Beri yandan büyük diye o kimseye derler ki kendisini her şeyde ve dolayısıyla bütün içinde bilip tanır; o başkaları gibi sadece kendi küçük âlemi içinde yaşamaz, dahası onun yurdu büyük âlemdir. Bu yüzden bütündür onu ilgilendiren ve onu anlatmak, onu açıklamak ya da günlük hayat içinde onun üzerinde etkinlikte bulunmak için onu kavramaya çalışır. Çünkü onun için o yabancı değildir; onun kendisini ilgilendirdiğini, tasalandırdığını hisseder. Dünyasının bu şekilde genişlemesinden dolayı büyük denir ona. Dolayısıyla bu yüce sıfat herhangi bir anlamda hakkıyla sadece gerçek kahramana ve dehaya mahsustur; bu insan tabiatına ters olmakla bera ber onların kendi çıkarlarının peşinde koşmadıkları ve kendileri için değil, fakat herkes ve her şey için yaşadık ları anlamına gelir. İşte nasıl ki büyük çoğunluk her zaman gözle görülecek kadar aşikâr biçimde küçükse ve asla büyük olamazsa tersi de, yani bir kişinin her bakımdan, bir başka ifadeyle, sürekli olarak ve her lahzada büyük olması da mümkün değildir.