9/10
·590 syf.··
2026 13. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 19:36
️Roman tadında bir siyer... Kitapla ilgili söyleyebileceğim çok bir şey yok aslında. O kadar akıcı bir kitap ki çok hızlı bitti. Oysa hiç bitmesin istemiştim. Şiirsel bir anlatımla Peygamber Efendimiz'in hayatını okumak ayrı bir lezzet, ayrı bir duygu. Kitap mı güzeldi, O'na (sav.) dair olan her şey çok güzeldir ondan mı kitabı sevdim hiç bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki O'nu tanımak için yola çıkan herkes O'nu çok sever, O'nu çok seven O'nun gibi olmak için uğraşır. O'nun gibi olmak imkansızdır ama o yolda olmak dünyadaki en büyük nimet ve en büyük mutluluk sebebidir.
Hz. Muhammed (sav) için Bülbülün Kırk Şarkısıİskender Pala · Kapı Yayınları · 202413,5bin okunma
Puan vermedi·372 syf.··
2026 20. kitabı
Sarah Jio’nun Yaşanmamış Hayatlar kitabı bana farklı bir bakış açısı kazandırdı. Hayatımızda gerçekleşmeyen olaylara, kaçırdığımız fırsatlara ya da yarım kalan hikâyelere çoğu zaman hep aynı yerden bakıyoruz: “Keşke olsaydı.” Üstelik bu ihtimalleri düşünürken genellikle sadece güzel taraflarını görüyoruz. Bu kitap ise bana şu soruyu sordurdu: Ya olsaydı ve düşündüğüm kadar güzel olmasaydı? Ya gerçekleşmesini istediğim şey beni daha büyük bir hayal kırıklığına sürükleseydi? Ya üzüldüğüm o ihtimal aslında yaşansaydı daha çok üzülmeme sebep olsaydı? Kitap boyunca fark ettiğim şey, yaşanmamış hayatları gözümüzde kusursuzlaştırdığımızdı. Oysa her seçimin, her yolun ve her ihtimalin kendine ait zorlukları var. Belki de bugün üzülerek düşündüğümüz bazı şeylerin gerçekleşmemesi bizim için daha hayırlıydı. Bence kitabın en güçlü yanı da buydu. Okurken sadece karakterin hayatını değil, kendi hayatımdaki “keşke”leri de sorguladım. Sonunda ise şu düşünce kaldı aklımda: Hayat, olmayacak olana üzülmek için çok kısa. Çünkü hiçbir zaman yaşamadığımız bir ihtimalin bize mutluluk mu yoksa daha büyük bir üzüntü mü getireceğini bilemeyiz. Duygusal, akıcı ve düşündürücü bir kitaptı. Özellikle geçmiş seçimlerini sık sık sorgulayan ve “Acaba öyle yapsaydım ne olurdu?” diye düşünen herkese tavsiye ederim.
1000Kitap
Yaşanmamış HayatlarSarah Jio · Epsilon Yayınevi · 2025893 okunma
Reklam
Puan vermedi·224 syf.··
2026 53. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 00:00
Klasik kişisel gelişim kitaplarından biraz farklı geldi. Çünkü sadece “iyi düşün, güzel olsun” demiyor; zihnimizin neden sürekli bir şeylere takıldığını, neden aynı düşüncelerin içinde dönüp durduğumuzu bilimsel açıklamalarla anlatıyor. Gün içinde zihnimizin ne kadar sık bulunduğumuz andan koptuğunu öğrenmek oldu. Bazen gerçekten de bir işi yaparken bile aklımız bambaşka yerlerde dolaşıyor. Kitap bunu fark ettirirken aynı zamanda düşüncelerimizi yönetmenin ne kadar önemli olduğunu da hatırlatıyor. Özellikle duyguların gelip geçici olduğu kısmı uzun süre aklımda kaldı. Çünkü çoğu zaman bir öfkeyi, korkuyu ya da üzüntüyü yaşamak yerine onu düşünerek büyütüyoruz. Oysa bazen sadece durup beklemek bile duygunun etkisini azaltabiliyormuş. Kitap boyunca kendimi birçok yerde sorguladım. Başkalarının beklentilerine göre şekillenmeye çalışırken aslında kendi isteklerimizi ne kadar geri plana attığımızı görmek biraz düşündürücüydü. Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmenin, kusurlarımızla barışmanın sanıldığı kadar kolay olmadığını ama gerçek özgüvenin de tam olarak burada başladığını hissettirdi. Benim için bu kitap, zihnin karmaşık taraflarını anlamaya çalışırken aynı zamanda kendime biraz daha yakından bakmamı sağlayan bir okuma oldu. Bitirdiğimde hayatım bir anda değişmedi belki ama düşüncelerimin beni nasıl yönlendirdiğini daha çok fark etmeye başladım. Bazen değişim de tam olarak böyle küçük fark edişlerle başlıyor.
Güçlü Bilinçaltı Mükemmel ZihinBiliana Todorova · Altın Kitaplar · 202675 okunma
Çıkışı Bulduğumu Sandığım Anda Kayboldum
10/10
·216 syf.·
2026 84. kitabı
"Beni sadece fotoğraflardan tanıyorsun. Sadece nasıl göründüğümü ve objektife nasıl baktığımı biliyorsun. Ama neler düşündüğümü ve neler hissettiğimi bilmene olanak yok." Azil' i okumaya başladığımda beni nasıl bir kitabın beklediğini bilmiyordum. Hatta kitabı bitirdiğimde aklımdan geçen ilk şey şu oldu: Ben gerçekten ne okudum? Çünkü bu kitap bana sadece bir hikâye anlatmadı. Beni alıp bir labirentin içine bıraktı. Tam çıkış yolunu bulduğumu düşündüğüm anda başka bir koridor açıldı. Tam her şeyi anladığımı sandığım anda yeni bir soru ortaya çıktı. Kitap boyunca sürekli ilerledim ama aynı zamanda aynı yerde dönüyormuşum gibi hissettim. Bir matruşka gibiydi; her katmanı açtıkça içinden başka bir hikâye, başka bir duygu ve başka bir düşünce çıktı. Azil'in konusu ilk bakışta yalnızlık, kayıp, aşk ve zihinsel çöküş gibi görünüyor. Ancak kitap ilerledikçe bunun çok daha derin bir yolculuk olduğunu fark ediyoruz. Hakan Günday bizi sadece bir karakterin hayatına değil, onun zihnine götürüyor. Gerçek ile hayalin, geçmiş ile bugünün, yaşam ile ölümün birbirine karıştığı bir dünyanın içine giriyoruz. Bu yüzden kitapta bazen neyin gerçekten yaşandığını, neyin karakterin zihninde olduğunu ayırt etmek zorlaşıyor. Ama bence yazar tam olarak bunu istiyor. Çünkü okur da karakter gibi sorgulasın, kaybolsun ve çıkış yolunu arasın istiyor. Kitap boyunca beni en çok etkileyen duygu yalnızlıktı. Karakterlerin yalnızlığı öyle güçlü anlatılıyor ki bazı bölümlerde onların yanında oturuyormuş gibi hissettim. Özellikle "Zaman, gidecek yeri olmayanların evidir." cümlesinin altını çizdim. Çünkü bu cümle bana çok şey düşündürdü. İnsan bazen hayatta öyle bir noktaya gelir ki ne geri dönebilir ne de ileri gidebilir. Böyle zamanlarda elinde kalan tek şey zamandır.
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 28. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 13:43
Bazı kitaplar hikâyesinden çok düşündürdükleriyle akılda kalıyor. Gece Yarısı Treni de benim için böyle bir kitaptı. Kitabı okurken ister istemez kendi seçimlerimi ve hayatımda verdiğim kararları düşündüm. Hepimizin zaman zaman "Acaba farklı bir seçim yapsaydım ne olurdu?" diye sorguladığı anlar vardır. Bu kitap da tam olarak bu duygunun etrafında ilerliyor. En sevdiğim yanı ise, insanı sadece geçmişe değil, sahip olduklarına da dönüp bakmaya teşvik etmesi oldu. Bazen elimizdeki güzellikleri fark etmeden hep başka ihtimalleri düşünüyoruz. Oysa mutluluk, belki de yaşadığımız hayatın içinde saklıdır. Akıcı anlatımıyla kolay okunan, yer yer duygulandıran ve düşündüren bir kitaptı. Bu tarz hikâyeleri sevenlere tavsiye ederim.
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026214 okunma
Karamsarlığın İçindeki Bilgelik
Puan vermedi·56 syf.··
2026 38. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 20:55
Mutlu Olma Sanatı, isminden dolayı uzun süre bir kişisel gelişim kitabı sanılabilir. Oysa kitap, günümüzde sıkça karşımıza çıkan "pozitif düşün, evrene mesaj gönder, her şey güzel olacak" anlayışından oldukça uzak. Arthur Schopenhauer mutluluğu vaat etmiyor; aksine insan hayatının sınırlarını, hayal kırıklıklarını ve beklentilerini anlamaya çalışıyor. Schopenhauer'a göre insanın mutsuzluğunun en büyük kaynaklarından biri bitmek bilmeyen arzuları. Bir şeye ulaşana kadar onu isteriz, ulaştığımızda ise kısa süre sonra yeni bir eksiklik hissi ortaya çıkar. Bu düşünce ilk bakışta karamsar görünse de kitap ilerledikçe bunun aslında oldukça gerçekçi bir gözlem olduğunu fark ediyorsunuz. Kitap boyunca mutluluğun peşinden koşmaktan çok, acıyı ve hayal kırıklıklarını azaltmanın yolları üzerinde duruluyor. Belki de bu yüzden birçok cümlenin altını çizme ihtiyacı hissettim. Çünkü Schopenhauer insanı motive etmeye çalışmıyor; ona ayna tutuyor. En sevdiğim tarafı ise yazarın dürüstlüğü oldu. İnsan doğasını olduğundan daha iyi göstermeye çalışmıyor. Kıskançlığı, hırsı, beklentileri ve bencilliği olduğu gibi kabul ederek konuşuyor. Bu nedenle kitap bazı okuyuculara karamsar gelebilir; bana ise oldukça samimi geldi. Açıkçası bayıldığım bir kitaptı. Uzun zamandır bir felsefe kitabını okurken bu kadar sık durup düşünmemiştim. Bazı sayfalarda kendimi, bazı sayfalarda çevremdeki insanları gördüm. Belki de kitabı bu kadar sevmemin nedeni buydu; teorik bir metin olmaktan çok, insanın gündelik hayatta sürekli karşılaştığı durumları açıklıyordu. Bu kitabı bitirdiğimde mutluluğun peşinden koşmanın bazen onu daha da ulaşılmaz hâle getirdiğini düşündüm. Belki de mesele sürekli mutlu olmaya çalışmak değil; hayatın kaçınılmaz zorluklarına rağmen huzurlu kalabilmeyi öğrenmek.
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,8bin okunma
Reklam
Reklam