“Yaşamın anlamlı kılınacağı bir son yok mu; bir tür ödül?”
“Bu işte dinlere ihtiyaç duyulan an. Ölüm bilinciyle saçmalaşan yaşamımıza bütünlüklü bir anlam verebilmek için öte dünyalar vaat ediliyor bize. Bu vaatlere göre bu dünyada çektiğimiz çilelerin, yaşadığımız haksızlıkların hesabı öte dünyada sorulacak; eşitsizlik kalmayacak ve herkes hak ettiğini alacak. Ölüm saçmadır, bu saçmalık bilinciyle yaşanamaz. Ya da çağımıza kadar yaşayamadı insan. Hep saçmalıktan, anlamsızlıktan kurtulmak istedi"
İnsan zavallı bir yaratıktır. Bir bilince sahip olması onun lanetidir de aynı zamanda. Evet, bir bilince sahip olmasaydı bir anlama da ihtiyaç duymayacaktı, o zaman yaşamın nasıl olduğunu da bilmeyecekti, kendine bir İnsan dünyası kuramayacaktı, anlamsız olan yaşamı anlamlandıramayacaktı. O zaman Doğa’nın Doğa’ya içkin onunla bütünlük içinde ama bilinçsiz bir parçası olacaktı. O zaman belki acı çekmeyecekti ama ne yazık ki bir yaşamı da olmayacaktı.
Kökeninde acı olan varlık nasıl olacaktı da acıdan uzak bir neşeye kavuşacaktı? Temelinde nüfuz edilemez bir anlamsızlık olan canlılık, nasıl olacaktı da anlama kavuşacaktı?