Üzgünüm eğer senin hayal ettiğin gibi bir kız evlat olamadıysam oysa daima göğüsünü kabartmak istedim...
İşte kendisini sarsan bu ürpermeler sırasında, İsotta canlı ve ölüm tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu ve suçsuz olduğunu kavradı. Çünkü yükü birden sırtına binen çıplaklığı, o hep, bir suç olarak değil, kaygılı bir masumluk, başkalarıyla gizli bir kardeşlik, yeryüzündeki varlığının eti ve kökü olarak benimsemişti, oysa ötekiler sandalların arsızları, şemsiyelerin yüzsüzleri çıplaklığı benimsemiyorlardı, bir suç,bir suçlama nedeni sayıyorlardı, suçlu olanlar yalnızca onlardı.
Sayfa 31 - Can, 2.Baskı, Çeviri: Rekin Teksoy·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çocukluk kadar incitici bir şey var mı şu dünyada?
"Bir zamanlar çocuk olduğumuzu unuttuğumuz gibi, çocukluğun neye benzediğini de hatırlamıyoruz, değil mi Behiye? Çocukken ne çok şey düşünüp anlayabildiğimizi unutuyoruz. Biraz büyür büyümez, etrafımızdaki çocukları dertsiz tasasız mahlukatlar sanmaya başlıyoruz. Onlara dünyanın gamından uzak, aptal, mutlu, minik şeylermiş gibi davranıyoruz. Oysa dönüp bakmaya gücün yeterse, kendi çocukluğunu bir hatırlasana. Ömrümüzün en kırılgan, en zor günlerini orada geçirmedik mi? En çok o zaman incinmedik mi? Sevmeyi daha iyi bilmez miydik çocukken? Sevdiğimiz uğruna başka mutluluklardan vazgeçmeyi, sessiz bedeller ödemeyi... Çocukluk kadar incitici bir şey var mı şu dünyada? Mutlu bir çocukluk olabilir mi?"
Sayfa 231 - Everest Yayınları
"Oysa son kez olur bazı şeyler, kimse anlayamaz. Son defa geçilir bir yoldan. Son defa görülür bir yüz. Son defa duyulur bir ses. Son defa sevilir biri. Son defa gülümsenir. Bugün var, yarın yokuz. Nasıl da bir masal gibi başlamıştı oysa gençlik, parlak ışıkları altında bu şehrin; sonra yarım kaldı hepsinin sonları bir bir. "
Seni yüreğimden koparıp attım çünkü gelip geçici bir gönül eğlencesi olmaya katlanamazdım. Bedenimi ellerine teslim etmeden önce, fikirlerimi, zihnimi, hayallerimi teslim edebilmeliydim. Oysa senin bunlardan hiçbirini alacağın yok.
Sayfa 20·Kitabı okuyor
Alıntı
Dünyadaki kuş türlerinin %70'i yok olma tehlikesi içinde
Kuşlar, belli bir alanı evleri olarak belirlermiş, mesela 100 metreye 100 metre bir alanı ev bölgesi olarak biliyor. Bu alandaki ağaçlar yok edildiğinde, sanki kuş uçup az ötedeki, belki birkaç yüz metre ötedeki ağaçlarda yeniden rahatça yuva kurar diye düşünüyoruz. Oysa kuşlar, evleri belledikleri bölgede ağaçlarını ve yuvalarını arıyor, bulamasalar da gitmiyor ve birkaç yüz metre ötelerinde ağaçlar olmasına rağmen yuvasız kalıp ölüyorlarmış.
Sayfa 27 - Literatür Hayat, 2024, İstanbul.·Kitabı okuyor
Alıntı