#GENÇLERLE BAŞBAŞA#
"Ve mutluluk ülkesi, başarı diyarının biraz daha ilerisindedir."diyor yazar. Sadece günümüz insanının sorunu zannettiğimiz mutsuzluğa değiniyor. Elde ettiğimiz başarıların bizi az ötedeki mutluluk diyarına götüreceğini söylediği gibi bu yoldaki baş düşmanımız tembellikten ve onun binbir kılığından da bahsediyor. Ali Fuad Bey bunlarla da kalmayıp yolun sonunu görebilmemiz için yol azığı (başarı kanunları) da hazırlamış bize. Gençlikte geçtiği zorluklardan geçmeyelim, daha az yorulup, daha az yıpranalım diye. "
#SÜMEYYE NUR DEMİRPENÇE#
Yazar asıl konuya geçmeden önce bu kitabı yazmasına vesile olacak kendi hayatından bir kesit ile başlar kitaba. Fransa’da, talebelik yıllarında bir arkadaşıyla beraber yaz tatili için gittikleri Revel adlı köyde konaklamak üzere bir pansiyon ararlarken kendilerine Mösyö Girard adlı bir papazın evi gösterilir. Kapıyı çalarlar, Ali Fuad bir kilise görevlisinin evinde kalacaklarından dolayı kendisinin bir Müslüman olduğunu belirtmenin uygun olacağını düşünür, bu durumu ifade ettikten sonra Mösyö Girard’dan aldığı cevap şöyle olur: ‘’İyi ya madem Müslümansınız, o halde dinlisiniz, mesele yok. Bizim bu devirde düşmanımız, hangi milletten olursa olsun dinliler değil dinsizlerdir, buyurun misafirimiz olun’’.
Ali Fuad BAŞGİL, uzun süre kolejlerde hocalık yapmış olan Mösyö Girard’ın evinde başka Fransız talebelerle beraber Latince dersler almış ve burdaki gecelerini fikri sohbetlerle geçirmiştir. Kendi eserinin temelini oluşturan ‘Jules Payot’un’ ‘İrade Terbiyesi’ adlı eserini bu sırada papazın tavsiyesi ile okumuş ve daha genç yaşta bu eseri tanıyamamanın pişmanlığını yaşadığını ifade etmiştir. Bununla birlikte sahip olduğu birikimin hepsini amele dökemese de -çünkü bazı davranışları amele dökebilmek için küçük yaşta