6/10
·97 syf.··
2026 5. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 21:08
ATEŞ SÖNENE KADAR “Sadece, sanki hep biraz daha zamana ihtiyacım varmış gibi geliyordu.” Öykü severler ve sevmeyenler toplanalım. Bize göre bir kitap buldum. Kısa, akıcı, absürt, ironik, acılı ve acıklı, hüzünlü aslında tüm duyguları içinde barındıran yani hayattan kesitler de diyebiliriz. Başrol yine kadın. Ah severiz dimi. Belki bu yüzden sahici geliyor ve bu yüzden seviyoruz yazarın kalemini. Yani benim için öyle. Bir yerimize dokunuyor, bazen yaraları yokluyor. Hüzün,karamsarlık aldı başını gitti derken işte bir yerde kahkahayı da eksik ettirmiyor şükür. Okunuyor okutturuyor kendini.
1000Kitap
Ateş Sönene KadarAylin Balboa · İletişim Yayınları · 20213,458 okunma
Kendine Çarpan Bir Zihin: Tehlikeli Oyunlar
6/10
·479 syf.·
2026 20. kitabı
Önsözünü okumamanız gereken bir kitap kendisi. İnsan bari "spoiler içerir" diye bir not düşer. Kitaba henüz başlamadan sonuyla ilgili önemli bir detayı öğrenmiş oldum. Bu yüzden, okumayı düşünenlere önsözü en sona bırakmalarını tavsiye ederim.Tutunamayanlar'ı değerlendirirken Oğuz Atay'dan ve hayatından bahsetmiştim. Bu nedenle burada tekrar aynı konulara değinmeyeceğim. Kitabın sonunda yer alan değerlendirmelerden birini çok beğendiğim için incelememde ona da yer vermek istedim. Hepimiz çocukken oyunlar oynadık. Kimi zaman yaşadıklarımızı, kimi zaman yaşayamadıklarımızı, kimi zaman da hayal dünyamızın izin verdiği ölçüde bambaşka hayatları canlandırdık. Tehlikeli Oyunlar'da da buna benzer bir durum vardır. Yaşanmamış olaylar oynanır, yazılır ve yeniden kurulur. Kitaptaki hayali arkadaş meselesi de biraz çocuklukla ilişkilidir. Freud, 3-6 yaş aralığında hayali arkadaşların normal olduğunu söyler. Tıpkı Albay Hüsamettin gibi... "Ben çocukları sevmiyordum; onları çok aptal buluyordum. Allah'tan ben çocuk olmamıştım." der Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar'da. Belki de yazdıklarının bir kısmı yaşayamadığı çocukluğundan kaynaklanıyordu. Bu yönüyle Tehlikeli Oyunlar, biraz da yaşanamamışlıkların ve hayal kırıklıklarının romanı gibi geliyor bana. Anlatım bakımından Tehlikeli Oyunlar, Tutunamayanlar'a oldukça benziyor. Ancak konu bakımından farklı eserlerdir. Tutunamayanlar, Oğuz Atay'ın memleket meseleleriyle ilgilenilen yıllarda tanıdığı insanları ve çevreyi konu alır. Ancak bunu doğrudan anlatmak yerine, o çevrenin eksiklerini, çelişkilerini ve insanlarını alaycı ama aynı zamanda acı bir bakışla eleştirir. Tehlikeli Oyunlar ise daha çok kadınlarla ilişkiler, duygusal çatışmalar ve insanın karmaşık iç dünyası üzerine kuruludur. Romandaki düşünceler ve
İnceleme
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·252 syf.··
2019 18. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2019 00:00
@kentkitap tan çıkan Anıl Teryaki nin ilk kitabı #sessizşarkılar la birlikte geldim. Sessiz Şarkılar, #felanties serisinin ilk kitabı. Seri beş kitaptan, bir ansiklopedi'den ve yan kitaplardan oluşacak. İkinci kitabın büyük bölümü hazırlanmış durumda. Küçük sohbetimizden çıkan sonuç bu. Yorumuna güvendiğim, konuya değinmeden fikirlerini yazan bir kaç arkadaşımdan editörlük çalışmalarıyla ilgili eleştirilere denk geldim. Bu yüzden gardımı alarak okudum. İyi ki öyle yapmışım, aksi olsaydı güzelim kurgudan kopabilirdim. Gelelim kitabımıza, sık okuduğum ve sevdiğim tür olması ekstra bir artı zaten. Karakterleri hızlı tanıttığını düşünsem de, kurguyu aceleye getirmemesini sevdim. Kişiler, haritalarla desteklenmiş yerler, kabileler, yol tasvirleri, sondaki kavramlar sözlüğü istediğimi verdi bana. Kendini tekrar etmemesini, olayları ya da şahısları birbirinin gölgesinde bırakmamasını da sevdim ayrıca. Kimin ne kadar güçlü olduğunu, hangi tarafta olduğunu görmemiz için yapılan güç gösterileri tam yerinde bırakılmıştı. Özellikle kabile savaşlarını, karanlık ve aydınlığın güç gösterisini gözümü kırpmadan okudum. Krallıkta, ormanda ya da dağlarda yaşanan olayların hepsi aklımda bıraktıkları birer soru işaretiyle sonlandı. Seri kitapların cilvesi de bu işte. İkinci kitapta daha büyük güç gösterilerine hatta savaşa giriş yapacağız görünüşe göre, işte dananın kuyruğu asıl o zaman kopacak gibi görünüyor. Bir Türk yazardan böylesi bir kurguyla epik fantastik okumak ayrıca beni mutlu edenlerden. Takdir edersiniz ki zor bir türdür. Olay örgüsünün devamını getiremedikleri için araya giden caaanım kitaplar var. İçeriğe girmeden en fazla bu kadar anlatabiliyorum maalesef. Yazarımıza başarılar diliyorum, kaleminiz daim olsun Anıl Teryaki Alıntılarımı bırakıp müsade istiyorum, keyifli
Sessiz ŞarkılarAnıl Teryaki · Kent Kitap · 201830 okunma
6/10
·332 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 14:01
"Hiç yapmadığın bir şey yap, yardım iste, diyemem. Belki istemek, kendine yetmeye çabalamaktan çok daha kolaylaştırırdı hayatını. Ama sen herkesi gözeterek uygun zamanını kollarken uykusuz gecelerde aklına sahip çıkmakta zorlandın." 20 Yaşıma Mektup, Doğan Kitap'ın 20.yılına özel yazarlarından, kendi 20 yaşlarına mektup yazmalarını isteyerek oluşturduğu bir kitap. Fikir olarak gerçekten çok güzel bir fikir çünkü bu kadar çok yazarın hem kendi hayatlarına dair bir şeyler okumak hem de bu kitabı okuyacaklar için verebilecekleri tavsiyeleri okuyabilmek çok güzel olabilirdi. Bunun dışında özellikle farklı yazarlardan tadımlık yazılar gibi düşünürsek yeni yazarlarla tanışmak için de güzel bir fırsat oldu. Ancak tek sıkıntı şu ki maalesef ben bu kitaptan biraz daha açık, daha dürüst ve daha derinlikli bir şeyler beklerken bazı yazarlar direkt konsepti anlamamış ya da anlamazdan gelmiş, bazıları da çok yüzeysel bir şekilde yazmıştı yazılarını. Birkaç yazar hariç maalesef beklentimi karşılayan bir kitap olamadı. "Yüzüne gözüne bulaştırıyorsun ama olsun yine sev. Olmayacak hayaller kuruyorsun ya, mesela belki bir gün Örümcek Adam filan gibi süper güçlerin olur diye kimseye söylemeden gizli gizli kuvvetle inanıyorsun ya, belki atlasan uçabilirsin gibi filan, yine inan. Basketbolda berbatsın ama oyna, öyle pek esprili sayılmazsın ama dene ve çok kötü gitar çalıyorsun ama çal yine. Yaptığın bütün aptallıkları yine yap yani. O küçük sevimli saçmalıkların öyle çok olsun ki, şimdilerimde seni düşündüğümde, harika hatta muhteşem tuhaflıklarına yürekli inancını hatırlayıp - senin ellerinden tutup yani- yenilerine yürüyecek güç kalsın içimde azıcık daha yarınlara."
20 Yaşıma MektupKolektif · Doğan Kitap · 20191,635 okunma
Puan vermedi·704 syf.·
2026 28. kitabı
İnsan bazen kendi içine bakmaya korkar ya, hani o kimseye söyleyemediği, kendine bile itiraf ederken duraksadığı anlar vardır. Bir insanın, sırf sınırlarını görmek, "ben herkesten farklıyım, yukardayım" diyebilmek için ne kadar ileri gidebileceğini düşünün. Tam o sınır çizgisinde, insan kalabilmekle her şeyi yakıp yıkmak arasındaki o incecik bağ koptuğunda, geriye sadece o yalın acı kalıyor. ​Dünya zaten haksızlıklarla doluyken, bir de insanın iç dünyasında kurduğu o adalet terazisi var. Kafada büyütülen bir düşüncenin peşinden gidip, işe yaramaz ve zararlı birini ortadan kaldırmanın iyi bir şey olacağına kendini inandırmak... Bu düşünce başta ne kadar güçlü, ne kadar mantıklı görünürse görünsün, o ilk geri dönüşü olmayan adım atıldığı an her şey darmadağın oluyor. Asıl mesele o planı gerçekleştirmek, o cesareti göstermek değilmiş meğer. Asıl mesele, her şey bittikten sonra o sessiz, dar odada kendi kalp atışlarını dinleyerek sabahı edebilmekmiş. İnsan, zihninde büyüttüğü o fikrin altında öyle bir eziliyor ki, kendi eliyle ördüğü duvarların arasında her gün yeniden canından can gidiyor. Sokaklarda yürürken, üstünde kimsenin bilmediği o ağır sırrın yükü, her an birisi arkasından seslenecekmiş gibi gelen o korku, dışarıdaki hayattan çok daha gerçek, çok daha can yakıcı bir hal alıyor. ​Bu süreçte insanı bitiren şey polis korkusu ya da hapse girme düşüncesi de değil. İnsan kendi içinde öyle bir duvara tosluyor ki, oradan kaçış yok. Çevrendeki insanların normal konuşmaları, havadan sudan sohbetleri, sana öylece bakıp geçmeleri bile bir süre sonra o gizli günahı yüzüne vuran bir tokat gibi gelmeye başlıyor. Kendini herkesten üstün gören o kibirli kafa, yavaş yavaş yalnızlığın, tek başınalığın en dibine çekiliyor. İnsanlardan kaçmak, sevdiklerinden uzaklaşmak, aslında o uzak
1000Kitap
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,1bin okunma
TAŞ KAĞIT MAKAS (spoiler içerir)
Puan vermedi
Son zamanlarda beni en çok şaşırtan, okurken adeta ters köşe olduğum bir kitapla geldim: Taş Kağıt Makas. ​Dürüst olmak gerekirse, kitaba başlarken içimde biraz ön yargı vardı. "Klasik bir evlilik krizi ve sıradan bir çift hikayesidir herhalde" diye düşünmüştüm. Ama itiraf edeyim; okuyup bitirdiğimde bu ön yargımdan dolayı beni haksız çıkardığı için kitabı çok beğendim. Normalde polisiye ve aksiyon türünü çok seven biriyimdir, bu kitap da tam olarak benim o gerilim ve gizem arayan damarıma hitap etmeyi başardı. ​Gelelim konunun başladığı yere... Hikaye, evliliklerinde ciddi sorunlar yaşayan ve on yılı devirmiş bir çiftin, belki de bu gidişata bir son vermek ya da evliliklerini kurtarmak umuduyla çıktıkları iki günlük bir hafta sonu tatilini anlatıyor. Kitapta üç temel karakterimiz var: Adam, Amelia ve Robin. ​Yazarın anlatım tarzı çok keyifli; hikayeyi tek bir ağızdan dinlemiyoruz. Bölüm bölüm ilerliyor kitap. Bir bölümün başında "Amelia" yazıyor ve onun gözünden yaşananları okuyoruz; diğer bölümde "Adam" yazıyor, onun zihninden geçenlere ortak oluyoruz. Tabii bir de "Robin" var, aynı şekilde onun pencerelerinden de bakıyoruz olaylara. ​Kitapta beni en çok yakalayan detaylardan biri şu oldu: Adam ile evli olan karısının, her evlilik yıl dönümünde kocasına bir mektup yazdığını görüyoruz. Bu mektuplarla geçmişe gidiyoruz; evliliklerinin ne kadar güzel ve umut dolu başladığına, sonra zamanla işlerin nasıl sarpa sardığına tanık oluyoruz. ​Ama sakın yanılmayın! "Ha, tamam işte, anlaşamayan bir karı-koca hikayesi okuyacağız" deyip geçmeyin. Sayfalar ilerledikçe hikaye öyle bir evreye dönüşüyor ki, kendinizi hayretler içinde kalmaktan alıkoyamıyorsunuz. Kendi adıma konuşmam gerekirse, okurken gerçekten çok şaşırdım. Kitabın sonuna doğru yaklaştıkça olaylar öyle bir
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,2bin okunma
Reklam
Reklam