Otizm 1940'lardan itibaren görülmeye başlanan, genelde 4-5 yaşındaki çocuklarda teşhisi konulan bir hastalık. Bu hastalıkta çocuklar içine kapanık oluyor, başkaları ile iletişime geçmekte zorlanıyor, konuşma becerileri o yaşlara kadar gecikiyor. Göz teması kurmayan, duyma problemi olmadığı hâlde seslenildi-ğinde işitmiyormuş gibi davranan, oyuncaklarla oynamasını beceremeyen çocuklar... Bu hastalık keşfedildiğinde aşılar piya-sada yaklaşık on yıldır vardı. O zamanlar 10 binde 1 görülürken zamanla 200'de bire kadar yükseldi oran. Dolayısıyla çoğu aile aşılarla otizm arasında bir ilişki kurdu, bazı ezber bozan bilim adamları da bu konu üzerinde çalışmalar yaptılar.
Sayfa 261
Alıntı
Otizmli çocuklar; terapist, öğretmen ya da ebeveynin öğretme beklentilerinin ön planda olmadığı keyifli etkileşimler aracılığıyla en iyi öğrenmeleri gerçekleştirirler. Çocuğa bir hedefle yaklaştığımızda onunla aramızdaki ilişki bozulmaya başlar. Kendisine bir şey dikte edildiğini, bir şeylere zorlandığını hisseden çocuk etkileşimden uzaklaşır. Çocuklarla çalışırken olası hedefleri sürecin önüne geçirmemeliyiz. Süreci yani etkileşimi bozmadan çocuklarla çalışmayı öğrenebilmeliyiz. Çalıştığımız çocukların gelişimsel problemlerini unutup onların önce sadece çocuk olduğunu anlamalıyız.
Sayfa 30·Kitabı okuyor
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Otizmli çocukların temel problemlerinin etkileşim becerileri olmasına rağmen ülkemizde ve dünyada özel eğitim uygulamalarının odak noktasını maalesef bilişsel beceriler (renkler, şekiller, eşleme becerileri, temel kavramlar, okuma- yazma becerileri) oluşturmaktadır. Otizmli çocuklar klasik özel eğitim uygulamalarında (UYGULAMALI DAVRANIŞ ANALİZİ/ABA/UDA) duygudan yoksun bir robotmuş gibi varsayılarak sürekli öğretilmeye çalışılan bir makine muamelesi görürler. Bu yanlış bakış açısı otizm ve benzeri gelişimsel yetersizliklerde çocukların sınırlı yol almasına, yoğun davranış problemleri edinmesine ve dolayısıyla genel gelişimlerinin gerilemesine neden olmaktadır.
Sayfa 28·Kitabı okuyor
1000Kitap
Otizmli çocukların eğitiminde her koşulda iyi bir ilişki inşa etmek ilk adımımız olmalıdır. Çocukların bulundukları yaşa ait öğrenmeleri gerçekleştirebilmesinin ilk koşulu onları diğer insanların bulunduğu ortak iletişim ve etkileşim dünyasına çekebilmektir.
Sayfa 27·Kitabı okuyor
1000Kitap
Otistik çocukların yaklaşık olarak üçte biri konuşmayı asla öğrenemez ve hepsi kendilerini diğer insanlardan ayrı tutma ve insanlardan ziyade nesnelere daha fazla odaklanmaya meyillidir... Asperger sendromu bulunan kişilerin başkalarıyla bağ kurmaya yönelik becerileri daha güçlüdür ve işlevlerini daha şiddetli otizm türlerine sahip olan kişilerden daha iyi yerine getirirler ama takıntıları ve sosyal ipuçlarını okuyamamaları onların genellikle yalnız kalmalarına neden olur. Zayıf sosyal becerileri de bir iş bulmalarını veya sürdürmelerini zorlaştırır ama bazı durumlarda matematik ve mühendislik becerileri bu beceriksizliklerini fazlasıyla telafi eder. Akranlarıyla ilişki kuramadığı için 'inek' veya 'kitap kurdu' gibi lakaplar takılan çocukların birçoğunda Asperger sendromu olabilir ya da bu teşhisin konulabilmesi için gerekli kriterleri karşılamaya yatkın olabilirler. İşlevlerini yerine getirebilmek için, sosyal insanların bir 'zihin teorisi' denen şeyi geliştirmesi gerekir. Bir başka deyişle, diğer insanların dünya hakkında onlardan farklı bilgilere sahip ve farklı arzuları ve ilgi alanları olduğunu bilmeleri gerekir. Otizmde bu ayrım bulanıktır. Otistik çocukların konuşamamalarının bir nedeni de iletişim kurma ihtiyacının olduğunu fark etmemeleridir; onların bildiklerini diğer insanların bilmediğini fark etmezler.
Sayfa 164·Kitabı okudu
Psikoloji
Siz Hasta Değilsiniz!
Panik atak, Okb, Depresyon, Anksiyete, Dehb, Otizm vb. Bunların hiçbirisi hastalık değildir; sadece bozukluktur.
Sayfa 23 - Minel Yayın·Kitabı okuyor
Psikoloji