ARTIK HİÇBİR ŞEY YOK. HEPSİ HÂLÂ ORADA VE ARTIK HİÇBİR ŞEY YOK
Artık bir araya gelebileceğimiz sokaklar yok, her yer kalabalık ve kimse orada değil, artık köyler yok, toplu konutlar var, artık sokaklar yok, otoyollar var, şehirler yerde silinip gitmiş, dümdüz yukarı uzanıyorlar, sokakları duvarlarla çeviriyorlar, artık denize, şehre, ormana açılan pencereler yok, kaçıp kurtulacak bir yol yok, tüm kapılar korkunun üzerine kapanıyor, siyasi korkunun, atomik korkunun, yağmalanma korkusunun, şiddet korkusunun, bıçakların korkusunun, ölüm korkusunun; ölüm korkusu hayata karar veriyor; yiyecek korkusu, yol korkusu, tatil korkusu, devlet adamlarının ve alçakların korkusu, polis korkusu tıpkı devlet adamlarının korkusu gibi, devlet adamlarının korkusu tıpkı alçakların korkusu gibi, artık nereye gideceğimizi, kendimizi nereye koyacağımızı bilmiyoruz, bir otomobil altı ila yedi insanın yerini alıyor, otomobil nüfusumuz kabaca üç yüz milyon, Hindistan nüfusu hızında artıyor, yeni bir absürtlük baş gösteriyor, gözlerimizin önünde gerçekleşiyor, orada, dışarıda, her tarafta; onun varlığı öyle deşifre edilemez ki, insan tarafından değil de ilahi bir güç tarafından üretildiğini söyleyebilirsin; sınırlar artık değişmiyor, artık nüfus hareketleri yok, iş gücü hareketleri var, Japonların hareketleri var ama artık savaş yok, çok az şey var, çok, çok, çok az, şimdiki gerçekliğin ve benlik ile dünyanın yakınlaşmasının yetersizliği giderek daha fazla elle tutulur hal alıyor; bazen, doğru, insan değişiyor, ama bu oldukça nadir, ve üstelik artık neyi değiştirdiğimizi de bilmiyoruz, bir çamaşır makinesini, insanlar artık kendileriyle birlikte neyin var olduğunu bilmiyorlar, ve bu kendi ülkelerinde, hâlâ futbolları, rock müzikleri, sinemaları, sonsuz beklentileri var, sinemaya sadece bir filme hapsedilmiş korkuyu görmek için gidiyorlar, çoğunlukla
İŞTİKÂK: Kelimelerin Kök Bilgisi-Etimoloji...
(...) İştikâk (Etimoloji)… Kelimelerin kök bilgisi, lûgat ilmi, etimoloji… İştikak bu! Ülkemizde çok gelişmemiş olan, doğru dürüst bir sözlüğü bile olmayan bir araştırma alanı… İştikak, genellikle divân edebiyatında, aynı kökten kelimeleri aynı beyitte kullanma sanatı olarak bilinirse de, İmâm-ı Gazalî Hazretleri‘ne göre, “bütün ilimlerin temelidir, bütün ilimlere çıkacak merdiven odur.” Dinî ilimlerde öyle olduğu gibi, felsefede de öyledir. Eflatun‘dan başlayarak birçok filozof, bu ilme dikkat çekmiş, eserlerinde bu ilimle ilgili verilere yer vermiştir.
TİLKİ GÜNLÜĞÜ -Ufuk ile Hafiye-II-, 5 Mayıs 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Reklam
Depresyonun karşıtı mutluluk değil, canlılıktır. Kişi, bir ruh durgunluğu içerisinde öylesine kalır.
Sayfa 57·Kitabı okudu
- Sabiha, Sabiha'ya, Sabiha'dan... ne oluyorsun kuzum, Allah aşkına; sen başka laf bilmez misin? Ayla odadan çıktı. - İyi ama, bunda kızacak ne var? Kızacak ne varmış? Peki, öyle ise hep Sabiha'dan bahsedelim: (Ne pervasız hali var, değil mi? Pervasız, fakat mütehakkim... Simsiyah gözleri ne kadar iri, değil mi? Iri ve pırıl pırıl... Kalın ve nemli dudakları ne kadar kırmızı değil mi? Onları araladıkça ben, bağırmak, gülmek ve ısırmak istiyorum... Anladın mı? Şimdi de, bunda kızacak ne var diyebilir misin?) Dudaklarım titriyordu. Boğazım kurur gibi olmuştu. Avuçlarımın içi yanıyor ve ben bağıra bağıra ağlamak istiyordum.
Sayfa 118·Kitabı okuyor
öyle sanıyorum ki, az sonra öldürülecek bir insan için gelecek yaşamdan söz etmek hiçbir işe yaramaz.
Alıntı
Ne yaptım peki? Öylece sustum. Anlatmak yerine sustum. Zaten anlatamazdım. Konuşarak anlatamadığını susarak nasıl ifade edebilirdi ki insan?
Alıntı
Reklam
Reklam