Aslında benzer bir ahenkperestliği Türk toplumunda görmek de mümkün; zaten dedikodu da toplumsal hayatımızda hâlâ çok önemli bir yer tutuyor bundan dolayı. Tırmanmaya takatimizin olmadığı yerde başkalarının paçasından çektiğimiz birçok örnek bulmak mümkün ama hemen aklımıza gelen bir tanesi oldukça
ilginç. 1990'lı yıllarda devletin İngiltere'ye gönderdiği doktora öğrencileri iki tip burs almaktadır. Burslardan biri ötekisine gö-
Te çok daha fazla olduğu için bir kısım öğrenci eğitim hayatını şartlarda sürdürürken diğerleri zorluk içinde kalmışlardır. Haliyle bakanlığa başvurup bu hatanın düzeltilmesini isterler.
sıkı durun. İstedikleri kendi burslarının artırılması değil, diğerlerinin burslarının da kendi seviyelerine çekilmesidir. Bura-
da hemen bir kindarlık ya da işgüzarlık aramayın. Muhtemelen para isteseler alacakları cevabı çok iyi bildiklerinden en azından diğer öğrencilerin avantajlarını ortadan kaldırmayı ve belki de kendilerine nispet yapılmasını engellemeyi amaçlamış olsalar gerek. Eşitlik ve ahenk tekrardan tesis edildiğine göre, artık hep
beraber kuru fasulyeye kaşık sallayabilirler. Bollukta değil, yoklukta eşitlenmek Türk toplumunun vazgeçemediği prensiplerinin başında geliyor hepinizin bildiği gibi.
Savaşlarda, depremlerde ve diğer kriz dönemlerinde de "farklı" nın suçlandığı örnekler bulmak mümkün. Tolerans havası bir anda dağıldığında ister cinsel ister kültürel ister dini olsun her türlü "sapkın" ,kendisini dışlayıcı ve suçlayıcı dedikoduların hedefinde bulur.
Bugün daha rahat geziyor olmamız seyyahın niteliğini de değiştirdi aslinda. Eskiden gezginler etraflarına daha ilgiliydi muhtemelen, zira hem toplumun daha üst tabakalarından geliyorlardı hem de gezmek için çok daha fazla zaman ve para harcamaları gerekiyordu. Ekonomistlerin deyimiyle konuşmak gerekirse, seyahatin batık maliyeti (Ing. sunk cost) daha yüksekti yani. Eskiden bir fikir ile gerçekleştirilen seyahat şimdi daha çok bir itki ile gerçekleştiriliyor. Diziler, filmler, sosyal medya paylaşımları, arkadaş ve komşuların tavsiyeleri ve indirimli tatil paketlerinin etkisi altında çıkılan bu yolculuklar eskisine göre daha az içsel tecrübeye dönüşüyor; amaç çoğu zaman görmekten ziyade göstermek, anlamaktan ziyade anlatmak aslında.
Şimdi ideallerizi yaşamayı ciddiye almanın zamanıdır. Örneğin, sahip olmak istediğiniz ruhsal ilkeler konusunda kararlı olduğunuzda, bu kurallara kanunmuş gibi bağlı kalın.
Ötekiler sizin düşüncelerinizi paylaşıyorlarsa buna aldırmayın. Gerçekten kim olmak istiyorsanız o olmayı denemelisiniz. Bu andan itibaren, kendinizi düş kırıklıklarına uğratmaya son verin.
Kendinizi kalabalıktan ayırın. Sıradan olmaya ve size dayatılanlaeı yapmaya daha ne kadar dayanacaksınız?
Kendiniz olmak için pek fazla zamanınız yok.
Neşeli ve neşe saçan biri olun. Her fırsatta gülümseyin, fakat kolayca kabalık ya da kötü niyetliliğe dönüşebilecek kahkahalardan sakının. Gülün ama bir kişiye gülmeyin.