"Seni bıraktığım için beni ayıplamıyorsun, değil mi, evladım?"
"Hayır, efendim. Kesinlikle hayır," dedim.
Bana öyle durmadan "evladım" deyip durmasa iyi olacaktı.
Birdenbire hepsini yapabilecektin, öyle mi? Birdenbire tek başına ev arayıp bulacaktın, birdenbire tek başına çocuğu yeni okula ve etüt merkezine kaydettirecektin, birdenbire tek başına boşanmaya kalkacaktın, belgeleri toparlayıp sunacaktın, avukatı bilgilendirecektin, taşınma işlerini halledecektin, öyle mi? Sen hem de! 
İnsan hayatında öyle anlar vardır ki; dışarıdan bakıldığında incir çekirdeğini doldurmayacak nedenler ile birden yaşamın makası değişir. Kimse anlam veremez, yadırgar. Ama o sadece bardağı taşıran son damladır. Bazen; "Anlamı", "Anlamsızlık" doğurur.
- Hayır. Gençliğimden itibaren hedeflediğim, istediğim ne varsa imkânlarım ölçüsünde el ettim. Ah keşke diyebileceğim şey de yok denecek kadar az aslında. Bunları hep düşündüm. Kendimdeki bu boşluğun nedenini bulmak için geçmişimi kadavra gibi inceledim. Söylediğim gibi, işimden, ailemden memnunum. Ufak tefek sorunlar her zaman olur. Olmalıdır da belki. Yoksa her şeyin arzulandığı gibi olması ya da sorunsuz bir yaşamın varlığı çok anlamsız olurdu. İnanın, içinde bulunduğum ruh haline bu küçük sorunlar itmiş olamaz. Bu öyle çözümü basit olan bir sorun değil. En azından bana öyle geliyor. Tabi siz daha iyi bilirsiniz.