Bir Palto,Bir Hayat
7/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Kısa bir tatil sırasında kaldığım otelin odasında tesadüfen Palto ile karşılaştım. Vaktim oldukça kısıtlıydı ama kitap okumadan da dönmek istemedim. Yaklaşık yetmiş sayfalık bu kısa eser, aynı zamanda okuduğum ilk Nikolay Gogol kitabı oldu. Hikâyenin merkezinde Akaki Akakiyeviç var. Hayatını zar zor sürdüren, kimseye yük olmayan, sessiz ve içine kapanık bir devlet memuru. Bizim günlük hayatta “Allah’lık” dediğimiz insanlardan biri. Ne büyük hayalleri var ne de büyük beklentileri. Onun tek arzusu, eskimiş paltosunun yerine yeni bir palto alabilmek.İlk bakışta oldukça basit görünen bu hikâye, aslında insan doğasına dair güçlü mesajlar veriyor.Benim bu kitaptan çıkardığım en önemli ders, sahip olduklarımızın değerini bilmek oldu. Çoğu zaman elimizdekileri sıradanlaştırıyor, hep daha fazlasını istiyoruz. Oysa bazı insanlar için bizim sıradan gördüğümüz şeyler, hayatlarının en büyük hayali olabiliyor. Sürekli daha fazlasını kovalamak, elimizdekilerin kıymetini unutmamıza ve bizi mutsuzluğa sürüklemesine neden olabiliyor. Kitabın bana düşündürdüğü ikinci konu ise insanların umudunu kırmamak oldu. Kimsenin hangi yükü taşıdığını, hangi mücadeleyi verdiğini tam olarak bilemeyiz. Bazen küçümsediğimiz bir hayal ya da basit gördüğümüz bir istek, o insanın hayata tutunmasını sağlayan tek şey olabilir. Akaki Akakiyeviç’in yaşadığı dram da tam olarak bunu gösteriyor.Belki de Gogol’un bize söylediği en önemli şey şu: İnsanları dışarıdan gördüğümüz hayatlarıyla değil, görünmeyen mücadeleleriyle değerlendirmeliyiz. Çünkü bazen bir insanın sahip olduğu tek şey umududur. Ve o umut elinden alındığında, geriye çok az şey kalır. Kısa olmasına rağmen etkisi uzun süren, sade anlatımıyla güçlü mesajlar veren bir klasik.
PaltoNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 201746,3bin okunma
Öklid'in Elemanları
Puan vermedi·692 syf.··
2026 452. kitabı
Matematik çoğu zaman sayılarla özdeşleştirilir. Oysa Öklid'in Elemanları, matematiğin aslında bir düşünme biçimi olduğunu gösteren en büyük eserlerden biridir. Yaklaşık 2300 yıl önce yazılmış olmasına rağmen, bugün hâlâ matematiğin, mantığın ve bilimsel yöntemin temel taşlarından biri olarak kabul edilmesi başlı başına etkileyici. Bu kitap yalnızca geometri öğretmiyor; bir bilginin nasıl temellendirileceğini, hangi varsayımlardan hareketle nasıl kesin sonuçlara ulaşılacağını adım adım gösteriyor. En çok etkilendiğim nokta, Öklid'in hiçbir bilgiyi "doğru kabul edin" diyerek sunmaması oldu. Önce tanımları ortaya koyuyor, ardından aksiyomları belirliyor ve her teoremi bir öncekinin üzerine inşa ediyor. Bu yapı, yalnızca matematiğin değil, sistematik düşünmenin de en güzel örneklerinden biri. Günümüzde bilimsel araştırmalarda kullandığımız ispat, tutarlılık ve mantıksal çıkarım anlayışının köklerini bu eserde görmek mümkün. Ali Sinan Sertoz'un çeviri ve açıklamaları ise kitabı yalnızca bir klasik olmaktan çıkarıp anlaşılabilir bir başvuru kaynağı hâline getiriyor. Tarihsel bağlam, dipnotlar ve açıklamalar sayesinde okuyucu yalnızca Öklid'i değil, aynı zamanda matematik düşüncesinin nasıl geliştiğini de takip edebiliyor. Bu kitap hızlı okunacak bir eser değil. Zaman isteyen, satır satır üzerinde düşünülmesi gereken bir çalışma. Fakat sabır gösterildiğinde karşılığını fazlasıyla veriyor. Her bölüm, matematiğin yalnızca hesap yapmak olmadığını; düzen, mantık ve kanıt üzerine kurulmuş evrensel bir dil olduğunu hissettiriyor. Benim için Öklid'in Elemanları, yalnızca geometri kitabı değil; insan aklının sistemli düşünmeyi nasıl inşa ettiğini gösteren tarihî bir belge niteliğinde. Matematikle ilgilenen herkesin, özellikle de matematiğin felsefesini ve tarihini merak
Öklid'in ElemanlarıAli Sinan Sertöz · Tübitak Yayınları · 201957 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·224 syf.··
2026 37. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 09:38
“İmar olmak için viran olanlara…” Küllerimden Doğarken’i bitirir bitirmez sıcağı sıcağına birkaç satır yazmak istedim. Kitabın kapağındaki bu cümle aslında tüm hikâyeyi tek başına özetliyor. Kitap boyunca her karakterin ayrı bir imtihanına, sabrına ve iyileşme yolculuğuna tek tek şahit olmak bende çok güzel bir his bıraktı. Funda Uçuker’in daha önce de birçok kitabını okuduğum için kalemine aşinayım. Özellikle karakterlerin karşılıklı konuşmaları o kadar doğal ve akıcı ki, okuma keyfini daha da artırıyor. Bu kitap bana bir kez daha gösterdi ki, herkesin taşıdığı yük kendine ağır. Dışarıdan gördüğümüz hayatların ardında nice görünmeyen mücadeleler var. Ama aynı zamanda şifanın; Rabbine teslim olmakta, O’na güvenmekte ve yaşanan olaylara sadece bulunduğumuz yerden değil, farklı pencerelerden de bakabilmekte olduğunu hatırlatıyor. Bazen yaşadığımız imtihanların nedenini o an anlayamıyoruz. Oysa zaman geçtikçe, Rabbimizin bizim için hazırladığı hayrın o yaşanmışlıkların ardında saklı olduğunu fark ediyoruz. Kitap bunu çok güzel hissettirdi bana. İnsan, her şeyin kendi istediği gibi değil, Rabbinin takdir ettiği gibi olması gerektiğini yeniden idrak ediyor. Her karakter kendi hikâyesiyle bana farklı bir şey öğretti. Kiminde sabrı, kiminde affetmeyi, kiminde ise umudu gördüm. Okurken sadece bir hikâye okumuyor, karakterlerle birlikte onların yükünü de omuzlarınızda hissediyorsunuz. Ben bu kitabı gönülden tavsiye ediyorum. Kalbini biraz olsun dinlendirmek, olaylara daha derin ve farklı bir pencereden bakabilmek isteyen herkesin okuyabileceği, içinde güzel mesajlar barındıran bir eser. Ve son olarak şunu söylemeden geçemeyeceğim… Kitabın finali, hiç beklemediğim bir şekilde bitti. Son sayfalara geldiğinizde sizi gerçekten şaşırtacak bir sürpriz bekliyor. Sırf o final
Küllerimden DoğarkenFunda Uçuk Er · Timaş Yayınları · 202631 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 18. kitabı
Bazen raflarda gezinirken yalnızca kapağına bakarak aldığım çok kitap oldu. Bazen de kapağı ya da ismi ilgimi çekti, raftan alıp arka kapağını okuduktan sonra karar verdim. Bu kitabın kapağı da ismi de oldukça dikkat çekici. Ama günümüz Türkiye’sinde yaşayan biri olarak arka kapağını okuyup bu kitabı almamak pek mümkün değil. 1500’lü yılların başında Michelangelo’dan II. Bayezid’e, Devlet-i Aliyye’nin seyfiye mensuplarından Galata’nın insanlarına, Konstantiniyye’nin limanlarından sokaklarına ve meyhanelerine uzanan bir roman bu. Tarz olarak Eric Vuillard’ın Yoksulların Savaşı’ndaki belgeye dayanan tarih anlatısıyla Reşad Ekrem Koçu’nun Patrona Halil’indeki tarihsel kurmaca arasında bir yerde duruyor. Enard, belgelerin açıklığa kavuşturmadığı çok kısa bir tarihsel aralığı, Koçu’yu hatırlatan bir İstanbul atmosferiyle genişletiyor. Ancak İstanbul, Koçu’daki gibi anlatının başlı başına kahramanı olmaktan çok, Michelangelo’nun korkularını, arzularını ve iktidar karşısındaki kırılganlığını görünür kılan bir alana dönüşüyor. Kitabı elime aldığımda klasik bir oryantalist metin okuyacağımı düşünmüştüm. Oysa Enard, Michelangelo’nun bakışına zaman zaman onu bozan ve dışarıdan kuşatan başka bir sesi ekleyerek iki katmanlı bir anlatım kuruyor. Böylece Michelangelo, İstanbul’u tanımlayan ve anlayan tek kişi olmaktan çıkıyor. Roman klasik oryantalist bakışı sorguluyor, ancak İstanbul’u egzotik ve hatta erotik bir atmosferde de gösteriyor. Ezcümle, yalnızca okunmaya değil, romanda geçen olayların ve karakterlerin peşine düşmeye de değer bir kitap. Michelangelo’nun İstanbul’a gerçekten gelip gelmediğinden, köprü meselesinin tarihsel arka planına kadar uzanan bu araştırma isteği de romanın en ilgi çekici taraflarından biri.
Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat OnlaraMathias Enard · Can Yayınları · 2024956 okunma
Puan vermedi
İnsan ne zaman kurur? Yaşama sevinci dediğimiz o coşkulu nehir, hangi ara yatağını değiştirir de bizi tekinsiz bir sessizliğin ortasında bırakır? ​Eric-Emmanuel Schmitt, Félix ve Görünmez Kaynak kitabında tam olarak bu modern yaraya dokunuyor. Paris’in göbeğinde, hayat dolu bir annenin aniden ruhunu içeri çekip yaşayan bir gölgeye dönüşmesini, 12 yaşındaki küçük Félix’in o büyüleyici, naif ve fedakar gözünden okuyoruz. ​"İnsanlar sadece gördüklerine inanırlar, oysa en güçlü şeyler hep görünmezdir." ​Schmitt, batının rasyonel ve soğuk dünyasında kaybolan ruhun şifasını, doğunun ve Afrika’nın o kadim, animist köklerinde arıyor. Hikaye ilerledikçe anlıyoruz ki; bazen ileriye doğru yürüyebilmek için önce geçmişe, toprağa ve bizi var eden o ilk -kaynağa- geri dönmek gerekir. Tıpkı kuruyan bir ağacın can suyunun yapraklarında değil, derinlerdeki köklerinde saklı olması gibi. ​Havuzun dingin sularına bakarken, insanın kendi içindeki o görünmez pınarları hatırlaması için harika bir okumaRuhunu dinlendirmek, felsefe ile masalın o ince çizgisinde yürümek isteyenler için başucu kitabı diyebiliriz @dogan_kitap @dogankitap_etkinlik #FelixVeGörünmezKaynak #EricEmmanuelSchmitt #DoğanKitap #EdebiYorumlar #KitapAnalizi MitikGerçekçilik NeOkuyorum BookstagramTurkiye KitapMirasım OkumaKültürü PsikolojikEdebiyat instagram.com/p/DaAxhtDsDub/?...
Félix ve Görünmez KaynakEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 202672 okunma
Aşkın Devamını Anlamak, Kendini Anlamaktır.
Puan vermedi·152 syf.··
2026 78. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 00:30
Aşktan Önce ilk kitap da aşkın nasıl başladığını, beynimizin bizi nasıl o büyülü yolculuğa çıkardığını keşfetmiştik. Bu kez ise o ilk heyecanın ardından gelen sürece tanıklık ediyoruz. Aşk başladıktan sonra neler oluyor? Serkan Karaismailoğlu, Aşktan Sonra kitabın da romantik ilişkilerin zaman içinde nasıl şekillendiğini, beynimizin bağlanmayı nasıl yönettiğini ve ayrılıkların neden sadece kalbi değil, zihni de derinden etkilediğini bilimsel veriler ışığında anlatıyor. Ancak bunu akademik bir dille değil; herkesin anlayabileceği, günlük yaşamdan örneklerle desteklenen samimi bir üslupla yapıyor. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, yaşadığımız birçok duygunun aslında yalnızca hislerden ibaret olmadığını fark etmekti. Sevmenin, alışmanın, uzaklaşmanın, özlemenin ve hatta vazgeçmenin bile beynimizde bir karşılığı olduğunu görmek, olaylara farklı bir pencereden bakmamı sağladı. İnsan bazen duygularını sadece kalbiyle açıklamaya çalışıyor; oysa beynimiz de bu hikâyenin en güçlü kahramanlarından biri. Bir ilişkiyi anlamak için sadece karşımızdakini tanımak yetmiyor, önce kendi zihnimizin nasıl çalıştığını da bilmemiz gerekiyor. Çünkü bazen verdiğimiz tepkilerin, kurduğumuz bağların ve yaşadığımız kırgınlıkların cevabı sandığımızdan çok daha derinlerde saklı. Aşktan Sonra , sadece ilişkileri anlatan bir kitap değil; insanın kendine yönelttiği "Neden böyle hissediyorum?" sorusuna bilimsel ama bir o kadar da anlaşılır cevaplar sunan bir eser. İlk kitapta aşkın kapısından içeri girmiştik, bu kitapta ise o kapının ardındaki yaşamı keşfediyoruz. Ve yolculuk bittiğinde geriye sadece ilişkiler hakkında değil, kendimiz hakkında da yeni farkındalıklar kalıyor. Keyifli öğretiler dilerim
Aşktan SonraSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 2026192 okunma