Maalesef nakil (aktarım) ve taklit (öykünme) üzerine kurulmuş bir bilimselliğimiz var. Son senelerde bazı cesaretlendirici gelişmeler olsa da yaratıcı fikirler; orijinal, özgün projeler üretmiyoruz. Bu durum özellikle teknoloji alanında çok belirgin fakat insan bilimleri alanında böyle olmaması lazım çünkü tasavvuf gibi kadim bir geleneğimiz var. Eğer bu alanda biraz araştırma yaparsak Batı psikolojisinin ulaştığı insan kavramının çok ötesinde bir bilgelikle buluşuruz. Hiç abartmadan diyebiliriz ki psikoloji, yeni temeller üzerinden tekrardan inşa edilir.
.. dışarıdaki dünyanın hikâyesi hafizalardan silinip bir masala dönüşmüştü; ve hepsi etraflarını çevreleyen duvarın ardında yükselen kayalık yamaçların ötesinde olup bitenlerle ilgilenmekten çoktan vazgeçmişlerdi.
Kadınlar, toplumsal cinsiyet kalıplarına aykırı davrandığında (örneğin iddialı olduklarında) daha az sempatik görülüyor ve nihayetinde işe alım şansları düşüyor.1 Aynı şey erkekler için de geçerli mi? Güçlü erkek klişesinden çıkınca benzer şekilde cezalandırılıyorlar mı?
Kısa cevap; evet. Araştırmalar erkeklerin de erkeksi cinsiyet klişelerine uymadıklarında (zayıflık göstermek, daha kibar davranışlar, empati, üzüntüyü paylaşmak, alçakgönüllülük, profeminist olmak) tepkiyle karşı karşıya kaldıklarını gösteriyor. Erkekleri çalıştığı gruba ve kendi kariyerlerine fayda sağladığı bilinen bir tutum göstermekten alıkoymanın da ötesinde, rahatsız edici bir durum bu.
Gündelik ilişkilerde her şeyi bilmek isteyen ama hiçbir şey öğrenmeyecek olan çok sayıda insandan biri bizi ölümden sonraki hayatın sürekliliğini sorsa, verilecek en uygun ve her şeyin ötesinde en doğru cevap şu olurdu: ölümden sonra, doğumdan önce neysen o olacaksın