"Rüzgârın yere savurduğu yapraklar gibidir insan soyu."
Çocukların da küçük yapraklar gibidir. Seni samimiyet ve coşkuyla öven ya da tam aksine lanetlet yağdıran, alay edenler de yapraklara benzer. Ölümünden sonra ünününü sürdürecekler de yapraklar gibidir. Çünkü hepsi,
"Baharda yeniden filizlenir."
Sonra rüzgâr yerlere savurur, ardından da "orman başkalarını yeşertir." Kısa bir ömür pek çok şeyin ortak kaderidir, fakat sen ebediyen var olacakmış gibi ya her şeyden kaçıyorsun ya da her şeyi kovalıyorsun. Kısa bir süre sonra gözlerini kapatacaksın, sonra bir başkası da seni mezara taşıyan için ağlayacak.
Hatırlar mısın
Dört ayaklı sandalye değilken orman
Pencerende kırmızı güller açardı
Sessizce yanından geçerdi gençler
Ayak ucundaki bir çıkmaz
Serinlemek için denize çıkardı
Taş masalara dolanırdı sarmaşıklar
Yeşil bir ülke olurdun
"Yapraklar gibidir insan soyu.
Bir yandan rüzgar bakarsın onları döker yere,
bir yandan bakarsın bahar gelir,
yenilerini yetiştirir, yeşertir orman,
böyle soyların biri göçer, biri doğar."
…genellikle denizde boş kalmış suyun yüzeyine boş boş bakardı, geçen gemilerin bıraktığı dalgalar, ruhu gibi, çok huzursuz görünürdü. Bu boşluk gerçekten dolabilir mi?
Bu ağ on bin kez bozulsa bile, örümcek on bin kez ağı baştan yapacaktır. Bunda ne bir sıkıntı, ne bir hüsran ne de keyif vardır, milyarlarca yıldır bu böyle süregelmiştir.
Hâlbuki izdivaç bir şehir müessesesi, bir emniyet tertibatıdır. At canbazhanelerinde musiki çalan ve fokstrot oynayan, dişi sökülmüş, tırnakları eğelenmiş, zararsız arslan, orman canavarına nazaran ne ise aşka kıyasen de izdivaç odur.
Ahmet Haşim - Bize Göre