Sallallahu Aleyhi ve Sellem
Sizden öncekiler sırf bunun yüzünden helâk oldu. Bırakın münakaşayı! Münakaşanın faydası yoktur. Mümin münakaşa etmez. Münakaşa eden iki kişi ziyandadır. Münakaşa edene kıyamette şefaat etmem. Haklı olduğu hâlde münakaşayı bırakana, Cennetin kenar, orta ve yüksek yerinde üç köşk verileceğine kefilim. Putlara tapmaktan sonra Rabbimin ilk yasak ettiği şey münakaşadır.
Sayfa 147·Kitabı okuyor
Din
Yedi sayısı özellikle gnostic karakterli Yuhanna’nın Vahyi’nde de sıkça tekrar edilir. Zira onun vahyinde, Asya’daki yedi kilise, yedi yıldız ve yedi altın şamdan, Allah’ın yedi ruhu, yedi mühür, yedi melek ve yedi borazan, yedi başlı, yedi taçlı ejder ve yedi tas gibi tüm apokaliptik vizyonlar tümüyle yedi sayısı üzerine kurgulanmıştır. ​Yedi ve yetmiş, Kur’an ve Hadislerde de sık kullanılmıştır. Nitekim, yedi sayısı sadece Kur’an’da tam yirmi iki kez zikredilmiş; yetmiş sayısına ise, üç ayette yer verilmiştir. Bu iki sayının Kur’an’da zikredildikleri bağlamlar incelendiğinde, bunların bir kısmında bizzat yedi sayısının kastedildiği, bir kısmında da kelimenin kesretten kinaye olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Söz gelimi, hacda kurban kesmeye gücü yetmeyenlerin kaç gün oruç tutmaları gerektiğini beyan sadedinde zikredilen yedi sayısı, reel anlamda sayısal bir değer ifade etmektedir.^{554} Hz. Musa'nın Allah'tan af dilemek maksadıyla kavminden seçmiş olduğu insanların sayısını bildirmek için kullanılan yetmiş sayısı da aynı şekildedir.Buna karşın, Allah yolunda harcamada bulunanların durumunun kendisinde yedi başak bulunan bir buğday tohumuna benzetildiği ayetteki sayı, kesret/çokluk ifade etmektedir.Keza, Tevbe 9/80. ayette münafıkların asla bağışlanmayacaklarına yönelik bir vurgu bağlamında kullanılan yetmiş sayısı da yine aynı anlam içeriğine sahiptir. Bazılarının bu sayıda keramet aradıklarına işaret eden Şevkânî (ö. 1250/1834)'nin anılan ayetle ilgili yorumu şöyledir: "Burada, Hz. Peygamber'in yetmişten fazla istiğfar etmesi hâlinde Allah'ın onları bağışlayacağı şeklinde bir anlam kastedilmemektedir. Bu sayıyı kullanmaktaki maksat, Allah'ın onları kesinlikle bağışlamayacağına yönelik aşırı bir vurgu yapmaktır. Zira Araplar, bir şeyi çoğaltmak/abartmak
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Önsöz-İlmihal
Sözlükte; "davranış bilgisi" anlamına gelen ilm-i hål terimi dini literatürde; "inanç, ibadet, muamelåt (günlük yaşayış), ahlâk konuları, yer yer ulu'l-azim peygamberler, ayrıca Peygamber Efendimiz'in hayatına dair özlü bilgileri içeren el kitabı" diye tanımlanabilir. İlmihaller, kişinin Rabbine, kendine, ailesine ve içinde yaşadığı toplum ve çevreye karşı sorumluluk ve yükümlülüklerinden kısaca günlük yaşamında bilmesi gerekenlerden bahseden kitaplardır. İlmihal geleneği onuncu yüzyıldan itibaren oluşmaya başlamıştır. Peygamber Efendimizin; "İlim öğrenmek her müslümana farzdır" (İbn Máce, Mukaddime, 17; Ibn-i Abdi'l-Berr, Camiu'l-Beyan, 1/8-9; Taberâni, Mucemü'l. Kebir, 10439.) mealindeki hadis-i şerifinde zikredilen ilim kelimesi, "ilm-i hål" olarak yorumlanmış ve bunun kapsamına iman, namaz, oruç, helâl ve haram gibi temel bilgilerin girdiği belirtilmiştir. Fıkıh kitapları, dini konuları ayrıntılı biçimde ele alıp görüş ayrılıklarına yer verir, her görüşün delillerini zikreder ve karşıt delillere cevap verir. Fetva verilen görüşü anlatmaktan ziyade fıkıh ilminin esaslarına göre meseleyi incelemeyi, rivayetler arsında tercihler yapmayı hedefler. Bu yüzden fıkıh kitapları, daha çok âlimlere veya bilenlere hitap etmektedir. Bu durum halkın, temel konularda özlü bilgiler ihtiva eden, dili sade, anlatımı basit, hatta ezberlenmesi mümkün eserlere ihtiyaç duymasına sebep olmuştur. Osmanlı döneminde ilk ilmihaller bu sebeple yazılmaya başlamıştır. Yine bu sebeple Müslümanların her an müracaat edebilecekleri, önemli ve ihtiyaç duyulan bilgileri içerdiği için herkesin eli altında mutlaka bulundurmaları gereken kitaplar olmuştur ilmihaller. İlmihal, dinî metinlerin özeti halinde tercih edilen ve fetva verilen görüşleri kısaca anlatan ve günlük yaşama uyarlanmasını
Kitap Alıntısı
Senin yokuşun, benim yokuşum olmamıştı. — “Çok geç” düşüncesi belirdi kafamda…
Sayfa 133 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anılara sonuna dek sadığımdır, insanlara hiçbir zaman öyle olmayacağım.
Sayfa 127 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Kendisine sadece abdest, namaz ve oruç gibi ibadetler ya da içki, kumar ve zina gibi haramlar anlatılan bu toplum, dinî anlamda yaşadığı problemlerin sadece bunlardan ibaret olduğunu zannediyor. “Ne de olsa Allah müminleri affeder.” düşüncesiyle hakkı araştırmak gibi bir gayrette de bulunmuyor. Bugün insanlara tevhidden bahsetmeyen ve onları tali meselelerle oyalayanlara şu ayeti hatırlatmak istiyoruz: “(Bu sözü söylemeleri) Kıyamet Günü'nde günahlarını tam bir şekilde yüklenmeleri ve bilgisizce saptırdıkları insanların da günahlarının bir kısmını yüklenmeleri içindir. Dikkat edin, onların yüklendiği şey ne kötüdür!"
Sayfa 23·Kitabı okuyor
1000Kitap