İman etmek cesur adamların işidir.
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
Mehmet Salim Öztoksoy’un, İslamiyet’i kabul etme sürecinde yaşadığı tecrübelerden ve hatıralardan oluşan bu eser, yazarın kendi anlatılarına dayanmaktadır. Müslüman bir ülkede, sözde Müslüman bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Öztoksoy, tamamen Batı kültürüyle yetişmiştir. Türkiye’deki Batı hayranı pek çok insan gibi, İslam’a karşı önyargılı bir tavır benimsemiş; onu araştırmayı dahi gerekli görmemiştir. Ancak bir gün, mürtet olmuş eski bir müftünün (Turan Dursun) İslamiyet’i çürüttüğüne dair duyduğu bilgiler üzerine, İslam aleyhine kaleme alınmış bir kitabını okumaya karar verir. Başlangıçta amacı, İslamiyet’in yanlışlığını öğrenmek ve çevresini de bu düşünceden uzaklaştırmaktır. Fakat okudukça, eserde yer alan iddiaların ve iftiraların boyutunun tahmin ettiğinden çok daha ileri seviyede olduğunu fark eder. İslam’a karşı son derece olumsuz duygular besleyen Öztoksoy bile, yazılanların önemli bir kısmının gerçekle bağdaşmadığını kısa sürede anlar. Bununla birlikte, kitapta yer alan bir iddia özellikle dikkatini çeker: Kur’an’ın kendi ayetleriyle çeliştiği ve bu nedenle tutarsız olduğu ileri sürülmektedir. Yazar, bu iddiasını sure ve ayet numaralarıyla desteklemeye çalışmaktadır. Kur’an’a uzun yıllar boyunca mesafeli duran Öztoksoy, ailesini İslamiyet gibi bir düşünceden uzaklaştırmak amacıyla söz konusu ayetleri bizzat incelemeye karar verir. Ancak yaptığı araştırma sonucunda, adı geçen yazarın açıkça çarpıtma ve iftiraya başvurduğunu görür. Daha da dikkat çekici olan ise, bu yazarı referans gösteren pek çok kişinin, Kur’an’da gerçekten böyle bir ifade olup olmadığını araştırma ihtiyacı dahi duymamasıdır. Bu durumun farkına varan Öztoksoy, kendi ifadesiyle, sorgulamadan başkalarının düşüncelerini tekrar edenlerden biri olmak istemez ve okumaya, araştırmaya
1000Kitap
"Ol" Dedi OldumMehmet Salim Öztoksoy · Tin Yayınları · 2025172 okunma
Ateşten Kuta: İçsel Dönüşümün İzleri
Puan vermedi·168 syf.··
2026 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 23:54
“Ateş Yakana Kılavuz” ve “Kut Arayana Kılavuz” bölümleriyle insanın kendisiyle ve ötekiyle kurduğu ilişkiyi derin bir psikolojik dille sorgular. Aruoba’nın ateşi, yalnızca bir tutku değil, emek verilen, korunan ve sorumluluğu üstlenilen bir içsel bağın simgesidir. Kut ise bu ateşten geçerek ulaşılan anlam, olgunluk ve varoluşsal bütünlük hali olarak karşımıza çıkar. Psikolojik açıdan eser, insanın yalnızca sevme arzusunu değil, sevginin yükünü taşıyabilme kapasitesini de sorgular. Yakın, kişinin kendi iç ateşini yakmadan gerçek bir “kut”, yani içsel huzur ve anlam bulamayacağını hatırlatan yoğun bir varoluş metnidir.
YakınOruç Aruoba · Metis Yayınları · 20171,571 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·69 syf.··
Beğendi
·
2026 229. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:00
Ana karakter olan açlık sanatçısı, aç kalmayı bir sirk gösterisi veya ucubelik olarak değil, ulaşılması en zor sanat formu olarak görür. Kendisine biçilen sürenin ötesinde bile aç kalmak ister ancak yöneticisi tarafından engellenir.Zamanla toplumun zevkleri değişir ve açlık sanatçısının gösterilerine olan ilgi azalır. İnsanlar başka eğlencelere yönelir ve sanatçıyı kafesinde unutan kitleler haline gelir.Sirk yöneticisi tarafından bir köşeye terk edilen sanatçı, gösteri yapamadığı için kafeste istediği gibi oruç tutmaya devam eder. Ölüm döşeğindeyken, dikkat çekmek için değil, başka bir yemek bulamadığı için oruç tuttuğunu itiraf eder ve gözlerden uzak şekilde hayatını kaybeder
Hayata Dair
Açlık SanatçısıFranz Kafka · Altıkırkbeş Basın Yayın · 20007,5bin okunma
Puan vermedi·487 syf.··
2026 37. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:50
Yaşar Nuri Öztürk, hem bilim insanı olarak hem de politikaya da girmiş, inancını ve bilgisini politikada da göstermek istemiş olmasından ötürü saygı duyduğum bir insandır. Bu sebeple kendisine objektif bakabilmem mümkün değildir. Ancak "bir şeyin nasıl olduğunu anlamak için bir de karşıtını değerlendirmek lazım" düşüncesinden yola çıkarak, kendisinin karşısında olan tiplere baktığımda, mesela Türk kızlarına araba sürmeyi lanetleyip kendi kızına çakarlı araç tahsis ettirenler, ben kesinlikle Yaşar Nuri Hocayı daha samimi buluyorum. Kitabın içerisinde yer alan hususları biraz daha derinlemesine incelediğimde, geleneksel inanç anlayışının ne kadar türetilmiş olduğunu görüyor ve açıkçası üzülüyorum. Din, sandığımız kadar girift ve yasaklayıcı değil basit ve disiplinlidir. Mesela İslam'ın şartı beş değildir. Neden beş olsun? Adalet, okumak (Allah adına okumak tabi), topluma yararlı olmak.. Bunlar neden yer almaz. Müslümanları sadece namaz kılan oruç tutan insanlar olarak sindirmek, İslamiyet'e verilen en büyük zarardır. İnanan kimsenin şuurlu olması, akletmesi, düşünmesi, güzel ahlaklı olması neden çoğu geleneksel tipler tarafından istenmiyor? "Bana ne İngilizce'den?" diyen tiplerle mi müslümanlar dünyaya hükmedecek?
İslam Nasıl Yozlaştırıldı?Yaşar Nuri Öztürk · Yeni Boyut Yayınevi · 2016228 okunma
Özlemin sessizliği
Puan vermedi·134 syf.··
2026 33. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 12:02
Uzak, insanın içinde taşıdığı özlem duygusunu sessiz ama derin bir dille anlatıyor. Özlem bazen bir insana, bazen geçmişe, bazen de kişinin kendisine yöneliyor. Oruç Aruoba, uzaklığın yalnızca mesafelerle değil, duygularla da ilgili olduğunu hissettiriyor. Okurunu kendi iç dünyasına dönmeye ve eksik kalan yanlarıyla yüzleşmeye davet eden etkileyici bir eser.
UzakOruç Aruoba · Metis Yayıncılık · 20203,922 okunma
10/10
·78 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
“Farklı olmak bir sorun değil, farklı olmak bir süper güçtür.” Doğa’nın Karargâh Günleri, sadece eğlenceli bir çocuk hikâyesi değil; farklı çalışan zihinleri anlamaya ve kabul etmeye dair sıcak bir anlatı sunuyor. Doğa’nın gözünden dünyaya bakarken bazen gülümsüyor, bazen de çocukların aslında ne kadar derin düşündüğünü fark ediyorsunuz.
Doğa’nın Karargâh Günleriİrem Oruç · İkinci Adam Yayınları · 202632 okunma