8/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 21:59
Sizlere #engelsizokurlaokuyoruz grubumuzla okuduğumuz @authorhalle kaleminden #ölümcülkonular kitabı ile geldim . Kitabımızda ; mantarlar üzerine bir araştırma yapan ünlü Madrona Vakfı’nda Alzheimer çalışmaları yürütülen bir ekip. Sydney Denik bu başvurduğu vakıftan kabul edilmiştir. Vakıf; yaz aylarında öğrencilere düzenli olarak staj imkanı sunar. Sydney mezuniyet projesinde özel bir şey çıkaramasa bile buradaki Vakıfta bir şeyler yapabileceğini düşünür. Tamda başvuruyu yaptıktan sonra öğretmeniyle yasak ilişkisi sonucu bursu kesilir ve okuldan atılır. Aynı zamanda kabul mektubu ulaşır ve uçak bilgileri elindedir. Sydney her şeye rağmen uçağa biner ve Madrona Vakfı’na gider. . Gizemli ve karanlık olan bu vakıfta toplamda on iki öğrenci vardır. Burada hem profesörü hem de psikologu olan Wes Kincaid ile iletişimi ilginç olacaktır. İlk günlerden beri rüyasına giren bu adamdaki çekim Sydney’i her şeyi bir daha mı yaşayacağım düşüncesi ile dikkatli adım atmasına sebep olur. . Vakıfta garip olan şeyler bir süre sonra artar. Sydney bu yaşadıklarının halüsinasyon mu yoksa gerçek mi olduğunu düşünürken bulur kendini. Öyle ki ; uçakta arkadaş olduğu Amani ile kar topu oynaması, koridorda gezen hayaletler, etrafta ölü hayvanlar, görünüşleri farklı olan birçok şey. . Spoiler vermekten korktuğum için yarım bıraktığım bir yorum oluyor . Baştan sona gizemini koruyan bu kitap , +18 sahnelerine rağmen bırakmadan okutuyor. Merak durmadan artıyor, elinizden bırakamıyorsunuz bu kitabı. Gizemi öylesine harmanlamış ki son sayfalara kadar süren bir şey. . Ben severek okudum, sizlere de tavsiye ederim. ️ . Sizler okudunuz mu? Okuduysanız sevdiniz mi? . Kitaplarla ve sevgiyle kalınız . . . #heryazardanbitutam #ölümcülkonular #engelsizokurlaokuyoruz @noxyayinlari @authorhalle
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202562 okunma
İnsan Değişir, Damga Kalır - (En Uzun İncelemem Oldu Ama Değdi)
Puan vermedi·189 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 20:14
Hayat bazen insanı yaptığı hatalarla değil, insanların ona yakıştırdığı sıfatlarla cezalandırıyor. Bir kez damga yediniz mi, sonrasında attığınız her adım o damganın gölgesinde değerlendiriliyor. Reşat Nuri Güntekin'in Damga romanını okurken aklımdan en çok geçen düşünce buydu. Reşat Nuri Güntekin, Acımak ve Bir Kadın Düşmanı’ndan sonra beni bir kez daha şaşırtmayı başardı. Romanın başında klasik bir yasak aşk hikâyesi okuyacağımı düşündüm. Hatta hikâyenin merkezinde bunun olacağını sanıyordum. Fakat ilerledikçe anladım ki yasak aşk burada asıl konu değil; yalnızca yazarın anlatmak istediği daha büyük bir hikâyeye açılan kapı. İffet’in önünde iki seçenek vardı: Ya gerçeği açıklayacak ya da hırsız damgasını kabul edecekti. O ikinci yolu seçti. Elbette yaptığı seçim tartışılabilir. Yasak aşkın sonuçlarına katlanılması gerektiğini düşünenlerdenim. Bu yüzden yaşananları romantikleştirip büyük bir fedakârlık hikâyesine dönüştürmek istemiyorum. Zaten böyle bir durum başınıza gelseydi, eşiniz başka birini seçseydi “ne güzel bir aşk yaşıyorlar” deyip kenara çekilir miydiniz? Bence bu durum romantik olmaktan çok daha karmaşık ve acı verici. Birçok okurun takıldığı nokta İffet’in neden gerçeği söylemediği olabilir. Fakat ben okurken başka bir şey düşündüm: Söyleseydi ne değişecekti? Çünkü bana göre Reşat Nuri’nin derdi İffet’in masumiyetini kanıtlamak değil. Asıl mesele, yaptığı bir seçimin sonuçlarıyla yaşamak zorunda kalan bir insanı anlatmak. Üstelik burada sorun sadece gerçeği söylememesi de değil; gerçeği söylese bile bu ilişki zaten baştan imkânsız bir noktaya sıkışıyor. Çünkü “parasını çaldığı adamın karısıyla birlikte olma” gerçeği, hikâyenin romantik bir aşka dönüşmesine izin vermeyen çok sert bir düğüm oluşturuyor. Reşat Nuri’nin kurduğu asıl güç de burada:
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20174,180 okunma
Reklam
Mutsuzluğa dair
7/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 16:05
Modern dünya bize sürekli "mutlu olma" sorumluluğu yüklerken, kitap bu dayatmaya bir başkaldırıyla yaklaşır. Eser, mutsuzluğu bir zayıflık ya da kaçılması gereken bir hastalık olarak değil; insanın varoluşsal bir gerçeği, ruhun en dürüst çıplaklığı olarak masaya yatırıyor. Okuru sahte bir teselliyle avutmak yerine, acının kalbine doğru cesur bir yolculuğa çıkarıyor. Kitabın güzel yanı, hüznü acı ve kederi dramatize etmeden, onun sarsıcı gerçekliğini ortaya koyabilmesi. Yazar, bireyin iç dünyasındaki o tanıdık ama kelimelere dökülmesi zor olan boşluğu ilmek ilmek işlemiş. Sayfaları çevirirken hissettiğiniz şey yıkıcı bir depresyondan ziyade, derin bir anlaşılma hissi. Kitap size, "Yalnız değilsin, bu karanlık da insana dair," diye fısıldıyor. "İnsan bazen öyle bir noktaya gelir ki, onu ayakta tutan şey umutları değil, mutsuzluğuna duyduğu o tuhaf ve sadık aidiyettir." Neden okumalıyız? Bu eseri şahane kılan şey, okuyup bitirdiğinizde içinizde bıraktığı hafifleme duygusu. Kitap, mutsuzluğun da tıpkı coşku gibi, insanı dönüştüren, derinleştiren ve olgunlaştıran bir yakıt olduğunu söylüyor. Sonuç olarak yazarın ifadeleri gerçek dünya ile çok uyuşmasada mutsuzluğun kaçılması gereken bir canavar olmadığını anlatması açısından okunmaya değer. Boris Cyrulnik
İnceleme
Şahane Bir MutsuzlukBoris Cyrulnik · Monografi Yayınları · 2023108 okunma
O Duva Cadısı neydi öyle ya?
8/10
·448 syf.··
2026 18. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:38
Benim bu kadar uzun sürede bitirdiğimde bakmayın kitap gayet akıcı. Sadece harita ile biraz sorun yaşadık. Kitapları normalde tahmin edemem ama bu kitabı garip bir şekilde tahmin ettim🫪 Birde o Duva Cadısı neydi öyle ya. Artık kurabiyelere eskisi gibi bakamayacağım. Her neyse işin özünde kitabı beğendim. Görsel hafızanız iyiyse haritayla sorun yaşamazsınız. Yaş sınırı: +14
Gölge ve KemikLeigh Bardugo · Martı Yayınları · 20247,5bin okunma
Puan vermedi·268 syf.··
2026 60. kitabı
Rita, cinayetler mahallerine, fotoğraflar çekmeye geri dönmüştü. Ama bu durum eskisinden de daha zordur artık. Bacağındaki rahatsızlık işleri onun için daha zorlaştırıyordu. Iş arkadaşları tarafından da dışlandığı apaçık görünüyordu. Bir yandan gördüğü hayaletler ile ilgili hikayeler çoğalırken, öte yandan polislerin içlerinden birilerinin foyasını ortaya çıkartmış olması bu duruma sebep olmuştur. Montano ailesinin sekiz üyesinin ölmüştür- ki bunların altısı küçük çocuklardır. Ve hayaletler Rita'yı bırakmaktadır. Yüzlerce fotoğraf çeker ve kimsenin bulamadığı deliller bulur. Lakin bulduğu bu deliller yine başını belaya sokmasına sebep olur ve emekli olup büyükannesinin yanına taşınır. Ama ölümler burada da peşini bırakmaz. Peş peşe aynı yöntemle işlenen cinayetleri fotoğraflarını çekmelerini isterler. Orakla boğazları kesilerek öldürenen bu cinayetleri ortak noktalarını bulmak ve bağlantı kurmak Rita'nın yeteneği sayesinde çözüm bulur. . Okula gitmeyi bırakmıştım çünkü babam öyle istemişti. Zihnimi kötülükle doldurduklarını söylüyordu; zaten kafam bir dünyaydı, Kafama aldığım darbeden sonra, bazen zihnim sürüklenir ve kendimi tarlalarda uyanmış halde bulurdum ve ne olduğunu hatırlayamazdım. Babamın kötü muamelesiyle yaşamayı, ona uyum sağlamayı öğrendim. Kalbim karardı ve onun acısını kuru toprak gibi emmeye başladım. Şiddetin geldiğini gördüğümde, karanlık içeri giriyor ve dualarını tenimin üzerinde dalgalandırıyordu. Hissetmemeyi öğrendim. Hiçbir sey hissetmemeliyim. Dünyada çok fazla kötülük var. Babam annemi baltayla yere serdiğinde bana bu kötülüğün sadece bir parçasını göstermişti.Nefreti ve şiddeti göstermisti. St. Joseph'te kötülüğün baska yönlerini de gördüm; yırtıcılığı ve zalimliğe gördüm. Üniversitede bencilliği ve açgözlülüğü anlamaya basladım. Mezun
PozRamona Emerson · The Kitap · 202574 okunma
Puan vermedi·163 syf.·
2026 26. kitabı
Her şeyin çok hızlı tüketildiği, sürekli bir yerlere yetişmeye çalıştığımız şu günlerde Okçu’nun Yolu kısa bir mola oldu. Küçük bir kitap ama sayfaları çevirirken insanı durup düşünmeye zorluyor. Ana konu ok, yay, kiriş ve hedef olsa da hayatı okumak için güzel metaforlar. Kitap aslında basit bir okçuluk hikayesi gibi görünse de tamamen hayatın provası gibi. Coelho orada oku "niyetimiz", yayı "irademiz", hedefi de "varmak istediğimiz yer" olarak tanımlıyor. Hedefe giden yolun bizzat kendisinin önemli olduğu üzerinde duruyor. Hepimiz hayatın koşturmacası içinde bir şeyleri başarmaya, o hedef tahtasının tam ortasını vurmaya öyle odaklanıyoruz ki... Oysa usta diyor ki; gözün sadece hedefte olursa, o okun yaydan çıkışındaki zarafeti, rüzgarı, kendi kalbinin ritmini kaçırırsın. Bizlerde kimi zaman planlarımızın, hedeflerimizin peşinde öyle çok geriliyoruz ki bir yay gibi, kendimizi yıpratıyoruz. Ya da hata yapmaktan, ıskalamaktan korktuğumuz için elimizdeki oku fırlatmaya hiç cesaret edemiyoruz. Kitap "yolda olmanın", hata yapsan bile o süreçle terbiye olmanın güzelliğini hatırlattı. Bazen sadece durmak, nefes almak ve niyetimizin temizliğine güvenerek o oku serbest bırakmak gerekiyor mesajı çıkıyor. Büyük iddiaları olmayan, kısa sürede okunabilen bir kitap. Neredeyse yarısı çizmelerle dolu. Kitaplarla kalın.
Okçu'nun YoluPaulo Coelho · Can Yayınları · 20217,7bin okunma
Reklam
Reklam