlaşır…" (s. 77) Aslında beklediğimiz o mucize ya da aradığımız anlam, kendimizi ve insanları tanımanın içinde saklı.
Duygu ve Düşünce
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,4bin okunma
7/10
·124 syf.··
2026 7. kitabı
Karayip edebiyatı denildiğinde çoğumuzun aklına canlı renkler, sıcak denizler, ritim ve salsa gelir, değil mi? Marugg bu algıyı tamamen yerle bir etmiş. Kitap, adını bilmediğimiz (aslında büyük oranda Marugg’un kendisi olan) yaşlı bir anlatıcının, evinin verandasında bir geceden şafağa kadar süren monoloğunu ve iç döküşünü konu alıyor. Yanında sadece sadık köpekleri, viski kadehleri ve kafasının içinde dönüp duran susturamadığı anıları var. Tıp Marugg’un dili o kadar şiirsel, o kadar melankolik ve pürüzsüz ki... Çeviriden okurken bile o melankolinin ritmini kalbinizde hissedebiliyorsunuz. Kısa, vurucu ve süssüz cümlelerle inanılmaz bir atmosfer yaratıyor. Kitap ilerledikçe, zamanın doğrusal akışını kaybediyorsunuz. Anlatıcı geçmişe gidiyor; adanın eski günlerini, kadınları, adadaki o meşhur petrol rafinerisinin doğayı nasıl katlettiğini hatırlıyor. Sonra birden verandadaki o sessiz ana geri dönüyor. Eğer aksiyon dolu, olay örgüsünün hızla aktığı, karakterlerin sürekli bir şeyler yaptığı kitapları seviyorsanız, Sabahın Kükreyişi size göre olmayabilir. Ama eğer Fernando Pessoa,Albert Camus tarzı varoluşsal sorgulamalara bayılıyorsanız, insanın kendi içine döndüğü o derin, sessiz ve biraz da can yakan anları edebiyatta aramayı seviyorsanız bu kitap sizin için tam da aradığınız eser.
Sabahın KükreyişiTip Marugg · İdeal Kültür Yayıncılık · 202525 okunma
Puan vermedi·
DİN EĞİTİMİNİ YENİDEN DÜŞÜNMEK [Bayramali Nazıroğlu, Eski Yeni Yayınevi, 137 sayfa) Kitap Hakkında ; Din Eğitimi alanında çalışan ve konuya ilgi duyanlar için önemli tespitlerin olduğu bir eser diye düşünüyorum Kitaptan alıntılar ; "Bizim eğitim mantalitemiz olgusal değil, duygusal olduğu için kendi kapasitesinin ve yeteneklerinin sınırlarını tanımadan dünyayı değiştireceğini vehmeden sürüyle insan yetiştiriyoruz. Henüz temel düşünme becerileri gelişmemiş, dünyadan bihaber gençlere, siz Londra'nın, New York'un, Paris'in göbeğine İslam bayrağını dikeceksiniz diye gaz veren şovenist vaizler, cesaretlerini azim ve kararlılıktan değil; imkânsız olanı ustaca gizlemekten ve pür hamasetten almaktadırlar."s.130 "Kitleler için sağlıksız ve yetersiz din eğitimi sorun olduğu kadar; ihtiyaçtan fazla, teknik ve teorik boyutu yoğun bir din eğitimi de sorun olabilir. Şöyle ki dinî bilginin sonsuz dehlizlerine daldıkça ya daha katı bir din anlayışına evrilirsiniz ya daha gevşek. Birinciye evirildiyseniz makul olandan kuşkulanmaya başlar, mübah alanları haramlaştırmayı rutinleştirir; taassubu takva gibi kavramlarla süsleyerek din hâline getirirsiniz. Diğer tarafa evrildiğinizde ise dinî yaşamın büyük oranda daha önce birinci gruptakiler tarafından hataya düşme kaygısıyla zorlaştırıldığını düşünmeye başlar; bu durumda da helal dairesinin alanını destursuz bir şekilde genişletmeyi gelenekle yüzleşme adı altında din hâline getirirsiniz. Yani ifrattan kaçarken tefrite, tefritten kaçarken ifrata tutulursunuz."s.132 Din eğitimi; her yerde, her zaman ve her durumda insan onurunu muhafaza etmek mecburiyetindedir. Kitabın arka kapak tanıtım yazısı; Kitapta, İslam dünyasının genel olarak eğitim, özelde ise din eğitimi bağlamında bir zihniyet değişimine ihtiyaç duyduğu varsayımından
Din Eğitimini Yeniden DüşünmekBayramali Nazıroğlu · İlahiyat Kitap Yayınları · 20221 okunma