10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
Merhaba kitap sever dostlarım bomba gibi bir kitapla karşınızdayım. Bu serinin ilk kitabını çok sevmiştim ama itiraf etmeliyim ki Beş Duyunun Kasabı beni çok daha sert çarptı. Benim için şimdiden 2026'nın en gerilim dolu kitaplarından biri oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren üzerime çöken o karanlık atmosfer, kitabın sonuna kadar peşimi bırakmadı. Hatta bazı bölümlerde öyle gerildim ki kitabı okurken parmaklarımın uyuştuğunu, tüm vücuduma ağrılar girdiğini hissettim. Hikâye, adli tıp uzmanı Soner'in Kara Dere Köyü'ndeki korkunç bir cinayet vakasına gitmesiyle başlıyor. Karşılaştığı manzara ise sıradan bir cinayetin çok ötesinde. Kurban ölmeden önce akıl almaz işkenceler görmüş, beş duyusu sistematik şekilde yok edilmiş ve göğsüne spiral şeklinde yara işlenmiş. Üstelik olay yerindeki gizemli semboller olayın sadece bir cinayet olmadığını hissettiriyor. İlk başta bir intikam hikâyesi gibi görünen olaylar ilerledikçe çok daha karmaşık ve rahatsız edici bir hâl alıyor. Acaba ilk kitaptaki Kırmızı Ritüel ile bağlantısı var mı sorularını getiriyor akla. Kitabı okurken en çok düşündüğüm şey ise bazı mesleklerin insan ruhuna yüklediği ağırlık oldu. Soner ve savcı Volkan'ın hayatları normal olmaktan çok uzak. Sürekli ölümle, vahşetle ve insanın en karanlık yönleriyle yüzleşmek zorundalar. Özellikle Soner'in her gece aynı saatte kabuslarla uyanması, yaşadığı psikolojik yıpranmayı çok güçlü şekilde hissettirdi. İlk kitaptan hatırladığımız bu durumun hâlâ devam etmesi karaktere ayrı bir gerçeklik katmış. Yazar temposunu bir an bile düşürmüyor. Sürekli bir zamanla yarış hissi var ve her yeni ipucu sizi daha da büyük bir bilinmezin içine çekiyor. Ancak hassas okuyucular için küçük bir uyarı yapmak isterim; kitapta otopsi sahneleri, işkence detayları ve oldukça rahatsız edici suç
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202615 okunma
Puan vermedi·1024 syf.··
2018 99. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2018 00:00
Haftaya King yorumu ile başlıyorum ama önce klasik girişimi yapmam lazım :) @okumacemberiolusturalim etkinliğimin 4. kitabı Stephen King den geldi. #kubbeninaltında. Müthiş bir kitap okudum. Kurgusunu, anlatımını, karakterleri anlatmama gerek yok çünkü King... Okuyucuyu sıkmadan, konudan koparmadan, karakterler ya da olaylar arası geçişleri merakınızı taptaze tutarak yapmasını hayranlık ve hayretle okudum yine. Bir yerde "eyvah " dedim 31 sayfalık bir atlama söz konusuydu basımdan kaynaklı, neyse ki sayfa sayısı sona erdiğinde kaldığı yerden devam etti. @altinkitaplar lütfen yapmayın böyle şeyler, özellikle King kitaplarında, kalp var bende sebebim olursunuz. Neyse. Detaysız konuya değineceğim çünkü dizi uyarlaması ve kitap arasında çok fark olduğunu öğrendim. Eşim dizisinden, ben kitaptan bazı kilit noktaları söyledik birbirimize. Sonra ikimiz de susma kararı aldık. Malum ben izleyici, o okuyucu konumuna geçiş yapacağız. Olaylar bir kasaba da geçiyor. Herşey normal seyirinde giderken bir den cam bir fanusun içinde kalıyorlar. O anlar öyle gerçekçi anlatılmış ki kendimden geçerek okudum. Görmediğiniz bir cisme, kendinizi savunma refleksi güdmeden son sürat çarptıpınızı düşününürseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Sonrası felaketler zinciri. Ben tüm bunlardan etkilenip, rüyamda kızımla parkta tepemize fanus indiğini görürken sinir olduğum karakter yok mu? tabi ki var. Durumun vahametini bir kenara bırakıp, dini öne sürerek koltuk sevdalısı olduğundan, tüm kasabayı tehlikenin kucağına atan arkadaşlarla epey kaynaştık :) Sonuna anlam veremediğimi söyleyebilirim. 1021 sayfa kitap bir 50 sayfa daha olsaydı da lost'umsu bitmeseydi keşke :) Keyifli okumalarınız daim olsun...
Kubbe'nin AltındaStephen King · Altın Kitaplar · 20111,033 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·120 syf.··
2026 37. kitabı
Ay içim şişti yahu. Gerek paragraf biçimiyle gerek de konusuyla. Japon yazarları böyle kabul ettik ama en azından şöyle akıcı bir olay örgüsü yaratsaydın be Hiroko’cum. Yanlış anlaşılmasın. Kitabı sevmedim değil; ama bayılmadım da. Tipik bir Japon edebiyatı örneği daha okumuş oldum. İlginç, farklı ama bu ülkenin yazarları hakkında hep söylediğim gibi karanlık. Kitap aslında adı üstünde bir hikayeye odaklanıyor. Fabrika, bir çalışma yeri ve buradaki sistemin kişiyi nasıl da içine hapsediyor oluşu. Hatta öyle bir fabrika ki içine tapınağı bile olan şehir kurulmuş. Üstelik rahip de orada yaşıyor. Fabrika içinde üç çalışan grubu mevcut. Kadrolular, sözleşmeliler ve geçici çalışanlar. Her grubun da yaka kartı renk renk hiyerarşilerine göre ayrışıyor. Anlayacağınız her şey tıkırında ilerlemesi gereken bir sistemin içinde düzenli. Makineler deseniz asla durmuyor. Çalışanlar makine sayısından tabii ki daha azınlıkta. Bir kişi birden fazla makineden mesul. Bir makine durdu mu; hemen diğerine geçiş ve sistemin bozulmadan çalışmaya devam etmesi. Ana karakterimiz iş başvurusuna başka bir pozisyon için gitse de kendisini bambaşka bir departmanda çalışırken bulur. Yani işe siz değil; sistemdeki açık karar veriyor. Konusuna dönecek olarak kâğıtları öğütme işinde olan ana karakterin fabrika içindeki varoluş mücadelesini okuyoruz. Bir yandan da yazarın Japonya’daki çalışma sisteminin absürtlüğünü gözler önüne sererek proleter kesimin bir nevi sesi olmayı hedeflediğini görüyoruz. Ezcümle, yine bir sistem eleştirisi… Japonya’nın sosyo demografik yapısının bir tezahürü. İlgilisi buyursun.
FabrikaHiroko Oyamada · Siren Yayınları · 20268 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 4082. kitabı
Freida McFadden benim için artık neyle karşılaşacağımı az çok bildiğim yazarlardan biri. Bizde yayımlanan kitaplarının tamamını okuduğum için kalemine oldukça aşinayım. Bu yüzden yeni bir kitabına başlarken beklentim de belli oluyor: kusursuz bir polisiye değil, beni birkaç saatliğine dünyadan koparıp sayfaları hızla çevirmemi sağlayacak sürükleyici bir hikâye. Freida'nın kitaplarında zaman zaman tesadüfler, mantık boşlukları ya da "Bu kadar da olmaz" dedirten detaylar bulunabiliyor. Ancak işin ilginç yanı, yazarın bunu okura unutturmayı başarması. Çünkü hikâyeyi öyle bir tempoda anlatıyor ki detaylara takılmak yerine bir sonraki sayfada ne olacağını merak etmeye başlıyorsunuz. Bence onun asıl başarısı da burada yatıyor. Eğer bu kitabı yalnızca kusursuz polisiye ölçütleriyle değerlendirirsek çok acımasız olmak gerekir. Ama kitap okumaktan aldığımız keyfi sadece teknik mükemmelliğe bağlamak da haksızlık olur. Çünkü bazı yazarlar kusursuz kurgularıyla etkilerken, bazıları da sizi hikâyenin içine çekme becerileriyle öne çıkar. Freida ikinci grupta yer alıyor. Kitabın merkezinde akran zorbalığına maruz kalan genç bir kız bulunuyor. Herkesin dışladığı, uzak durduğu, hakkında fısıltılarla konuştuğu bir çocuk... Oysa onun istediği şey aslında çok basit: Kabul görmek, anlaşılmak ve diğerleri gibi normal bir hayat sürebilmek. Kitabı okurken en çok etkilendiğim noktalardan biri de buydu. Çünkü bazen insanlar gerçekten zehirli bir sarmaşık gibi davranabiliyor. Bulundukları ortamı yavaş yavaş zehirliyor, başkalarının hayatlarına zarar veriyor ve bunu yaparken çoğu zaman sonuçlarını umursamıyorlar. Okurken zaman zaman o genç kıza üzüldüm, zaman zaman da çevresindeki insanların davranışlarına sinirlendim. Özellikle ergenlik döneminde yaşanan dışlanmanın ve zorbalığın insan üzerinde
ÖğretmenFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,890 okunma
8/10
·303 syf.··
2026 107. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 18:09
Yeni bir incelemeden daha herkese merhaba! Kısaca konusu: June Hayward başarılı bir yazar olan arkadaşı Athena Liu’ya büyük bir kıskançlık beslemektedir. Athena’nın Netflix ile yaptığı anlaşmayı kutladıkları gece Athena, arkadaşının gözlerinin önünde ölür. Athena’nın ölümünden sonra June, o gece gördüğü Athena’nın kitabını kendi kitabıymış gibi tanıtır. June işlerin normal işleyeceğini düşünür ancak durum hiç de öyle olmaz... • Kitapta yazarların yaşadığı zorluklara değinilmesi güzeldi •Çoğu sayfada küfür okumak biraz rahatsız ediciydi. •Kitapta June’un Athena’yı kıskanmasını anlayabiliyorum ancak Athena ile çok yakın olmamalarına rağmen Athena'yı kullanarak ünlenmesi onu haksız yaptı. Önerim: okursanız büyük bir ihtimalle seversiniz.
Duygu ve Düşünce
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
Umut ve Kararlılık
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 22:32
Christy Brown, kaleme aldığı Sol Ayağım kitabında, kalıcı bir hastalık ile doğmuş olmasının getirdiği fiziksel ve psikolojik zorluklarla nasıl baş ettiğinden samimi ve doğal bir dille bahsediyor. Doktorlar Brown'un yaşayacağını bile düşünmezken annesi onu hayata bağlayabilmek için kalbini ortaya koyuyor. Brown: "Her zaman mutlu muyum üzgün müyüm anlıyordu; benim hissettiklerimin yarısını hissediyordu sanki." Bu cümleden anlaşılacağı üzere Brown'un en büyük destekçisi annesiymiş. Brown, yalnızca sol ayağını kullanabildiğini fark ettiği andan itibaren onunla yapabileceği her şeyi denemeye başlıyor. Ama içinde bulunduğu durumun, insanların ona bakış açısının düşündüğü gibi olmadığını anlıyor.. Çünkü sol ayağını keşfetmesi her ne kadar ona umut verse de insanların gözünde onu "normal" bir insan konumuna getirmemiş ve kendisine hep farklı bir gözle bakılmış. Bu durum Brown'u bunalıma sürüklüyor ve yalnız kalmasına neden olsa da sol ayağıyla birçok eser üretmesinin de başlangıcı oluyor. Öyle ki Brown, bir resim yarışmasında birinci oluyor, yıllar sonra ise, dünya çapında tanınan bir sanatçı olmasına ön ayak olan Dr. Robert Collis ile tanışıyor. Dr. Collis, Brown'un daha iyi bir tedavi alabilmesi için onu Londra'ya götürüyor. Gördüğü yoğun tedaviler sonrasında Brown, sınırlı da olsa insanlarla doğrudan iletişim kurmayı başarıyor. Tedavi sürecinin ardından, yaşadığı zorlu deneyimleri ve hayata tutunuşunu anlatmak için bu kitabı yazmaya başlıyor. Dr. Collis ise düzenlenen bir yardım gecesinde Brown'un yazılarını okuyor.Bunun üzerine Christy Brown'un adını tüm dünyaya duyuruyor. Tam olarak bir azim ve kararlılık örneği. Tabi bunda çevrenin de etkisi çok önemli. Ancak Christy Brown, ümitsizliğe kapılıp yazmayı hiç denemeseydi veya kendini yetersiz ve işe yaramaz
1000Kitap
Sol AyağımChristy Brown · Nemesis Kitap · 201794,8bin okunma