Léon Bloy, Jeanne d'Arc, 1915
​​Halk, her kusuru görmezden doğaüstü bir sevgiyle, bu krala (Deli VI. Charles) sadık kaldı. Kralın onların gözleri önünde hiziplerin oyuncağı, galibin ganimeti haline gelmesi, saltanatı sırasında ve tahtının gölgesinde, yabancı boyunduruğunun utancı da dahil olmak üzere tüm kargaşaların, felaket ve sefaletlerin krallığın üzerine çökmesi nafileydi. Kral hiçbir zaman alay veya hakaretle karşılaşmadı. Sakatlıkları en aşağılayıcı ve en gülünç olanı bile, onun şahsında cisimleşen monarşi kültünü tek bir gün bile sarsmadı.Cenaze gününde ne bir oğlu ne bir yakını vardı. Ancak bu kralın ezdiği sıradan insanların oluşturduğu kalabalık başkenti sel gibi doldurmuştu. ​"Ve sokaklardaki, pencerelerdeki bütün halk, sanki her biri dünyada en çok sevdiği şeyin ölümünü görüyormuş gibi ağlıyor ve haykırıyordu." ​O gün, öyle görünüyor ki, doğa da bir şaşkınlık yaşamış olmalıydı! ​Yine de talihsiz bir halkın bu gözyaşları, acımasız efendilerinden birine mezara kadar eşlik ederken döktüğü ilk gözyaşları değildi. Zavallı kalabalık gerçekte İsa Mesih'in ıstırap dolu Dikenli Tacı'nın dikenlerinden birinin yok oluşunu görmenin acısıyla ağlıyorlardı; kalplerinde, bu dikenlerin sayısının belirli olduğunu ve sonunda Tanrı'nın vekilinin yeryüzünde artık bir tacı kalmayacağını sanıyorlardı.Ne kadar liyakatsiz olursa olsun ya da öyle görünürse görünsün, o, iblisleri kovmak için tahtına oturmuş olan Mesih'in tartışmasız vekiliydi. Eski vitraylardaki bazı tasvirlerin, bazen çok köhne şapellerde tanıklık eder gibi göründüğü üzere; körleri, dilsizleri, sağırları, cüzzamlıları, kötürümleri iyileştiriyor ve ölüleri diriltiyor gibiydi. Eğer isteseydi suların üzerinde yürüyebileceğinden kimse şüphe duymazdı, çünkü onu savaş atının üzerinde, sık sık ölülerin kanları içinde ilerlerken
:D
~~~• - Paranın miktarı değil, ağırlığı ilgilendirir beni. + Öyle mi, niçin? - İğrenç suratınıza çarptığım zaman biraz olsun acıtması için. 🎞️ Hindistan Cevizi (1967)
Dizi/Film
Reklam
HZ. MUAVİYE'YE "radyallahu anh" DENİLMEZ Mİ? -III-
"Ömer İbnu'l-Hattab (r.a.), Umeyr İbnu Sa'd'ı Humus valiliğinden azledince, yerine Hz. Muaviye'yi (r.a.) tayin etti. Halk: Umeyr'i azledip Muaviye'yi mi tayin etti, diye mırıldandı. Umeyr (r.a.) ise: Muaviye'yi hayırla yâdedin. Zira ben Resulullah aleyhissalatuvesselamın "Allahım onunla (insanlara) hidayetini ulaştır!" dediğini duydum, dedi." Kütüb-i Sitte, Hadis No: 4478 Evvelki yazılarıma yapılan bazı yorumlardan ötürü, daha başlarken bir noktayı açıklığa kavuşturmak istiyorum: Hz. Muaviye'nin "radyallahu anh" denileceklerden olduğu "şu âhirzamana kadar" Ehl-i Sünnet mabeyninde "netameli" bulunmuş bir konu değildir. Mevzuun gerek İmâm-ı Gazalî'nin İhyâ'sında, gerek İmâm-ı Rabbanî'nin Mektubat'ında ve gerekse diğer makbul/muteber kaynaklarımızda nasıl ele alındığını incelerseniz "netameli" hiçbir noktaya rastlayamazsınız. Hz. Muaviye'nin bir Sahabî olarak "hürmete layık olduğu" gayet açıktır. İttifakla da beyânlıdır. Ulemamızın bu meseleyi medar-ı bahs etmeleri, kendi aralarında tartışma konusu olduğundan değil, Şia vb. bid'a fırkaların Mü'minlerin kafalarını/kalplerini karıştırmalarına engel olmak içindir. Elhamdülillah. İşte biz de bugün o salih seleflerimizin izlerini takip ediyoruz. Rabbim, ne bu dünyada ne ötekisinde, dudaklarımızı ayak izlerinden kaldırmasın. Âmin. Bediüzzaman'ın da bu müceddidler kervanının bir halkası olduğunu hatırlarsak, elbette, ondan da bu hak yoldan başkası sâdır olmaz. Başka muradı olamaz. Zâten, Hz. Ali radyallahu anhın duruşunu "azimet" Hz. Muaviye radyallahu anhın duruşunu ise "ruhsat" noktasında ele alması, "her ikisini de" İslâm dairesi içinde gördüğünün delillerinden birisidir. Mezkûr kavramlar hakkında küçük bir özet geçersem: **Azimet "asıl hüküm"dür. Ruhsatsa şartlarına bağlı olarak uygulanabilecek "geçici
Hazreti Muaviye
Bütün dünyâya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım; Nihayet, bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştım. Şehirden kaçmak isterken sular zaten kararmıştı, Pek ıssız bir karanlık sonradan vâdiyi sarmıştı. Işık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hılkat kesilmiş lâl... Bu istiğrâkı tek bir nefha olsun etmiyor ihlâl Muhîtin hâli "insâniyyet"in timsâlidir, sandım; Dönüp mâzîye tırmandım, ne hicranlar, neden andım! Taşarken haşrolup beynimden artık bin müselsel yâd, Zalâmın sinesinden fışkıran memdûd bir feryâd, 0 müstağrak, o durgun vecdi nâgâh öyle coşturdu Ki vâdiden bütün, yer yer, enînler çağlayıp durdu. Ne muhrik nağmeler, yâ Rab, ne mevcâmevc demlerdi; Ağaçlar, taşlar ürpermişti, gûya Sûr-i Mahşerdi! -Eşin var, âşiyanın var, baharın var, ki beklerdin; Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin ? 0 zümrüd tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun; Cihânın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun, Bugün bir yemyeşil vâdi, yarın bir kıpkızıl gülşen, Gezersin, hânmânın şen, için şen, kâinatın şen. Hazansız bir zemin isterse, şâyed rûh-i ser-bâzın, Ufuklar, bu'd-i mutlaklar bütün mahkûm-i pervâzın. Değil bir kayda, sığmazsın - kanadlandım mı - eb'âda; Hayâtın en muhayyel gayedir ahrâra dünyâda, Neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perîşandır? Niçin bir damlacık göğsünde bir umman hurûşandır? Hayır, mâtem senin hakkın değil... Mâtem benim hakkım: Asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım!
Sevgili ben, hayatı iki uç noktada yaşamaktan yoruldun. Yapman gereken onca sorumlulukların varken sen aylarca odana çekilip sadece düşüncelere dalmak istiyorsun. Bunu bir tembellik olarak algılayabilirsin lakin asıl meselenin bu olmadığını ikimiz de çok iyi biliyoruz. Bu yıl hayat senin için oldukça zor başladı, farkındayım. Bir köprünün sınır çizgisini çekmiştin, oysa hayat önüne bir dağ koyup: Hadi bakalım şimdi tüneli aç da görelim, dedi. Hatırlıyor musun, büyüdüğünde kendini daha iyi tanıyacağını sanıyordun fakat şimdi bunun ne kadar da büyük bir yanılgı olduğunu idrak ediyorsun. Her geçen gün, saat, hatta dakikada bile seninle aramızdaki bağ gittikçe kopuyor. Bunun kötü bir şey olduğunu sanabilirsin ama yanılıyorsun. İnsan en çok da kendine yabancı olduğu vakit benliğini keşfediyor. Yabancılaşmak bir nevi başka bir insanın gözünden kendine bakmak gibi. Sahi, en son seninle ne zaman oturup düzgünce sohbet etmiştik, sanırım hatırlamıyorum. Demek o kadar olmuş. Ah ah... Gittikçe ruhsuz, cansız birine dönüşüyorsun. İnsanların yanındayken ruhun hep başka diyarlarda geziniyor, oysa eskiden herkesi ne kadar da pür dikkat dinlerdin. Yoksa olmak istemediğin birine mi dönüşüyorsun? Hayır, hayır insanlarla arana bir uçurum koymuşsun. Belki de anlaşıldığını düşünmediğin içindir. Hahaha sen bile kendini anlamıyorken başkasının nasıl anlamasını bekleyebilirsin ki? Dostum bazen olaylara fazla soyut ve sezgisel hislerimizle bakıyoruz. Bazen de aksine daha rasyonel düşüyoruz. Pehh kendini, hayatı fazla ciddiye alıyorsun. Hepsi de gecenin sana yansıttığı bir etki. Hahaha sanki yarasaymışım gibi konuştun ama haklıyız. Bu konuşma tam bir şizofreni konuşması gibi oldu, neyse yine saçmaladık işte. İnsan neden kendisiyle konuşur? Benim benliğim olmasaydı, sen de oluşmazdın çünkü senin
Duygu ve Düşünce
Ben Kimim?
İlk kim başlattı bilmiyorum ama benimde yapasım geldiiii Öncelikle adım Ronahi ama telaffuz edilmediği için ve benim daha çok hoşuma gittiği için Rona deniyo tabii arkadaşlarımın taktığı mükemmel ötesi lakapları var mesela Tonahi ve Nonani yani ne alaka bilmiyom, Ronaldo diyen var ve en çok duyduğum lakap Havuç😔 13 yaşındayım 28 Şubat doğum günüm ve şimdiye kadar doğum günümü öyle aşırı abartı çok kutlamadım (2 kere küçükken kutlamıştım) ee saçma gelir belki bilmiyorum ama doğum günümü kendim organize etmeyi sevmiyorum daha çok sürpriz kutlananları seviyorum (hiç sürpriz d.g olmadı bu arada aga beee) Balık burcuyum yükselenimi tam olarak bilmiyorum çünkü doğum saatimi tam olarak bilmiyorum ama sanırım kovayım annemin ortalama o civarlarda doğdun dediği saate göre burçlar hakkında pek bilgim yok inanmıyorumda zaten ama ee burçlara ilgisi olan ve az çok bilen herkes balık burcu olduğumu söylüyo (biraz duygusalımda) Kompulsif (genel olarak OKB olarak geçiyo) ve anksiyetem var teşhisi kendim koydum😎 lslaşwöwlwlskd yani bir bilir kişiye hiç gitmedim ama çok fazla belirtileri var bu arada aslında konuşmayı çok severim aşırı konuşurum ama sadece beni doğru dürüst dinleyen biriyse diğer türlü susarım çünkü kendimi saçma bir şey yapıyormuş gibi hissederim ama ara sıra durduk yere susup düşünüyorsam ya çok kötü bir şey olmuş ve ben stres yapmışımdır ya da önemli bir şeyler düşünüyorumdur Hogwarts binam Ravenclaw ben tüm binaları seviyorum bu arada ama Ravenclaw bir ayrı favori karakterlerim Remus ve Tonks (bayılıyorum🫠) Favori şarkım yok çünkü ee çok fazla ruh hali değişikliğim oluyo yani slow bir şeyler dinlerken bir anda gidip en hareketli müziği açabilecek potansiyelim var ve dinlediğim şeyler o dönemler yaşadığım ruh halimi temsil ediyo bencee falab
1000Kitap
Reklam
Reklam