Kanmadım
Emek verir , güvenip büyütürsün en değerli duyguyu Hesap ,çıkar aramazsın budur işin özü. Bu yolda yaparsan hokkabazlık Bilesin ki yanacak için ,sudan çıkmış balık Ne sandın ki sen bu yaşamı? Senin hesapların tutmadı mı? Yana yakıla kalırsın öyle Bulamazsın derdine ne derman ne çare Neler düşlersinde çıkamazsın işin içinden Sarmaşık misali sardı seni dört bir yerinden Sandın mi ki yanına kalır kâr Bana yaşattkıklarına say Ben bana yettim yeterimde Sen gibiler kalsın hep dipte ,en beride Yerin belli ,kıymet gören Habeş maymunu Noldu ? kıymet görünce Brat Pitt sandın kendini Dilekler,dualar boşa çıktı... Seni o en pis için ile hesaba saldım İncittigin, kırdığın, döktüğün her ne kadarsa Bereketini gör ömrün boyunca Ben seni sana bıraktım Uzay boşluğu kadar ... Pisliğinin bereketini gör .
"Sükutun Sesi" ve cehaletin küstahlığı...
Argoda kullanılan "ağzı olan konuşuyor" tabirinden pek hoşlanmam, amma öyle bir çağı idrak ediyoruz ki, kitabının kapağını bir ömür açmamış, mürekkep okkasını dahi eline almamış, bakkaldan satın aldığı icazet ile makam-mevki işgal etmiş, isminin sol tarafında yer alan kısaltılmış harflerden ibaret ünvan ve rütbelerle şahsiyet bulduğunu zanneden güruh amip gibi çoğalıp duruyor her mahfilde her mecrada...üstüne üstlük bir de, ömrünü ilim tahsiline hasretmiş, talebeliğini bir ömür sürdüren ilim, hikmet ve irfan ehline akıl vermeye, yol yordam göstermeye, nerden (ç)aldığı belli aforizmalarla felsefe öğretmeye kalkmazlar mı ? Hasbünallahü velnimel vekil... Bahse konu bu güruh, cehaletin en tehlikeli türevi olan "cehl-i mürekkep" (bilmediğini bilmeyen ve bilmediğini de din gibi savunan) hastalığının günümüzdeki canlı örneğidir, şimdi mevzubahis kelâmın arkasını getirmeye çalışalım: Cehaletin küstahlığı var ki....İsminin önüne dizdiği iki üç harflik ünvanı, ruhunun cüceliğini gizleyen bir zırh zannedenlerin en büyük trajedisi, "derinliği olmayan sığ sularda devasa gemiler yüzdürmeye çalışmalarıdır". Geçmişte ilim bir "haysiyet" ve "çile" işiyken, şimdilerde ne yazık ki bir "kartvizit" fetişizmine dönüştü. Ömrünü kütüphanelerin tozlu raflarında dirsek çürüterek geçirmiş, bir kelimenin iştikakı (kökeni) için uykusunu feda etmiş gerçek irfan ehli, edep ve mahviyetinden ötürü sesini yükseltmeye hicap ederken; bu "diplomalı amipler" meydanı boş bulmanın pervasızlığıyla en gür sesle bağırıyorlar. "Yarım Tabip Candan, Yarım Hoca Dinden Eder" Eskiler bu sözü boşa söylememiştir. Bugün karşı karşıya olduğumuz tehlike tam olarak budur: "(Ç)alıntı aforizmalarla" felsefe kurduğunu sananlar, Sosyal medya mecralarında üç beş beğeni uğruna 'kadim hakikatleri meze edenler", İki kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, kişi malını helalden mi yoksa haramdan mı kazandığına hiç aldırmayacak." (Buhari)
Hadîs-i Şerif
Öyle değil mi? KK
Deha problemi
Kalpazan: Sırların zamanı, gece oldu efendim. Efendi: Ve güvenler karanlığa gömüldü. Kalpazan: Sizde hissettiniz demek. Efendi: Ay fısıldadı ışığıyla. Kalpazan: Peki ya sonrasını? Efendi: inanmamak gerek. Kalpazan: Anlayamadım, aya mı? Efendi: Sırlar altında gezinenlere... Kalpazan: Ya düşleriniz? Efendi: Tarumar Kalpazan: Zihninizi çok yoruyorsunuz, en çok gece dinlenmeli insan Efendi: En çok sevdiğinde dinlenmeli insan... Kalpazan: Öyle ya... Ya sevdiğiniz? Efendi: Gecenin örtüsü altında. Kalpazan:...
Mevlana'dan Şems'e "seni ne huzuru arayanlara, ne huzuru bulanlara, ne de huzurdan kaçanlara sordum. güneşin sıcaklığını en iyi kim anlatabilir? sıcaktan düşüp bayılan mı? hayır, onun aşkı zayıftır. güneşe yolculuk yapan mı? o da değil, gitse gitse nereye kadar gidebilir ki? gölgeye sığınanlara ise güneşi hiç sormamalı. aşk mabedim, efendim, söyler misin, nedir bu çektiğim acıların manası? bu ayrılığın esrarengizliği, yüreğime saldığın alevlerin lavlaşması içinse, yeterince erimedim mi ateş toplarında? öyle yandım ki; sen yandıkça, ben yanayım! sen dondukça, ben de donayım!"... - Yegane aşka pervane olmak duasıyla Eyvallâh..