“Sustuk.” Sustunuz... Uzunca bir süre sustunuz. Niye böylesiniz? Böylesiniz işte. Sevdiğini hiç bağıra çağıra söyleyememişler gibisiniz. Haksızlık görünce dili tutulmuşlar gibi... Suskun. Bedeni huzurda namaza durmuş, kafası başka yerde münafıklar gibisiniz. Verdiğiniz sözleri yutmuş, ettiğiniz yeminleri bozmuşsunuz. Duyulmasından korkmuşsunuz. Olduğunuzdan cesur davranıp zayıflığınızı saklamışsınız. Sesinizin çok çıktığı anlarda boyun eğmişsiniz sanki... Aciz. Keşke söylemeyi değil duymayı öğrenseydiniz. Kelimeyi değil harfi bilseydiniz. Başkasına yeteneydiniz ya en azından kendinize yetseydiniz. Kâfi. Konuşmaktan susmayı unutmuşlar gibi... Sebatsız. İşinizdeydiniz gücünüzdeydiniz. Siz de haklıydınız, atmadığınız her adımda kalabalığın ayakları altında kalırdınız. Yorgun. Ama artık zamanınız dolmuş. Gidici gibisiniz. Bilmem. Öyle gibisiniz işte...
Sayfa 85·Kitabı okudu
“Aile öyle bir şey ki ne kadar uzağa uçarsan uç sonunda yakalanıyorsun. Hele de kız çocuksan ömürsüz bir kelebek olarak yakalanıyorsun."
Sayfa 132 - İletişim Yayınları, 1. Baskı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Benden okumak için kitap önermemi isteyenlerin kalbimi de istediklerini sanıyordum, hâlâ öyle!
belâdır akşamlarımıza sabahlarımız hem biliriz hem bilmeyiz ne olduğumuzu gideriz eğri büğrü yolumuz belki doğru ibret olsun kurda kuşa ve gelengiye diye açız ey bilim diye çıplak ey barış diye yalnız ey toplum insanız biz insanız biz insanız ekmek demiş gitmiş dedem dedemin dedesi de herhalde öyle ekmek dedim düştüm yola babamı tanıyorum korkuyorum dostlarım korkuyorum yoldaşlarım bunca savaş bunca kavgadan sonra aynı yoldan geçecek çocuğum da insanız biz insanız biz insanız nere gitti bunca savaş niçindi nere gitti bunca acı nedendi
"Reşit, ömür denen şeyin tedricen yaşanmadığını söylerdi. Gerçekten öyle, her şey birdenbire oluyor. Küçük bir çocukken birdenbire, ilaçlarını plastik bir margarin kabında saklayan bir ihtiyar oluveriyorsun. Kendin için, çocukların için, ülken için güzel şeyler ümit ederken, seni biçimlendiren şeyin güzel bir gelecek hayali olduğunu düşünürken, birdenbire kaderinin, güne ayak uyduramamak, gençliğini, geçmişini özlemek ve hızla dönen dünya tarafından hep kenara savrulmak olduğunu görüyorsun. "
Sayfa 136 - 137
Burada Barış Manço'yu anmazsak olmaz...
"Buyurun efendim, size sıcacık bir Tilia Cordata çayı." Şaşkın şaşkın baktı Orkun. "Tili ney?" dedi. Bardağı henüz almamıştı. "Ihlamur, ıhlamur ya." dedi Tomris gülerek. "Öyle desenize hocam ben de ilaç falan sandım." "Aslında öyle de denilebilir. Belki biraz kocakarı ilacı gibi olacak ama büyükçe bir tencere suyun içine ıhlamur yapraklarını koyup dörde bölünmüş, kabuğu soyulmamış bir elma ile bir parça limon ekledikten sonra iyice kaynatırsan önünde hiçbir soğuk algınlığı duramaz."
Sayfa 97 - KDY (Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık), 1. Baskı, Nisan 2022·Kitabı okudu