Çıkış Yok'tan Octavio Paz'a: Araftaki Paradoks
Puan vermedi
Sartre'ın çıkış yok adlı oyununun meşhur repliği: “L’enfer, c’est les autres.” “Cehennem başkalarıdır." İnsan, kendini çoğu zaman başkalarının gözünden tanımlar, <bazen bir özne olmaktan çıkıp bir nesneye dönüşür> başkasının yargısı, beklentisi ve bakışı, benliğin etrafına görünmez duvarlar örer. Bu yüzden ilişki, yalnızca bir temas değil, aynı zamanda bir sınır deneyimidir ki kişiyi bazen sıkıştırır ve bu sosyal ilişki bazen özgürlüğü daraltan bir “cehennem” gibi hissedilir. Öyledir. Belki de mesele “başkası” değil, başkasının bizi nasıl gördüğüdür. Çünkü aynı bakış, hem kurucu hem yıkıcı olabilir. Bu noktada paradoks kaçınılmazdır: Cehennem başkalarıysa, cennet de başkalarıdır. Hayat, başkalarıyla kurduğumuz ilişkilerin içinde şekillenir; iyi ya da kötü diye adlandırdığımız her şey, bu temasın içinden doğar. İnsan, ilişkilerden bağımsız bir varlık değildir; onlarla birlikte biçim alır. Octavio Paz ise "ben'i" bambaşka bir yerden okur, bir şiirinde: Biziz ötekiler, ben kendimden başka biriyim, davranışlarım bana daha çok benziyor başkaları gibi davranırken, kendim olmak için başka biri olmalıyım, bırak kendini, başkalarında ara kimliğini, başkaları da yok eğer ben yoksam, başkalarıdır veren bana varlığımı, ben kendim değilim, ben diye bir şey yok, hep biz varız, yaşam başka biridir, cennet başka biridir, senin ve benim ötemde.
İnceleme
Gizli OturumJean-Paul Sartre · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1950585 okunma
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Aziz Nesin’in "Bulgaristan’da Türkler ve Türkiye’de Kürtler" Kitabı Üzerine İnceleme Aziz Nesin adını duyduğumda, onun haksızlıklara karşı nasıl bükülmez bir iradeyle mücadele ettiğini, toplumsal çarpıklıklar karşısındaki dik duruşunu zaten biliyordum. Bilmeyen de yoktur sanırım; o, bu toprakların yetiştirdiği en cesur, en yürekli kalemlerden biri. Onun gibisi bir daha zor gelir Türkiye’ye. İşte bu hayranlık ve saygıyla, onun edebi ve düşünsel dünyasına ilk adımı "Bulgaristan’da Türkler ve Türkiye’de Kürtler"* kitabıyla attım. Ve ilk Aziz Nesin deneyimim, beni yanıltmadı; tam aksine, hayranlığımı katbekat artırdı. Bu kitap; özellikle yakın tarihimizin karanlıkta kalmış, halı altına süpürülmüş sayfalarını öğrenmek isteyenler ve toplumsal meselelere derin bir ilgisi olanlar için tam anlamıyla bir başucu kaynağı. İşte benim gözümden, Aziz Nesin’in o cesur kalemiyle şekillenen bu çarpıcı eserin detaylı incelemesi. İki Farklı Coğrafya, Aynı Evrensel Sancak Kitap, adından da anlaşılacağı üzere iki ana eksen üzerine kurulmuş. Aziz Nesin, birbirinden farklı gibi görünen ama özünde aynı insan hakları ihlallerinden beslenen iki büyük trajediyi yan yana getiriyor: 1980’li yıllarda Bulgaristan’daki totaliter rejimin Türk azınlığa uyguladığı asimilasyon politikaları ve Türkiye’nin kendi içindeki Kürt meselesi. Bulgaristan’da Türkler: Nesin, Jivkov rejiminin Türklerin isimlerini zorla değiştirmesini, dillerini ve dinlerini yasaklamasını sert bir dille eleştiriyor. Oradaki soydaşlarımızın uğradığı haksızlıkları, evrensel insan hakları çerçevesinde titizlikle inceliyor. Türkiye’de Kürtler: Yazar, madalyonun diğer yüzünü çevirmekten de korkmuyor. Kendi ülkesindeki tabu sayılan Kürt sorununa değiniyor. "Başkasına yapılınca haksızlık dediğimiz şeye, kendi içimizde göz yumamayız"
Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de KürtlerAziz Nesin · Nesin Yayınları · 2013138 okunma
Reklam
142 sayfalık kitap beni bu kadar etkileyemezdi!
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:56
Stepford Kadınları "Bobie,sen artık eski Bobbie değilsin! Anlamıyor musun bunu? Sen de ötekiler gibi oldun!" Kitabın konusu kısaca şu Stepford Kasabası'nda kadınlar bir robot gibi sürekli ev işi yapıyor. Asla dışarıya çıkmıyor ve hobileri yok. Hayatları kocalarının cinsel arzuları,çocukları,ev işleri ve bakımlı olmaktan ibaret. Ana karakter Johanna Eberhart Walter ile evli ve iki çocuğu olan bir kadın. Sıradan bir anne değil çünkü kadın haklarına duyarlı bir birey. Stepford'a taşınan Johanna ve Walter bu arkeik kasabayı değiştireceklerini söylüyor ardından neler yaşadıklarını okuyoruz. Spoiler!!! Walter en başından bütün olayı biliyordu bence. Bilerek Stepford Kasabası'nı seçti. Kitabın içerisinde yer yer umursamaz davranışları ve olaylara şaşırmayışı ile bize bu düşünceyi benimsetmeli. Johanna'nın dediklerine karşı en ufak onay cümlesi bulunmuyor. Hani sen bu kasabayı değiştirecektin? Tek istediği Johanna'nın kendi hakkını savunmayı unutmasını sağlayabilmekti. Keşke daha ilk başından terk edebilseydin Johanna. Ike Mazzard'ın kadınları sürekli belirli bir olağanüstü güzellik standartında çizmesi de günlük yaşantımızda bulunan bir unsur. Özellikle medyada bu çok fazla bulunuyor. Okudukça sinirlerim tavan yaptı. Özellikle Ed... Hayvan mısın sen? Cinsel arzularına eşini oyuncak yapamazsın! Hayvanlar bile bu kadar ilkel dürtü ile hareket etmiyor. Kasabaya neden geldiğin belli. Walter'lara karşı dikkatli olun !! Bu kasaba fikri ve erkekler kulübü faaliyeti beni aşırı korkuttu. -Aslında "sıradan" kabul edilen hayatlarda hüküm süren davranışlarla doluydu.- Hobileriniz yok yahu! Lütfen buradaki gibi davranan gerçek hayattaki değişme potansiyeli taşıyan hanımlara yardım edelim. Ne oluyorsa mantıklı düşünebilen kadınlara oluyor. Eminim bu kasabaya taşınıp ardından buradaki
Kadın Hakları
Stepford KadınlarıIra Levin · İthaki Yayınları · 20222,734 okunma
Kitabın başkarakteri Reşha, bir kaza sonucu ailesini kaybettiğinde hikaye oldukça trajik bir başlangıç yapıyor. Ancak sonrasında cinlerin ortaya çıkması ve içlerinden birinin yıllardır ona aşık olduğunu itiraf etmesiyle olaylar fantastik bir yöne evrilmiş. Yazar belli ki cinler ve perilerle farklı bir dünya yaratmayı hedeflemiş, ama maalesef bu çaba bana pek başarılı gelmedi. İlk kez bir kitabı yarım bırakmak zorunda kaldım. Kimseye önerebileceğim bir eser değil...
Ötekiler Tılsımın AteşiAsuman Sarıtaç · Librum Kitap · 201621 okunma
6/10
·152 syf.··
2026 37. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 07:42
Merhaba kitap severler Size bir Sabahattin Ali eseri ile geldim Sırça Köşk Sabahattin Ali 150 sayfa 10/6 İçerisinde 17 kısa öyküden oluşan bir öykü kitabıdır. Aslında çok kısa hikayeler olmasına rağmen etkisi o kadar büyük ki. Sabahattin Ali farkıyla okurken bizi derin düşüncelere sürükleyen yer yer hüzünlendiren 17 öykü... İçerisinde distopya tarzında da öyküler bulunan kitabı okumanızı öneririm Alıntılar Bu dünya böyledir işte kimi adam öldürdüğü için katil diye anılır kimi adı katile çıktı diye adam öldürür. (Katil Osman) Menfaatini düşünmeyen insan olur mu? Eline fırsat geçirip de çalmayan bir kişi göstersene bana!... (Hakkımızı Yedirmeyiz) Sizin de elinize fırsat geçse ötekiler gibi namussuz olursunuz. (Cankurtaran) Sakın tepenize bir sırça köşk kurdurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. (Sırça Köşk)
Sırça KöşkSabahattin Ali · Kapra Yayıncılık · 202169,8bin okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2026 21. kitabı
İtalyan yazar Maria Stella Rossi tarafından kaleme alınan ve Melaike Hüseyin tarafından çevrilen Değersiz Kadınlar, kadınların hayatlarından kesitler sunan bir öykü kitabı. Bir insana, bir kadına toplum tarafından biçilen değerin nesnelliğini sorgulatan, sadece bir insanın, bir kadının değil her anlamın 'ötekiler' tarafından belirleniyor olmasına ince göndermeler yapan bir eser. Bence en güzel tarafı hiçbir cümlede en küçük bir abartıya ihtiyaç duymadan yazılmış olması. Desenleri farklı tabaklarla servis edilmiş bisküvi tatlısı gibi. Sade ve doğal. Kitabın en çekici tarafı takdir edersiniz ki; kitabın isminin ağırlığı ile kapaktaki kadının masumiyetinin insanın zihninindeki çarpışma anı. Öykülerin içine girdikçe bu ilk anın dağılacağına, kaybolacağına dair bir endişem vardı çünkü böyle güçlü kapaklar bazen metnin önüne geçebilir. Fakat bu kitapta tam tersi bir durum oldu sayfalar ilerledikçe kapaktaki kadın öykülerde karşılaştığım kadınların yüzüne dönüşümeye başladı. Hele 15. Sayfada, bir beşikten söz ederken; "Bu mütevazı mobilya parçasının çok hüzünlü bir hikâyesi vardır. Başında onu taşıyan köylü kadın, peşinde dolaşan bir keçi ile yanında küçük bir kutu sarı ekmek ve peynirle bütün gün çalışmış ve ancak sonunda eve dönüp ortalığı toplayıp, duraksamadan iş yaptığı sırada ölen çocuğu için bastırılmış tüm acısını haykırabilmişti." satırlarını okuduğumda, Karadeniz'de çay toplarken doğum yapan, yaylaya giderken yolda doğuran kadınların hikayelerini düşündüm; kadının her coğrafyada acı çekmeye mahkum oluşunun gerçekliği ile yüzleştim. Rossi'nin hikayelerine dokunduğu kadınlar birbirinden farklı gibi görünse de hepsinin ortak bir noktası var: "Görülmemek" Bir anda 'DAN' diye gelen her türlü olayda insan hazırlıksız dahi olsa başına gelenin büyük bir olay olduğunu
Değersiz KadınlarMaria Stella Rossi · Paspartu Yayınları · 20255 okunma
Reklam
Reklam