“Sustuk.”
Sustunuz... Uzunca bir süre sustunuz. Niye böylesiniz? Böylesiniz işte. Sevdiğini hiç bağıra çağıra söyleyememişler gibisiniz. Haksızlık görünce dili tutulmuşlar gibi... Suskun. Bedeni huzurda namaza durmuş, kafası başka yerde münafıklar gibisiniz. Verdiğiniz sözleri yutmuş, ettiğiniz yeminleri bozmuşsunuz. Duyulmasından korkmuşsunuz. Olduğunuzdan cesur davranıp zayıflığınızı saklamışsınız. Sesinizin çok çıktığı anlarda boyun eğmişsiniz sanki... Aciz. Keşke söylemeyi değil duymayı öğrenseydiniz. Kelimeyi değil harfi bilseydiniz. Başkasına yeteneydiniz ya en azından kendinize yetseydiniz. Kâfi. Konuşmaktan susmayı unutmuşlar gibi... Sebatsız. İşinizdeydiniz gücünüzdeydiniz. Siz de haklıydınız, atmadığınız her adımda kalabalığın ayakları altında kalırdınız. Yorgun. Ama artık zamanınız dolmuş. Gidici gibisiniz. Bilmem. Öyle gibisiniz işte...
belâdır akşamlarımıza sabahlarımız
hem biliriz hem bilmeyiz ne olduğumuzu gideriz eğri büğrü yolumuz belki doğru
ibret olsun kurda kuşa ve gelengiye
diye açız ey bilim
diye çıplak ey barış
diye yalnız ey toplum
insanız biz
insanız biz
insanız
ekmek demiş gitmiş dedem dedemin dedesi de herhalde öyle
ekmek dedim düştüm yola babamı tanıyorum
korkuyorum dostlarım
korkuyorum yoldaşlarım
bunca savaş
bunca kavgadan sonra
aynı yoldan geçecek çocuğum da
insanız biz
insanız biz
insanız
nere gitti bunca savaş niçindi
nere gitti bunca acı nedendi
"Reşit, ömür denen şeyin tedricen yaşanmadığını söylerdi. Gerçekten öyle, her şey birdenbire oluyor. Küçük bir çocukken birdenbire, ilaçlarını plastik bir margarin kabında saklayan bir ihtiyar oluveriyorsun. Kendin için, çocukların için, ülken için güzel şeyler ümit ederken, seni biçimlendiren şeyin güzel bir gelecek hayali olduğunu düşünürken, birdenbire kaderinin, güne ayak uyduramamak, gençliğini, geçmişini özlemek ve hızla dönen dünya tarafından hep kenara savrulmak olduğunu görüyorsun. "
"Buyurun efendim, size sıcacık bir Tilia Cordata çayı."
Şaşkın şaşkın baktı Orkun. "Tili ney?" dedi. Bardağı henüz almamıştı.
"Ihlamur, ıhlamur ya." dedi Tomris gülerek.
"Öyle desenize hocam ben de ilaç falan sandım."
"Aslında öyle de denilebilir. Belki biraz kocakarı ilacı gibi olacak ama büyükçe bir tencere suyun içine ıhlamur yapraklarını koyup dörde bölünmüş, kabuğu soyulmamış bir elma ile bir parça limon ekledikten sonra iyice kaynatırsan önünde hiçbir soğuk algınlığı duramaz."
Sayfa 97 - KDY (Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık), 1. Baskı, Nisan 2022·Kitabı okudu