Osman İNCİ

Osman İNCİ
@osmaninci
Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmen
Marmara Üniversitesi
10 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
FEDAİLERİN KALESİ ALAMUT, Vladimir Bartol
Puan vermedi·510 syf.··
2021 1. kitabı
Alamut, severek okuduğum merak uyandıran akıcı bir kitap. Çevirisi, dili gayet anlaşılır ve iyiydi. Kitabı Koridor yayınlarından okudum. Kitap temel olarak Hasan Sabbah'ın Alamut kalesinde yetiştirdiği fedailerle devlet yöneticilerine yaptığı suikastları anlatıyor. Bunu fedailere haşhaş vererek ve onlara cennet vaat ederek yapıyor. Fedailer cennete gidebilmek için ölümü o kadar çok arzuluyorlar ki sonu ölüm olan görevleri canla başla, gözlerini kırpmadan büyük bir istekle yapıyorlar. (Ezel dizisini izleyenler bilecektir; bir sahnede Ramiz dayı başka bir adama 'Sen adamlarına öldürmeyi öğretirsin ben ise ölmeyi' şeklinde bir cümle sarf eder. :) Bu, Hasan Sabbah'ı özetleyen bir cümledir.) Hasan Sabbah’ın, kurduğu sistemle mutlak güç sahiplerinin yüreğine korku salması, saltanatlarını her an bitirebileceği korkusu bazen insanın hoşuna gidiyor. Ama diğer yandan biraz üstten bakınca bu yapılan suikastların tam bir terör olduğunu görüyoruz. Ve bu durum aslında insanları aldatarak, onlara yalan söyleyerek, onları uyuşturarak yapılıyor. Yani insanların duyguları, inançları istismar ediliyor. En temelde insana hakarettir bu. Ama şunu da eklemeden edemiyorum. Hasan Sabbah daha en başından kimseyi bu iş için zorlamıyor. Her gelen kendi isteğiyle geliyor. O zaman ortada bir suç varsa bu, sadece Hasan’ın suçu mu oluyor yoksa buna inanan insanlar da en az hasan kadar kabahatli değil mi? Bunları düşününce aklıma ister istemez günümüzde yaşayan cemaatler tarikatlar geliyor. Teknik olarak, yapı olarak neredeyse aynı senaryo var. Sürekli olarak bir şeyler vaat edip insanların gözünde yücelik kazanıp sonra da onlara her istediğini yaptırabilmek. Çok yakın tarihte yaşadığımız 15 temmuz olayı bu mantıkla gelişip büyüyen olayların durumların sonucuydu. Aynı zamanda gözünü kırpmadan
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250,1bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
SAVAŞ VE BARIŞ, Lev N. Tolstoy
Puan vermedi·1808 syf.··
Beğendi
·
2020 93. kitabı
·
54 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2020 23:48
Roman 1800’lü yılların başında Fransız ihtilalinden sonra hükümdar olan Napolyon’un Avrupa’ya düzenlediği seferlerden sonra son olarak Rusya’ya karşı açtığı savaşı uzun bir dönemde detaylı bir şekilde anlatıyor. Bu anlatımı beş aile üzerinden gerçekleştiriyor. Bazen bu ailelerin normal yaşantılarını bazen de bu ailedeki bazı karakterlerin savaşa gitmesini, oradaki savaş ortamını anlatıyor. Savaşı içerden biriymiş gibi hissedebiliyoruz bazen. Bazen de çok karmaşık geliyor anlatımlar. Özellikle savaş meydanları fiziksel olarak tasvir edilirken. Roman, olayları çok gerçekçi aktarırken birçok karakterin romantik olduğunu da görüyoruz. Ve bu romantik eylemlerde bazen öldüklerini de. Rusların savaş ile ilişkileri genel olarak duygusal şekilde. Yani savaşta çok plan yapmak, çok akılcı davranmak detaylar vs. Rusların çok yaptığı bir şey değil. Mesela Rus ordusunda Alman, Avusturyalı komutanlar vs. var onlar işi bu şekilde (akılcı vb.) yürütmek istiyor fakat Ruslar, yürekleriyle çarpışmaktan, hurra deyip tabiri caizse Allah Allah nidalarıyla düşmanı ezip geçmekten, şan, şöhret, kahramanlık, onur, gurur için savaşmaktan bahsediyorlar. Bu anlamda Rusların savaşa bakışı anlamında romantizm ağır basıyor. Tabi ki bu, Ruslar hiç plan yapmıyor anlamına da gelmiyor. Tolstoy savaşı, savaşın olmadığı zamanları bu şekilde anlatırken sürekli olarak da tarih kitaplarında anlatılanların ne kadar gerçek ne kadar yanlış olduğunu sürekli tartışıyor ve sorguluyor. Savaşların tarih kitaplarında anlatıldığı gibi çok planlı, her düşünülenin gerçekleştiği gibi değil aksine bir sürü planın gerçekleşmediğini, savaş başladığı andan itibaren birçok şeyin spontane geliştiğini, birçok çarpışmanın sonucunu bir sürü tesadüfün bir araya gelerek oluşturduğunu, kahramanların her zaman kitaplarda yazılanlar
Edebiyat
Savaş ve Barış (2 Cilt Takım)Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202126bin okunma
İNSAN NE İLE YAŞAR?, L. N. Tolstoy
Puan vermedi·96 syf.··
Beğendi
·
2020 91. kitabı
Tolstoy bu kitabında sevgi, iyilik, yardım etme, paylaşma, tok gözlülük(istiğna), tevazu, gurur, sağduyu (aynı zamanda bunların karşıtlarını da) gibi kavramları, biraz da Hristiyan öğretisiyle harmanlayarak çeşitli hikayelerle bizlere sunuyor. Kitap oldukça akıcı, çevirisi gayet iyi. Yazarın burada kendi iç huzurunu aradığını ve sanırım bulduğunu anlıyorum. Bunu da öz anlamında ilahi kitaplardan izler taşıdığını düşündüğüm kitabında insanlara ulaştırmayı amaçlıyor.
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024234,6bin okunma
İNSANIN ANLAM ARAYIŞI, Viktor E. Frankl
Puan vermedi·170 syf.··
Beğendi
·
2020 92. kitabı
Yahudi asıllı biri olan yazar ikinci dünya savaşında Hitler’in zulümlerine maruz kalmış biri. Yani Polonya’da bulunan Auschwitz toplama kampı başta olmak üzere çeşitli kamplarda kalmış ve oralardan sağ kurtulmuş birisi. Kitabın ilk bölümünde burada yaşadıkları izlenimleri anlatıyor yazar. Kendisi bir nörolog ve psikiyatrist. İkinci ve üçüncü bölümlerde ise benimsemiş olduğu anlama dayalı “logoterapi”nin genel ilkelerini anlatmaya çalışmış. Tabi ki çok kısa, özet denebilecek şekilde. Yazar genel olarak insanın hayatta anlam bulma ihtiyacından bahseder. Ve insanın genel olarak üç farklı yoldan yaşamın anlamını keşfedebileceğini söyler. Bunlar; 1)Bir eser yaratarak ya da bir iş yaparak, 2) Bir şey yaşayarak ya da bir insanla etkileşerek, 3) Kaçınılmaz acıya yönelik bir tavır geliştirerek. Fakat bunun yanında anlamın her an değişebileceğini ve kişiye özel olacağını söyler. Yani birisi size sorar yaşamın anlamı nedir? Bu sorunun bir doğru cevabı yoktur. Genel bir cevap aramak da anlamsızdır. Bu, bir satranç şampiyonuna sorulan şu soruya benzer: “Satrançtaki en iyi hamle nedir?”. Nasıl ki bu soru anlamsız bir soruysa genel bir yaşam anlamı bulmaya çalışmak da anlamsızdır. Herkesin kendine ait yaşama yüklediği anlamlar vardır. Ve genel olarak insan, yaşamını; özel olarak terapist de terapisini bu anlayış üzerinden devam ettirir. Yazar toplama kampındaki anılarını aktarırken buradan edindiği deneyimleri terapi yöntemi ile harmanlar. Ve belki de büyük oranda toplama kampında yaşadıklarıyla oluşturduğu terapi yöntemi ile birçok insana yardım ederek kendisine buradan bir anlam çıkartmış olabilir. Toplama kampında yaşananları birazcık hissederek okuduğumuzda okumak dayanılması zor bir eylem haline geliyor gerçekten. İnsanın insana yaptıklarıyla kötü yönlerimizin ne kadar ileriye
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,5bin okunma
MASUMİYET MÜZESİ, Orhan Pamuk
Puan vermedi·516 syf.··
Beğendi
·
2020 90. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mart 2020 00:00
Orhan Pamuk’un okuduğum ilk kitabı. İyi bir tanışma olduğunu düşünüyorum. Kitapta temel olarak Kemal’in Füsun’a olan aşkı ve bunun yanında o dönemin (geniş olarak 1970-1990) yapısı, ilişkileri anlatılıyor. Kitap beni şaşırtan bir şekilde etkileyici bir cinsellik sahnesi ile başlıyor. Bunu beklemiyordum açıkçası. Kemal daha Füsun’la tanışmadan (aslında küçükken tanışıyorlar, uzaktan akrabalar ama uzun zamandır birbirlerini görmemişler) önce Sibel’le sözlü. Kemal ile Sibel Nişantaşı’nda ‘sosyete’ dünyasından ailelere mensuplar ve zenginler. Bir gün Kemal ile Füsun tesadüfen bir butik giyim mağazasında karşılaşıyorlar. Füsun orada çalışıyor. Ve Kemal orada Füsun’a aşık oluyor. Bu aşk Kemal’in dünyasını yavaş yavaş da olsa bütünüyle değiştiriyor. Kitap da işte bu değişimi ayrıntılarıyla anlatıyor. Kitabı okurken birçok duyguyu bana yaşattığını söyleyebilirim. Bazen üzüldüğüm bazen eğlendiğim bazen de kızdığım, şaşırdığım zamanlar oldu. Ama kitabın genelinin bende oluşturduğu hakim duygu üzüntü. İster istemez bazen sempati yapıyor ve kendimizi kahramanlar yerine koyuyoruz. Onların yaşadığını yaşıyoruz. Kemal’in durumuna genel olarak çok üzülürken hayatını ortaya koyarak aynı zamanda onun cesur biri olduğunu düşündüm hep. Böyle bir şeyi ben yapabilir miydim? Çok çok büyük ihtimalle hayır! Aynı zamanda ona hep kızdım da. Fakat bütün duygular bir yana bu kitabı hep üzüntü ile hatırlayacağım sanırım. Ama ne söylersem söyleyeyim bu cümle dahil Kemal için duyduğum üzüntüyü burada ifade edemiyorum. Kitabı okurken bitene kadar aklımda hep şu soru vardı: Neden bu şekilde davranıyor? Belki kitabı okuyan biri bu soruya basitçe ‘aşk’ cevabını verebilir. Bilmiyorum. Belki de aşkın gücünü anlamakta güçlük çekiyorumdur. Yine de beni korkutan bir şey olduğunu söylemeliyim. Kitabın
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,6bin okunma