8/10
·64 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:10
Savaş Sanatı, Sun Tzu tarafından yazılmış, sadece savaş stratejilerini değil aynı zamanda insan davranışlarını, liderliği ve doğru karar vermeyi anlatan önemli bir eserdir. Kitap yüzyıllar önce yazılmış olmasına rağmen içerdiği fikirler günümüzde de hâlâ değerini korumaktadır. Sun Tzu, savaşta asıl önemli olan şeyin sadece güç olmadığını, zekâ, planlama ve doğru zamanda doğru karar vermenin çok daha etkili olduğunu anlatır. Ona göre bir mücadeleyi kazanmanın yolu sadece saldırmaktan değil, karşı tarafı anlamaktan ve olayları önceden değerlendirebilmekten geçer. Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, savaş kavramını hayatın birçok alanıyla ilişkilendirmesidir. Anlatılan stratejiler sadece ordular için değil; insan ilişkileri, iş hayatı ve günlük kararlar açısından da düşünülebilir. Bu yüzden eser, basit bir savaş kitabı olmaktan çıkıp insan doğasını ve mücadele yöntemlerini anlatan bir düşünce kitabına dönüşür. Genel olarak Savaş Sanatı, kısa ve sade anlatımına rağmen çok derin anlamlar taşıyan bir eserdir. Sun Tzu’nun stratejiye ve insan psikolojisine bakışı, okuyucuya olaylara farklı açılardan yaklaşmayı öğretir. Bu yönüyle tarih boyunca etkisini korumuş ve günümüzde de okunmaya devam eden önemli kitaplardan biri olmuştur.
Duygu ve Düşünce
Savaş SanatıSun Tzu · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202649,6bin okunma
Puan vermedi·133 syf.··
2026 116. kitabı
Bugün sizlere masal tadında keyifli ve bir o kadar da anlamlı bir kitapla geldim. Bazı yolculuklar sadece harita üzerinde kat edilen mesafelerden ibaret değildir; insanın kendi sınırlarıyla, sadakatiyle ve kalbinin derinliklerindeki karanlıkla yüzleştiği birer sınava dönüşür. @ibrahimtapdk ’ın yazdığı “Fortuna Favet Fortibus”, tam olarak böyle derin ve dönüştürücü bir serüvenin kapılarını aralıyor. Hikaye, masalsı atmosferiyle bizi çok eski zamanlara, Xenteria Kabilesi’ne götürüyor. Bir tarafta pratik zekasıyla öne çıkan Karl, diğer tarafta ise gücü ve cesaretiyle hayranlık uyandıran Leo var. İki yakın dostun kaderi, yaşadıkları toprakların sınırlarını aşan büyük bir mücadeleyle kesişiyor. Verimli topraklara sahip ancak askeri açıdan zayıf olan Xenteria ile çorak topraklarda güçlü ordular barındıran Xen Kabilesi arasındaki o ezeli denge, bir gece aniden gerçekleşen kurt saldırısıyla tamamen sarsılıyor. Büyük şefin iki dostu gizli bir görevle düşman topraklarına göndermesi ise dostluk, ihanet, savaş ve esaretle örülü o büyük maceranın fitilini ateşliyor. Romanın en güçlü yönlerinden biri, okuru hiç yormayan, sayfaların nasıl aktığını fark ettirmeyen sürükleyici ve akıcı dili. Ancak kitabı görsel bir şölene dönüştüren asıl unsur, sayfaların arasına serpiştirilmiş olan ve hikayenin o mistik atmosferini adeta canlandıran nefis görseller. Bu çizimler, okurken kurduğumuz dünyayı zenginleştiriyor. Gümüş Mızrak’ın sırrı ya da Apollona’nın gizemi gibi merak unsurları canlı tutulurken, karakterlerin yaşadığı içsel değişim ve büyüme süreci de satır aralarına çok başarılı bir şekilde yedirilmiş. Kitabın en özgün ve okuru etkileyen sürprizi ise son düzlükte karşımıza çıkıyor. Yazar, hikayenin bitişini tek bir kadere bağlamak yerine okura alan tanıyarak “iyi son” ve “kötü son”
Fortuna Favet Fortibusİbrahim Tapdık · 40 Kitap Yayınevi · 20262 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·571 syf.··
2026 62. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:24
Pek çok kişi Tolkien'e "Fantastik Edebiyatın Babası" gibi sıfatlar yakıştırıyor, fakat bu gibi sıfatları yakıştıran kişilerin türün tarihini tam olarak bilmediğini düşünüyorum. Misal, Eddison'un eserinde yine hayali bir dünya, incelikle oluşturulmuş ve oldukça arkaik bir dil, dünyevi olmayan bir kraliçe, soyluluk ve karanlık güçler arasında gidip gelen, bocalayan, içsel çatışmalar yaşayan bir merkezi karakter mevcut. Anderson'ın, Yüzük Kardeşliği ile aynı yıl çıkan Broken Sword adlı kitabında da uzak diyarlarda yaşayan kibirli elfler, kazılar yapan cüceler, dövülmesi gereken bir kılıç, aydınlık ve karanlık ordular arasında geçen epik bir savaş, bu iki uca sıkışmış bir başka merkezi karakter ve Hristiyan ile Pagan dünya görüşlerinin iç içe olduğu bir anlatı mevcut. Peki bu unsurlar Tolkien'e özgü değilse, onu farklı kılan şey nedir? Dunsany, Eddison ve Anderson da aydınlık ile karanlığın çatıştığı dünyalar sunsa da, bu çatışmaları incelikli, çoğu zaman ironik bir dokunuşla aktarırlar. Ahlakı mutlaklar üzerinden sunmanın tehlikeli olduğunu kabul ederler. Tolkien (ya da C.S. Lewis) ise kötülüğü kötü, iyiliği iyi olarak göstermekte hiçbir sorun görmez. İkisinin kesiştiği tek nokta, Gollum'un hikayesinde de görüldüğü üzere, dürüst bir kişinin baştan çıkarılması durumudur. Ancak Gollum dahi, Eddison'ın Lord Gro'su ya da Anderson'ın Scafloc'u gibi alternatif bir dünya görüşü içinde yaşayan bir karakter değildir. Yalnızca Tolkien'in, tabiri caizse, iki kutuplu ahlakının iniş çıkışları arasında savrulup gider. Kötülüğü dışsal, akıl dışı bir olgu olarak sunmak, "bize karşı duran, bilinmeyen" olarak tanımlamak tehlikeli bir mesajdır. Çünkü okuyucu kendi ahlakını bu oluşturulmuş dünyanın üzerine ekler ve dayatır, ki modern fantastik yazarların çoğu, Tolkien'in örneğini
Edebiyat
The Fellowship of the RingJ. R. R. Tolkien · Harper Collins · 200917,1bin okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 154. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
"TÜRK TARİHİNE YÖN VEREN METİNLER" "Tüm güzellikler sürekli Türklerden haber veriyor. Bütün mükemmellikler sürekli Türkleri işaret ediyor. Türklerin başlarındaki börk ve ellerindeki kılıç, koç burcunda güneş gibi ve yengeç burcunda Müşteri (Jupiter) gibidir. Sevgi ve hizmette Türklere gönül vermek gerekir. Zira Tanrı, cihan mülkünü Türklere teslim etti." Tarih, yalnızca olayların kronolojik bir dökümü değildir. O, insanlığın ortak hafızası, medeniyetlerin birikimi ve geleceğe tuttuğumuz aynadır. Ancak tarihi var eden ve nesilden nesile aktaran asıl unsurlar, hiç şüphesiz metinlerdir. Taş tabletlerden papirüslere, matbaa devriminden dijital ekranlara kadar insanlık, düşüncelerini, savaşlarını, anlaşmalarını ve hayallerini kelimeler aracılığıyla ölümsüzleştirmiştir. Bir milletin kaderini değiştiren şey her zaman kılıçlar, ordular ya da fetihler değildir. Bazen tarihin akışını değiştiren şey, bir taşın üzerine kazınmış birkaç cümle, bir hükümdarın ardında bıraktığı bir öğüt ya da yüzyıllar boyunca dilden dile aktarılan bir hikmet olur. İnsanlık tarihi incelendiğinde büyük dönüşümlerin çoğunun önce zihinlerde başladığı görülür. Zihinleri şekillendiren ise düşünceler, fikirler ve onları taşıyan metinlerdir. Çünkü söz, bir iletişim aracı olmanın ötesinde; hafızanın, kültürün ve medeniyetin taşıyıcısıdır. Bizler bugün, geçmişin bu büyük metinlerinin mirasçılarıyız. Onları okuyarak, anlayarak ve eleştirerek tarihle bağ kurarız. Belki de geleceğe yön verecek bir sonraki büyük metin, henüz yazılmamış ve bir yerlerde birinin zihninde şekillenmeyi bekliyordur. · Bilge Kağan’ın Orhun Kitabeleri (Göktürk harfli metinler): Sadece birer yazıt değil; Türk milletine “kendin ol, devletini kaybetme, bilgeliği bırakma” çağrısıdır. Türk adının ve bilincinin bin yılı aşan bir hafızaya
Edebiyat
Türk Tarihine Yön Veren MetinlerTufan Gündüz · Yeditepe Yayınevi · 20269 okunma
10/10
·181 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
Kitabın başlangıcı bile Türk’ün ne kadar medeni ne kadar ileri görüşlü ne kadar ince fikirli olduğunu gözler önüne sererek ilerliyor.alparslan’ın Diojen karşındaki tutumu onun onurunu incitmemek için yanında çadır kurdurması fakar ülkesine dönen diyojenin kendi tarafında gözleri oyulması ve ölmesi melikşahın zaferi kardeşine nasip olsun diye dua etmesi takvimin yenilenmesi avrupanın ise 1582 de takvimi düzeltmesi bakın durun daha başlamadık I haçlı seferi 1096-1099: Günaha bulanan hristiyanların tövbe etmesi zengin günahkar için 4 ing altını fakir için 9 şiling bununla da yetmeyip 300 yıllık bir günahkar cezası çıkıyordu din buna bir kılıf buldu ve haçlı seferine katılacak olanların günahlarının affedileceğini duyurdu hatta ölenlerin cennete gideceği Papa II urbanus fransa’ya dönerek Clermont Konsilini topladı fransanın en önemli lideri Tolulouse kontu Raymond de Saint Gilles ve başpiskopos Adhemar de MOnteil talip oldular oluşan haçlı ordusuna katılım büyüktü kadınlar çocuklar herkes içindeydi ( nede olsa günahları affedilip cennete gidecekler ) Bizans imparatoru I Aleksios bu büyük kalabalığı istemedi çünkü geçtikleri yerleri talan edecek çok zarar vereceklerdi ki öyle de oldu .bunun üzerine Aleksios haçlılara refakatçi ordular verdi . Ağustos 1096 yılında 4 esas haçlı ordusu avrupanın değişik yerlerinden yola çıktı . 1.ordu Fransalı Franklar ordusu Vermandois kontu hugue le grand robert courteheuse ve robert flndralı loren kaynaklı orduyu gecikmeyle takip edecek 2.ordu Loren kaynaklı ordu almanyayı geçip balkanlara kuzeyden girecek aşağı loren dükü godfrey de Bouillon kardeşi Baudouin de Boulogne ve kuzeni Bourglu Baudouin 3.ordu Güney Fransalılar ordusu Toulouse kontu IV Raymond veya Raymond Saint -gilles kuzey italyadan balkanlara girip Sırbistan ve Makedonya
Türklere Karşı Haçlı SeferleriRaşid Erer · Kaknüs Yayınları · 200218 okunma
9/10
·350 syf.··
2026 4056. kitabı
Bazı kitaplar vardır; yalnızca bir insanın hayatını anlatmaz, aynı zamanda bir dönemin ruhunu, yaşanan acıları ve verilen mücadeleleri de satırlarının arasına işler. Hemşire Nimet benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Kitabı okurken sadece Nimet'in hikâyesini değil, aynı zamanda savaşların, göçlerin, ayrılıkların ve yeniden ayağa kalkma mücadelesinin hikâyesini de okudum. Nimet öyle kusursuz, ulaşılmaz bir kahraman olarak çizilmemiş. Tam tersine, yaşadıklarıyla, sevinçleriyle, hayal kırıklıklarıyla ve acılarıyla son derece gerçek bir karakter. Bu yüzden okurken ona yabancılaşmıyor, aksine kendinizi zaman zaman onun yanında yürüyormuş gibi hissediyorsunuz. Nimet'in hayatı Bulgaristan'dan Almanya'ya, İsveç'ten Macaristan'a, Suriye'den Lübnan'a kadar uzanıyor. İstanbul, Bursa ve Ankara duraklarıyla birlikte oldukça geniş bir coğrafyada geçen yaşam öyküsü, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki kadınların ne kadar güçlü ve mücadeleci olduklarını da gözler önüne seriyor. Beş dil bilen, iyi eğitim almış, kendini geliştirmiş bir kadın olarak Nimet, dönemi düşünüldüğünde gerçekten hayranlık uyandırıyor. Kitabın en etkileyici yanlarından biri, Nimet'in sadece bir hemşire ya da bir vatansever olarak değil; aynı zamanda seven, özleyen, bekleyen, kırılan ve acı çeken bir kadın olarak anlatılmasıydı. Bir yanda aşkın heyecanını yaşarken diğer yanda ihanetin ve ayrılığın yaralarını taşıyor. Anne olarak yaşadığı özlem ve hasret ise kitabın en duygusal bölümlerinden bazılarını oluşturuyor. Özellikle onun yalnızlıklarını ve iç dünyasını anlatan sayfalarda zaman zaman boğazım düğümlendi. Milli Mücadele yıllarının anlatıldığı bölümler de oldukça etkileyiciydi. Mustafa Kemal Paşa'nın "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" emrinin geçtiği sahnelerde insan ister istemez o günlerin
Hemşire NimetAzmiye Hami Güven · Ulus Basımevi · 19513 okunma