Sırça Köşk

Sabahattin Ali
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

sistematikleşmiş bir kul hakkı yeme heyulasına dur demek;
Puan vermedi·152 syf.··
2026 5. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 00:13
"Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu?” demiş birileri ve sevgili yazar, buna karşılık bahtiyar bir köpeğin
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Kapra Yayıncılık · 202169,6bin okunma
8/10
·152 syf.·
2025 4. kitabı
Toplumsal sorunları ele alıp, adil bir düzen oluşmasını savunan her kaleme saygım sonsuz. Sabahattin Ali'nin "Sırça Köşk" adlı kitabı da bunlardan biri. "Tariz" ve "Trajikomik" kavramlarının, her bir hikayeyi okuduğunuzda, kafanızdan onlarca kez geçeceğine eminim. Farklı hikayelerden oluşan bu kitapta benim birkaç favorim oldu. Sıralama yapacak olursam: 1-Kurtla Kuzu 2-Sırça Köşk 3-Çilli ve Katil Osman. Bu güzel eseri herkesin okumasını tavsiye ediyor ve incelememi Sabahattin Ali'nin o meşhur sözüyle noktalıyorum: "Odamda beni kitaplarım bekler. Bu yegane tesellidir." :)
Sırça KöşkSabahattin Ali · Kapra Yayıncılık · 202169,6bin okunma
7/10
·152 syf.··
2025 17. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2025 02:02
Sabahattin Ali
Sabahattin Ali
'nin yazım diline hali hazırda hakimseniz sizi bekleyen okuma zevkini zaten biliyorsunuz. Aşina değilseniz de şöyle özetleyebilirim belki; yeni kelimeler öğreneceğiniz, betimlemeleriyle ve sağlam karakter kurulumuyla bu kitaptaki kısa hikayelerde bile kendini gösteriyor. Aslında hikâyeden çok hikayecikler demek istiyorum. Çünkü baştaki Sırça Köşk ve sondaki 3-4 hikaye masal tadında, diğerleri ise kısa kısa bir hikâyeden veya romandan pencere gibi. Birçoğu bize mesajlar vererek bitiyor. Kitabın henüz sadece adını duyduğumda Kuyucaklı Yusuf ve İçimizdeki Şeytan gibi olduğunu düşünmüştüm fakat üstte yazdığımdan da anlayacağınız üzere kısa kısa hikayeler içeren bir kitap.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Kapra Yayıncılık · 202169,6bin okunma
DİRENİŞİ ÖĞÜTLEYEN HİKÂYELER
Puan vermedi·141 syf.··
2021 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2021 15:23
Sırça Köşk, bir dönemin yasaklı kitaplarından. Okumadan önce neden yasaklı olduğunu tahmin etsek de okuduktan sonra gerçekler neden yasaklanır ki diye düşündürüyor. Bu kadar mı sevmiyoruz gerçeğin
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,6bin okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2024 85. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2024 11:26
17 öyküden oluşan kitap sade, akıcı ve etkileyici bir anlatıma sahip.Her bir öyküsü gündelik hayattan güzel dersler veriyor. 1947 yılında yayınlanıp yönetime başkaldırı olduğu gerekçesiyle yasaklanan bir kitap. Çok beğendim tavsiye ederim.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,6bin okunma
Şimdi Ben Ne Anlattım?
6/10
·141 syf.··
2023 88. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2023 21:16
Sabahattin Ali
Sabahattin Ali
bu kitabı 1947 yılında yazmıştır. Kitabın adının da geldiği Sırça Köşk hikayesi politik olduğu gerekçesiyle zamanında ülkemizde yasaklanmış ve o dönemde de toplatılmıştır. Ali'ye, devlete
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,6bin okunma
Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok!
10/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2023 85. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2023 14:33
Sebahattin Ali’nin vefatından önce yazmış olduğu son kitabı, Sırça Köşk. Onüç öykü ve dört masaldan oluşan bu kitap oldukça kısa fakat nitelikli hikayeleri bir araya getirmiş. Toplumcu gerçekçi
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,6bin okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2022 47. kitabı
"Köşkünüzü sırçadan yapmış olabilirsiniz ama hayallerinizi sırçadan yapayın." Bu kitabın hikayeleri bana bunu dedirtti. Hikayelerde geçmişte kalan kırıntılar, geçmişe olan hasret aslında bir nevi içinde bulunduğumuz durumu sevmemektir. Biz nereye gidersek gidelim hangi konumda olursak olalım memnun değiliz. Ne olursa olsun bir hayalimiz olsun. Ve bu hayalimiz sırçadan olmasın ki bir gün birinin kötü enerjisi bile onu paramparça edemeyecek şekilde olsun. Sevgili okurlar okuduğum Sabahattin Ali'nin bu eseri (Sırça Köşk) birbirinden güzel öykülerden oluşuyor. Sabahattin Ali'nin kaleminden çıkan diğer kitapları gibi bu kitabını da çok beğendim. Herkes Sabahattin Ali'yi okumalı ve okutturmalı diye düşünüyorum. Içinde beğenmediğim hikaye tabiki oldu ama genel anlamda çok beğendim. Okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar dilerim.
Düşünce
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,6bin okunma
10/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 16:44
Sabahattin Ali’nin Sırça Köşk eserindeki 'Cankurtaran' hikayesini okuduktan sonra, yazarın dehasını bir kez daha derinden hissettim. Benim gözümde Sabahattin Ali, Tolstoy’dan bile katbekat daha büyük ve etkileyici bir kalemdir. Dünya edebiyatının en eşsiz eserini verebilecek bir potansiyelin, tam da en verimli döneminde karanlık bir cinayete kurban gitmesini büyük bir toplumsal felaket olarak görüyorum. Türk edebiyatının başı sağ olsun.
Kitap Simyacıları Kulübü
Kitap Simyacıları Kulübü
1000Kitap
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,6bin okunma
Alışmaya Alıştırıldık...
9/10
·141 syf.·
2025 3. kitabı
Evet alıştırıldık sessizliğe, dilimizi yutmaya gözlerimizi kör etmeye, kulaklarımızı sağır etmeye daha açık konuşmak gerekirse insanlık üç maymunu oynuyor. Kimse bana dokunulmasın isterse bu gemi
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,6bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.