Kanadı kırık bir kuş olmak ya da kadın olmak...
8/10
·152 syf.··
2026 38. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:59
Bir kız çocuğu; doğduğu evde önce babasız kalmış, sonra annesi onu görmeyi unutmuş, babalığı dövüp sövmüş, zengin bi eve hizmetçi diye satmış. O evde başına gelmeyen kalmamış. Ama hiç dur diyememiş kimseye, yapma diyememiş çünkü başkaldırı nedir hiç bilmemiş. İtaat etmiş hep. Öleceğini öğrendiğinde bile bir kelime edememiş hakime mahkeme salonunda, işlemediği bir suçtan hem de. Oysa suçu olmayan tek kişi oyken. O hakim, çocukluğundan beri horgörülen. Herkesin sidikli dediği, kokan bi çocuk o da. Ne bilsin o yaşlarda kendine bakmayı. Ev denemeyecek bi evde kendine bakacak hali olmayan annesi ona da bakamamış, temizleyememiş, giydirememiş. Ama o şanslı sayılanlardanmış bir şekilde bulmuş yolunu, kurtulmuş o evden. Onu aşağılık görenler önünde ceket ilikler olunca bu gücü sevmiş belli ki. Çocukluğunun hıncını da, aşağılanmanın nefretini de önündeki biçareden çıkarmış. Kadınlara ölesiye kinli zaten, anasında başlamış bu kini. Karısında devam etmiş ama onlara gücü yetmemiş zamanında. Diğeri de kendini yeni keşfeden, kimliğini bulmaya çalışan yeniyetme. Düşünmeden soyunmuş kurtarıcılığa. Kendine bi karakter arayışında, olan yine kadına olmuş sonunda. Toplumun utancı deriz, ama kimse toplumun bir parçası olduğunu kabul etmez. Herkes parmakla diğerini gösterir. Kendimize bakmayı hatırlatan bir kitap...
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
Karamsarlığın İçindeki Bilgelik
Puan vermedi·56 syf.··
2026 38. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 20:55
Mutlu Olma Sanatı, isminden dolayı uzun süre bir kişisel gelişim kitabı sanılabilir. Oysa kitap, günümüzde sıkça karşımıza çıkan "pozitif düşün, evrene mesaj gönder, her şey güzel olacak" anlayışından oldukça uzak. Arthur Schopenhauer mutluluğu vaat etmiyor; aksine insan hayatının sınırlarını, hayal kırıklıklarını ve beklentilerini anlamaya çalışıyor. Schopenhauer'a göre insanın mutsuzluğunun en büyük kaynaklarından biri bitmek bilmeyen arzuları. Bir şeye ulaşana kadar onu isteriz, ulaştığımızda ise kısa süre sonra yeni bir eksiklik hissi ortaya çıkar. Bu düşünce ilk bakışta karamsar görünse de kitap ilerledikçe bunun aslında oldukça gerçekçi bir gözlem olduğunu fark ediyorsunuz. Kitap boyunca mutluluğun peşinden koşmaktan çok, acıyı ve hayal kırıklıklarını azaltmanın yolları üzerinde duruluyor. Belki de bu yüzden birçok cümlenin altını çizme ihtiyacı hissettim. Çünkü Schopenhauer insanı motive etmeye çalışmıyor; ona ayna tutuyor. En sevdiğim tarafı ise yazarın dürüstlüğü oldu. İnsan doğasını olduğundan daha iyi göstermeye çalışmıyor. Kıskançlığı, hırsı, beklentileri ve bencilliği olduğu gibi kabul ederek konuşuyor. Bu nedenle kitap bazı okuyuculara karamsar gelebilir; bana ise oldukça samimi geldi. Açıkçası bayıldığım bir kitaptı. Uzun zamandır bir felsefe kitabını okurken bu kadar sık durup düşünmemiştim. Bazı sayfalarda kendimi, bazı sayfalarda çevremdeki insanları gördüm. Belki de kitabı bu kadar sevmemin nedeni buydu; teorik bir metin olmaktan çok, insanın gündelik hayatta sürekli karşılaştığı durumları açıklıyordu. Bu kitabı bitirdiğimde mutluluğun peşinden koşmanın bazen onu daha da ulaşılmaz hâle getirdiğini düşündüm. Belki de mesele sürekli mutlu olmaya çalışmak değil; hayatın kaçınılmaz zorluklarına rağmen huzurlu kalabilmeyi öğrenmek.
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Lordaeron'un Kayıp Prensi
8/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Arthas: Bir Kahramanın Düşüşü World of Warcraft evrenini bilenler için Arthas Menethil ismi çok şey ifade eder. Ancak bu romanı değerli kılan şey yalnızca Lich King'in hikâyesini anlatması değil; bir kahramanın nasıl yavaş yavaş trajik bir karaktere dönüştüğünü göstermesidir. Kitapta Arthas'ın çocukluğundan başlayarak prenslik yıllarını, paladin eğitimini, Jaina Proudmoore ile ilişkisini ve Lordaeron'u kurtarmak için verdiği mücadeleyi görüyoruz. Başlangıçta halkını korumak isteyen idealist bir genç olan Arthas, zamanla aldığı kararların ağırlığı altında değişmeye başlıyor. Özellikle Stratholme olayı ve ardından Northrend'e yaptığı yolculuk, karakterin dönüşümünü adım adım izlememizi sağlıyor. Romanın en güçlü yanı da burada yatıyor: Arthas kötü olduğu için düşmüyor; doğru olduğunu düşündüğü şeyleri yaparken kendini kaybediyor. Kitabı okurken sık sık şu soruyu sordum: "Eğer onun yerinde olsaydım farklı davranabilir miydim?" Bu soru, Arthas'ı sıradan bir kötü karakter olmaktan çıkarıp Warcraft evreninin en unutulmaz figürlerinden biri hâline getiriyor. Warcraft oyunlarını oynamış olanlar için birçok tanıdık olay özellikle the culling bölümü ve karakterler bulunuyor. Ancak evrene yabancı okuyucular bile güçlü karakter gelişimi ve trajik hikâyesi sayesinde kitaptan keyif alabilir. Puanım: 8/10 Fantastik edebiyat sevenlere, özellikle de düşüş hikâyeleri ve trajik kahramanları sevenlere kesinlikle tavsiye ederim. Puan kırma sebebim ise önemli kahramanların kendi aralarında yaptığı savaş sekansları oldu bittiye gelmiş bulunmakta.Oysa epik bir savaş bekliyordum aklımda canlandırabileceğim.
Fantastik
ArthasChristie Golden · Epsilon Yayıncılık · 202339 okunma
Bitiremedim arkadaşlar!
İyi bir yazar da olsanız durmanız gerekiyorsa durmayı da bilmek gerek. Bilinenin tekrarından başka bir şeye rastlamadım bu kitapta. Oysa pek çok şey katmış içine yazar; siyasetinden psikolojisine, geçmiş ve mevcut durum kıyaslamalarından kadın erkek ilişkilerine, mahremin ihlalinden (kızın annesinin vücuduna dair bir anda ortaya çıkan merakları ve merakını bir nebze giderdikten sonra hayaline düşen şeyler gerçekten nahoştu ve bunları yazmakla neyi kanıtladık dedirtti) kuşaklar arası ilişkilere kadar. İnanır mısınız LGBT’ye dair bir ses bile var!! Sürekli yazılmaktan durması gereken noktayı unutan bir kitap olmuş. Noktayı bulamadım kitabı da bitiremedim. Okumak isterseniz başka bir kitabına da odaklanabilirsiniz.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267bin okunma
İnanmak Görmektir
9/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 10:59
Bilim ilerledikçe cevapların çoğalacağını düşünürüz. Oysa bazen yeni keşifler, cevaplardan çok daha fazla soru getirir. İnanmak Görmektir tam da bu noktada duruyor. Fizikçi Michael Guillen, yıllarını bilime adamış bir araştırmacı olarak evrenin derinliklerine baktığında yalnızca formüller, teoriler ve deneyler değil; aynı zamanda insanın anlam arayışıyla beraber dinin kapılarını da aralayan gerçekler görüyor. Kitap; kuantum fiziğinden kozmolojiye, matematiğin şaşırtıcı gücünden insan bilincinin gizemine kadar uzanan geniş bir yolculuk sunuyor. Guillen, modern bilimin ortaya çıkardığı büyük soruların peşine düşerken okuyucuyu da alışılmış düşünce kalıplarını sorgulamaya davet ediyor. En etkileyici yanı ise bilimi ve inancı karşı karşıya koymak yerine, ikisinin kesiştiği noktaları araştırması. Evrenin neden anlaşılabilir olduğu, görünmeyen şeylerin nasıl gerçek kabul edildiği ve insanın yalnızca gördükleriyle mi yoksa inandıklarıyla mı (belki de her ikisi) yol aldığı gibi sorular kitabın merkezinde yer alıyor. Bilim, felsefe ve insanın varoluş serüvenine ilgi duyanlar için dikkat çekici bir okuma deneyimi sunan "İnanmak Görmektir", IQ (mantığa dayalı zekâ) ve SQ (ruhsal zekâ) kavramları üzerinde temellenen bir ortaklık anlayışını hayatınızda aktif etmeniz gerektiğini söylüyor. İnanmak Görmektir
1000Kitap
İnanmak GörmektirMichael Guillen · The Kitap · 202528 okunma
Puan vermedi·571 syf.··
2026 62. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:24
Pek çok kişi Tolkien'e "Fantastik Edebiyatın Babası" gibi sıfatlar yakıştırıyor, fakat bu gibi sıfatları yakıştıran kişilerin türün tarihini tam olarak bilmediğini düşünüyorum. Misal, Eddison'un eserinde yine hayali bir dünya, incelikle oluşturulmuş ve oldukça arkaik bir dil, dünyevi olmayan bir kraliçe, soyluluk ve karanlık güçler arasında gidip gelen, bocalayan, içsel çatışmalar yaşayan bir merkezi karakter mevcut. Anderson'ın, Yüzük Kardeşliği ile aynı yıl çıkan Broken Sword adlı kitabında da uzak diyarlarda yaşayan kibirli elfler, kazılar yapan cüceler, dövülmesi gereken bir kılıç, aydınlık ve karanlık ordular arasında geçen epik bir savaş, bu iki uca sıkışmış bir başka merkezi karakter ve Hristiyan ile Pagan dünya görüşlerinin iç içe olduğu bir anlatı mevcut. Peki bu unsurlar Tolkien'e özgü değilse, onu farklı kılan şey nedir? Dunsany, Eddison ve Anderson da aydınlık ile karanlığın çatıştığı dünyalar sunsa da, bu çatışmaları incelikli, çoğu zaman ironik bir dokunuşla aktarırlar. Ahlakı mutlaklar üzerinden sunmanın tehlikeli olduğunu kabul ederler. Tolkien (ya da C.S. Lewis) ise kötülüğü kötü, iyiliği iyi olarak göstermekte hiçbir sorun görmez. İkisinin kesiştiği tek nokta, Gollum'un hikayesinde de görüldüğü üzere, dürüst bir kişinin baştan çıkarılması durumudur. Ancak Gollum dahi, Eddison'ın Lord Gro'su ya da Anderson'ın Scafloc'u gibi alternatif bir dünya görüşü içinde yaşayan bir karakter değildir. Yalnızca Tolkien'in, tabiri caizse, iki kutuplu ahlakının iniş çıkışları arasında savrulup gider. Kötülüğü dışsal, akıl dışı bir olgu olarak sunmak, "bize karşı duran, bilinmeyen" olarak tanımlamak tehlikeli bir mesajdır. Çünkü okuyucu kendi ahlakını bu oluşturulmuş dünyanın üzerine ekler ve dayatır, ki modern fantastik yazarların çoğu, Tolkien'in örneğini
Edebiyat
The Fellowship of the RingJ. R. R. Tolkien · Harper Collins · 200917bin okunma