Önemli olan hayatın içinde insan olabilmektir.
Küllü irade de yazılı olsa da, bir irade ile bazen, kendi kaderimizi kendimiz çağırırız. Biz bir yola çıkarız ve yola çıkma kararını kendimiz aldık sanırız. Oysa hayat biz onun yaşarken çizilen yollardır. Hep önceden, hep bizden önce çizilen yollar… 
Sayfa 21·Kitabı okudu
Rüveyda'ya Ağıt
senin gözlerin dram;oysa ağlatan benim ben dilenci;sen sultan; sevgi dağıtan benim sen ışık; ben karanlık ve aydınlatan benim ben ölümüm; sen hayat; cana can katan benim sabah sende oluyor; güneşi tutan benim soran ben; sorulan sen; hüznü damıtan benim
Sayfa 40 - Birey Yayıncılık
Şiir
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"İnsan bazen her şeyi değiştirecek o büyük adımı bekler... Oysa hayat, en çok küçük bir başlangıç cesaretiyle yön değiştirir."
Alıntı
Rüveyda
Uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda oysa rüveyda baştanbaşa ben kevser akan, gül kokan bir kalbin filiziyim.
Sayfa 32 - Birey Yayıncılık
Şiir
Oysa canı acımamıştı. Sevgisizliğin beklemediği bir hızla dönüvermesi afallatmıştı onu.
Sayfa 54·Kitabı okuyor
"evet, çocukluğumdan beri kaderim budur zaten!" dedim. "herkes, yüzümde kötü eğilimlerin belirtilerini arardı- aslında olmayan ama onlarca olması gereken eğilimleri: sonunda dilekleri gerçekleşti. alçakgönüllüydüm; beni hesaplılıkla suçluyorlardı: sonunda hiç konuşmaz hale geldim. iyilikle kötülüğü ayırt edebiliyordum; anlamıyorlardı beni, herkes kırıyordu: kin gütmeye başladım. içime kapanık bir çocuktum, başkaları gibi şen, konuşkan değildim; onlardan üstün görüyordum kendimi ama herkes beni onlardan aşağı tutmakta söz birliği etmişti: kıskanç oldum. bütün dünyayı sevmeye hazırdım; değerlendiren çıkmadı: böylelikle de nefret etmeyi öğrendim. renksiz gençliğimi, kendime ve dünyaya karşı giriştiğim savaşta tükettim. alaya alınmaktan korktuğum için, en iyi duygularımı yüreğimin derinlerine gömdüm. orada silinip gittiler. hep doğru söyledim, inanılmadım. o zaman kandırmaya başladım. kibarların dünyasını, toplumun işleyişini iyiden iyiye kavrayınca, hayat biliminde ustalık kazandım; başkalarının bu ustalığı kazanmadan nasıl mutluluğa ulaştıklarını gördüm; benim hiç yılmadan erişmeye çalıştığım önceliklerin tadını, onlar kendilerini hiç yormadan çıkarıyorlardı. o zaman içimi bir karamsarlık kapladı - tabanca kurşunuyla giderilecek türden bir karamsarlık değildi bu: soğuk, çaresiz, sevimliliğin, iyi niyetli bir gülümsemenin altına gizlenen bir umutsuzluktu. ruh yönünden sakat olmuştum. ruhumun yarısı yoktu; solmuştu, uçmuştu, ölmüştü. ben de o yarıyı kestim attım. oysa öteki yarı kımıldanıyordu, diriydi, herkesin hizmetindeydi. kimse farkına varmadı bunun; çünkü bir zamanlar var olan öteki yarıdan haberleri yoktu."