Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol
e
“Çocuklar başlangıçta ana babalarını severler, büyüdükçe yargılarlar ve kimileyin bağışlarlar.”
e
“Var olan her kusursuz şeyin ardında acılar gizliydi. En sıradan çiçeğin açması için dünyanın çile çekmesi gerekiyordu sanki... ”
Reklam
e
“Aşkta sadık olanlar aşkın yalnızca uçarı yönlerini bilirler; aşkın trajedilerini bilenlerse vefasızdırlar.”
e
“Ahlaka uygun olan ya da uygun olmayan kitap diye bir şey yoktur.”
Var bizim de böyle atalarımız...
İnsanın kan bağından ataları olduğu gibi edebiyat dünyasından da ataları vardı ve bunlar insana tarz ve mizaç olarak ilkinden daha da yakın olabiliyor, üzerinde çok daha bariz bir etki bırakabiliyordu. Bazen Dorian Gray'e tüm dünya tarihi kendi yaşam hikâyesinden ibaretmiş gibi gelirdi; fiili eylem ve durumlar açısından değil de, zihninde ve arzularında tahayyül ettiği biçimiyle. Dünya denilen şu sahneden geçip giden ve günahı böylesine cazip, kötülüğü böylesine gizemli kılan tüm o tuhaf, korkunç karakterleri tanıdığını hissederdi. Anlaşılmaz bir biçimde, onların geçmişte yaşadıkları hayat, kendi hayatı gibi geliyordu ona.
Sayfa 165 - Türkiye İş Bankası Kültür YayınlarıKitabı okudu
Dorian Gray'e duyguların gerçek doğası hiçbir zaman tam olarak anlaşılamamış gibi geliyordu; duygular, güzellik içgüdüsünün karakterize ettiği yeni bir ruhaniliğin bileşeni olarak kabul edilmek yerine vahşi ve hayvani addedilmiş, aç bırakarak itaate zorlanmış ya da acı çektirerek öldürülmek istenmişti. Dorian Gray insanlığın tarih boyunca gelişimine bakınca bir tür kayıp duygusuna kapılıyordu. İnsanoğlu nelerden vazgeçmişti! Hem de ne kadar değmeyecek şeyler uğruna! Bu tarih, türlü türlü çılgınca kasıtlı retler, canavarca kendi kendine işkence etmeler ve kendi kendini inkârlarla doluydu; tüm bunların kökeninde korku vardı, sonuçsa cehaletin bedeli olarak insanın kaçmaya çalıştığı yozlaşmanın çok daha beterine mahkûm olmasıydı.
Sayfa 150 - Türkiye İş Bankası Kültür YayınlarıKitabı okudu
Reklam
"İnsanın yarattığı her etki ona düşman kazandırır. Toplumda sevilen biri olmak için vasat, göze batmayan biri olmak gerekir." "Bu kadınlar için geçerli değil," dedi düşes başını iki yana sallayarak. "Dünyayı kadınlar yönetir. İnanın vasatlığa hiç tahammülümüz yoktur. Derler ki kadınlar kulaklarıyla, erkekler gözleriyle severmiş. Erkeklerde sevme yetisi varsa tabii." "Sevmekten başka bir şey yaptığımız yok ki," diye mırıldandı Dorian. Düşes üzülmüş gibi yaparak, "O zaman gerçekten sevmiyorsunuz Bay Gray," dedi. "Sevgili Gladys!" diye haykırdı Lord Henry. "Nasıl böyle bir şey söyleyebilirsiniz? Romantizm denilen şey tekrarla pekişir, tekrar da romantizme duyulan iştahı sanata dönüştürür. İnsanın her aşkı ilk ve tek aşkıdır. Arzu nesnesinin değişmesi, arzunun biricikliğini değiştirmez. Yalnızca yoğunluğu artırır. Ömrünüzde en iyi ihtimalle tek bir muhteşem deneyimimiz olur; yaşamın sırrı da bu deneyimi olabildiğince tekrar etmektir." "Düşes bir an durakladıktan sonra, "İnsan o deneyimle yaralanmış olsa bile mi Harry?" diye sordu. "Özellikle de yaralanmışsa," diye cevapladı Lord Henry. Düşes gözlerinde tuhaf bir ifadeyle Dorian Gray'e baktı. "Siz ne diyorsunuz buna Bay Gray?" Dorian bir an tereddüt etti. Sonra kafasını geriye atarak güldü. "Ben her zaman Harry'ye katılırım düşes." "Yanıldığında bile mi?"
Sayfa 225 - Türkiye İş Bankası Kültür YayınlarıKitabı okudu
"Sibyl Vane'i seviyorum. Onu altın bir tahta oturtup herkesin sevdiğim kadına hayran oluşunu görmek istiyorum. Evlilik nedir? Geri dönüşü olmayan bir yemindir. Evlilikle bu yüzden dalga geçiyorsun. Bense dalga geçilecek bir şey görmüyorum. Bu geri dönüşü olmayan yemini etmek istiyorum. Onun bana güvenmesi benim güvenilir bir insan olmama
Sayfa 90 - Türkiye İş Bankası Kültür YayınlarıKitabı okudu
Denizci olmak korkunç bir şeydi. İğrenç bir gemide tıkılıp kaldığını, uğultulu, kambur dalgaların geminin içine girmeye çalıştığını, öfkeden deliye dönmüş bir rüzgârın direkleri alaşağı edip yelkenleri çığlık çığlığa paramparça ettiğini düşünün bir. Melbourne'e vardıklarında kaptana kibarca veda edip gemiden inecek, doğruca altın madenlerine gidecekti. Daha gideli bir hafta olmadan, eşine rastlanmamış büyüklükte, kocaman, saf bir altın külçesi bulacak, altını, altı atlı polis eşliğinde bir arabayla limana getirecekti. Yolda üç defa haydutların saldırısına uğrayacak, hepsini tek tek öldürecekti. Yok, öyle olmayacaktı. Altın madenlerine hiç gitmeyecekti; oralar insanların zehirlendiği, meyhanelerde birbirlerini vurdukları, pis pis küfrettikleri iğrenç yerlerdi. James güzel güzel koyun yetiştirecekti. Bir akşam at sırtında eve dönerken siyah bir atın arkasında bir haydut tarafından kaçırılan o güzel, zengin mirasçı kızı görecek, onları izleyip kızı kurtaracaktı. Tabii kız ona âşık olacak, evlenecekler, sonra Londra'ya dönüp kocaman bir malikânede yaşayacaklardı. Kader ona güzel yazılar yazmıştı. Ama efendi olması, sinirlerine hâkim olması ve parasını tutmayı bilmesi gerekiyordu.
Sayfa 77 - Türkiye İş Bankası Kültür YayınlarıKitabı okudu
587 öğeden 31 ile 40 arasındakiler gösteriliyor.