“Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze, inceden.”
Herkese merhaba
Acayip bir kitap ile geldim. Vianna Stibal’in Theta Healing-Sıra Dışı Bir Enerji Yaklaşımına Giriş adlı eseri mi desem kılavuzu mu? Birlikte karar verelim.
‘
‘
Öncesinde Vianna Stibal’den bahsetmek istiyorum. Kendisi bir ressam, yazar, eğitmen ve -bakın burası çok önemli- sezgisel okuyucudur. Merkezi Montana, Amerika’da bulunan şifa paradigmasını tüm dünyaya yaymaya kararlıdır ve Viana her ırktan, inançtan ve dinden insana ThetaHealing’i öğretmek için dünya çapında seminerler düzenlemektedir. Hatta martın ilk haftalarında kendisi İstanbul’da da bir seminer vermiştir.
‘
‘
Benim tanışmam, haber olmam nasıl oldu derseniz ablamın okuduğu bir yazı ve bana bahsetmesi ile beraber zaten uzun zamandır takibinde bulunduğum, kitap okuma listemde yerini alan bir kitaptı. Aynı zamanda aile dostumuzunda özellikle ilgilendiği bir alandı. Kendisi şu an ThetaHealing Uygulayıcısı.
‘
‘
Bu bir enerji çalışması ve keşfedeni bu kitabın yazarı Vianna Stibal. Aynı zamanda bir tür meditasyon çalışması ThetaHealing. Tamamen aslında, beynimizden gelen sinyallerin aktivitesi. İnsanoğlunun beyninde 5 farklı frekans mevcut. Alfa, Delta, Teta ve Beta. Bunlara ek olarak bir de Gama dalgaları vardır. Söylediğiniz ve yaptığınız her şey beyin dalgalarınız tarafından düzenlenir ve belirli bir durumda tek bir frekans hakim olur.
‘
‘
Kitap kesinlikle hiçbir din ile bağlantılı değil ancak tüm ilahi dinler ile uyum halinde çalıştığını söyler. Meditasyonun yanında bir de şifalandırma çalışması kılavuzu. Kendi kendimizi şifalandırmak. Yaradan’ın her an bizimle olduğunun eminliğini sağlayarak kendi kendimizi şifalandırmak. Baktığınız zaman ne yüce ne ulu bir şey öyle değil mi? Ama tabi özünde, inanmak yatıyor.
‘
‘
Oldukça ilginç ve gerçekten de sıra dışı bir kitap. Tavsiye ederim.
Kitaplarla
Herkese merhaba
Bir kitabın lezzetli olduğuna dair hiç yorumum olmamıştır şu zamana kadar. Ama evet bu kitap lezzetli. Mitolojiye giriş için çıtır bir lezzet. Bilirsiniz atıştırmalıklar her zaman lezzetlidir. Betimlemeleriyle ön planda bir eser. Ama mistik, fantastik kahramanları gözümüzde canlandırmak için de zaten betimlemeler çoğu zaman kurtarıcı olmuyor mu?
Tanrıça Kirke kendi ağzından hayatını anlatır. Farmakopi ile nasıl tanıştığı, aslında kanında dolaşan bir cadılık gücü olduğunu ama bu gücün daha çok irade ve inançla ortaya çıktığını anlatır da anlatır.
Yüzyıl süren hayatında belki de gelmiş geçmiş ilk
feminist. İlk feminen davranışlar. İlk özgürlük savunucusu dememiz çok da yanlış olmayacaktır.
İlk büyüsünü aşkından yaptığını söyler. Bu yüzden babası Helios tarafından Aiaie adasına sürgün edilir. Ölümsüz hayatı boyunca o adaya mahkum edilir. Ölümlü ozanlar gelir, gemisi su almış ve yaralılar. Cadı Kirke’nin kapısını çalarlar. Kirke, merhamet eder bir ölümlü gibi. Yaralarını sarar, karınlarını doyurur. Ama insanoğludur bu, çiğ sütü emmiştir. Hele karşıdında ki bir kadınsa.. Acımasız ve merhametsiz olanı çoktur.
Kirke hep aşkı arayıp durmuştur, en sonunda gerçek aşkını bulmuştur.
Okuması keyifliydi, tavsiye ederim.
Kitaplarla kalın.