• 165 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    İpin ucu

    Vüs'at Bener İthafı yargıç Refik Gürel 'e yapmış . Bunu boşuna yapmış olamaz dedim ve İnternete baktığımda karşıma avukat Refik Gürel çıkti.  Sanırım o zamanlar Menderes' in avukatlarından biriymiş . Acaba  bu  o kişi mi?

    Oyuna Vüs'at Bener Sosyo-Gulduru demiş . Oyunda ''guncel konularda gulduru'' yazdigini soyluyor (sayfa 124-147). Oyun gülünç ama bir o kadar üzücü . Bir kere çok yalnız bir oyun . ''İnsan çok Yalnız'' diyor .

    AA kendini bölerek A'yi yaratıyor .( Zaten ben senin babanım diyor .  )
    AA bariton ( kalın )
    A tenor (ince)
    Yani Bu ikili Sadece ses tonları ile birbirinden ayrılabilir .

    Oyun kendini öldüren AA ile başlıyor . Kendini sırtından bıçaklayan ? İnsan kendini nasıl sırtından bıçaklar . Bu pek olanaklı değil . Sırtından bıçaklamak hain olmayı tercih etmek demek normalde . Üstelik oyunun ilk sayfalarında YAŞAMAK GÜZEL ŞEY diyen SESLER geliyor . Bu Nazim Hikmet' in dizesi .

    YASAMAK ve ÖLMEK. ..
    Ölmek için yaşamak gerekiyor !

    Vüs'at Bey'in dilini yine görüyoruz . Mesela ''soru ''   birçok yerde ayırma işareti ile ayrılmış . 'Bu soru ne?' diye düşünürken  Sorunun oyunun en sonunda sorulmuş olduğunu görüyorum  . AMA NASIL YASAMAK ? soru bu .

    Peki Ne zamana kadar yaşamak ?
    Ölünceye kadar .
    A buna cevap veriyor : ORASI ÖYLE DE BIRAKMIYORLAR Kİ , DOĞRU DÜRÜST ÖLELİM  s.104

    Dil meselesine  baktığımızda ''onay'' ile karşılaşıyoruz . Onay küçük harfle başlamış ve ayırma işareti ile ayrılmış . Tıpkı soru kelimesi gibi.
    Onay veren kim ?
    Tanrı. ..
    ÖLMEK İÇİN TANRININ ONAYI Mİ GEREKİYOR ....

    İnsanın kendi ile hesaplaşması ve
    Yaşam ölüm kavramlari ve ölmek isteyen insanın oyununu okuyoruz .oyun da degil birçok oyunlar var . Kimlikler her tabloda değişiyor . Sürekli bir çatışma hali var. Atışma hali...

    Günah çıkarma soyleşilerinde din ve inançlar  sorgulanıyor. Tanrı isa ilişkisi, Musa, Ali  tüm bu inançlar irdeleniyor .
    Oyunda papaz (sayfa 111 de)  ''Amin!''diyor mesela :)

    Aile ve evlilik de payına düşeni almış . AA karikocalik oyunu oynayalım deyince A ''O oyun değil, kepazelik.'' diyor.

    Uyumsuz ' u okuduğumu çokça düşündüm :
     Sayfa 102 -tablo 5 'te AA kurtulduk diye oynamaya başlıyor . Umuttan kurtulduğunu söylüyor .
    Hatta A tablo 5 -sayfa 99' da ''uyumsuzum, zorla mı? '' diyor .


    Türkiye ve Türk olmak ,
    70' ler ve 80 'ler Turkiye'si
     okullarda,sınıflarda ''sapir sapir'' ölen öğrenciler anlatılıyor .
    Düşünce suçluları ...
    AA nin yargic olduğu bölümde (üç isareti yaptığı kisimda) o dava sanırım DENİZ, HÜSEYİN ve YUSUF 'un davasıydi. 
    Oyun yarıdan itibaren Türkiye gerçeklerini anlatıyor . Yerli takılara örnekler verirken mesela en son iki örnek büyük harfle yazılmış : POLİTİKACILAR VE YALANCILAR .

    Oyunda yine Thomas More Ütopya 'si ve Karl Marx da geçiyor . Vüs'at Bey farkı diyorum buna .

    Melek Yargıç, A'yi   Kimliksiz olduğu için  yargilayamiyor . Bu bölümde A'yi Çok fazla  İsa olarak görüyoruz. Doğum tarihinin sıfır olması ve ''piç'' olması  bize bunu düşündürüyor.    Dosyayı aşağıya atar . Dünya'ya galiba . Burda başka bir yargıç yine AA devreye giriyor . A Her türlü yargılanmaya karşı . İnsan kendi kendini yargılamali sonucu ortaya çıkıyor .


    A'nın suçu düşünmek mi ? Yoksa YASAMAK mi? Her ikisi de aynı şey mi?

    Ceza verilir: ölüm.  ((Tıpkı YABANCI-Camus gibi geldi Bu kısım . Belki hatalı bir düşünce ama böyle ))

    Son sözü YAŞASIN olmalı . Bunu kim söyler . Haksız yere idam edilenler ve düşünce suçluları . Mesela : yaşasın halkların kardeşliği (deniz , Hüseyin ve yusuf gibi) ya da YAŞASIN  çünkü istediği gibi yaşasın demek mi ?

    A en sonunda ipi boynuna geçirir . Fakat ip kopmuştur . İpin ucunda AA vardır . A yoktur.  A'ya ne oldu ? Öldü diyemeyiz .

     #Ne yasayabiliyoruz ne ölebiliyoruz #

    Kitapta ipin ucu oyununun epik, seyirlik ve absürd olmadığı Vüs'at Bey tarafından oyun içinde söylenir bize . Peki bu oyun nedir ?
    Bay Muannit Sahtegi'de olduğu gibi Vüs'at Bey dili diyebileceğimiz bir dil kuran yazar, oyununda da kendine göre Vüs'at Bey oyunu mu kurmuş ? Kurmak istemiş .  Çünkü bunu bizden istemiş . 

    Tekrar tekrar okunmalı ...
  • 282 syf.
    ·37 günde·Puan vermedi
    Gerçek dünyanın; samimiyetsizliğinden, ötekileştirmesinden kaçan kendine hayali başka bir dünya inşa edip kendi gerçekliğini kaybeden bir karakterin öyküsüdür anlatılan kitapta... Otobiyografik izler vardır romanda, Kitabın yazarı ağır bir şizofreni hastalığını yenmiş ender insanlardan biridir..#joannegreenberg
    Bu süreçte yaşadığı diğer dünyayı yazabilme fırsatı bulmuştur.. Kitabın başarısı aslında normal olmayanı değil normal olanı da sorgulatmasi bakımından değerlidir.. Bir yere ait olmak için; kendi hayallerinin ülkesini kurmuş, kendi tanrılarını yaratmış ve gerçeklikten gitgide kopmuştur..Dikkati çeken bir nokta; zihnin insana oynadığı oyunlar aslında insanin kendi istegiyle gerçekleşiride vermiş bir yandan kitap .
    Velhasil karmaşayı,ikilemi,kontrol edememeyi, yabancılaşmayı net bir sekilde ortaya koymuştur.
    #joannegreenberg bu kitabi ilk basta Hannah Green ismiyle çıkarmıştır.Kendi çocuklarından bu durumu saklayabilmek için sonrasında gerçek ismiyle basimina devam edilmiştir.
  • 479 syf.
    ·12 günde·6/10
    Korona günlerinde Oğuz Atay okumak herhalde insanın başına gelebilecek en ürkütücü şeylerden biridir, bunu Tehlikeli oyunları okurken hissettim. Çoğu okuyucu, kitabı ve kahramanı Hikmet BENOL karakterini öve öve bitiremese de, ben söve söve bitiremedim. Kim kendisinin ya da muhatabının Hikmet BENOL gibi birsi olmasını ister ki; aklından şüphe ederim. Sürekli herkesçe sevilmeyi isteyen, her sözünün tasdik görmesini bekleyen adeta beklentilerin içinde boğulmuş bir adamın yerinde kim olmak ister. O kadar fikren dağınık ki kendisi – tabi bu iç monologların fazla olması ve romanın ve yazarın tarzı ile alakalı- bir müddet sonra acaba bir Peygamber bu adama sabredebilir miydi diye soruyorsunuz kendinize? Dolayısıyla ne ilk karısı Sevgi’nin ne de sevgilisi Bilge’nin -ki bu karakterlerin de varlığı şüpheli- kendisine tahammül edememelerine şaşırmıyorsunuz. Tersine bu kadar beraberce yaşamalarına şaşırıyorsunuz. Ben olsam dünyadan bu kadar mükemmeliyetçilik sınırında beklentisi olan bir adamı çoktan itlaf etmiştim diyebilirsiniz. Açıkçası ben Hikmet BENOL’AMADIM. Dolayısıyla yazım dağınıklığı yanında düşüncelerinin de birbirine girdiği, özellikle Cumhuriyet elitistlerinin ya da aydınının kafa karışıklığı ve biraz da aşağılık kompleksini karmaşık bir anlatımda gördüğünüz bir roman olarak karşınıza çıkıyor Tehlikeli Oyunlar. Okuma serüvenine yeni başlayanlarca okunmamalı ve okutturulmamalı.
  • 512 syf.
    Psikoloji profesörü Adrian yakında hafızasını kaybedip öleceğini öğrenir. O an aklında tek bir düşünce vardır: Eve gidip hayatına kendi elleriyle son vermek. Ancak birkaç saat sonra yolda on altı yaşlarında sırt çantalı bir kız görür. Hemen ardından bir araç onu zorla alıkoyar ve gözden kaybolur. Profesör şaşkındır. Gördükleri bir illüzyon mudur yoksa gerçekten gözlerinin önünde bir kaçırılma olayı mı gerçekleştirmiştir? Eğer öyleyse harekete geçmek zorundadır, zaten kaybedeceği hiçbir şey kalmamıştır.
    Sayılı günleri kalmışken ve hafızası ona her an yeni oyunlar oynarken, labirentin içine sıkışmış bir fare gibi ondan yardım bekleyip beklemediğine bile emin olamadığı bu kızı kurtarmaya çalışmak ne kadar mantıklıydı? Hastalığı onun bu bulmacayı çözmesine yardım mı edecekti yoksa gördüğü halüsinasyonlar onu hiç planlamadığı bir sona mı götürecekti?
    Peki Adrian, bu kızı bulabilecek mi? Keyifli okumalar....
  • 479 syf.
    ·11 günde·10/10
    Ve kitap bitti .. Tehlikeli Oyunlar...
    Uzun zamandır okuduğum bir kitabın bitmesini hiç istemedim. Mahşerin üç atlısı Hikmet , Hüsamettin Albay ve Dul Kadın Nurhayat .Aşkı temsil eden Sevgi ve Bilge çıkmasınlar istedim hayatımdan .
    Oğuz Atay'ın okuduğum dördüncü kitabı.Burda Oğuz Atay'ın tarzı , yazarlığı ile ilgili şeyler yazmayacağım .İlgilenenler zaten bilir o bambaşka bir yazar.
    Ben okurken neler hissettiğimi paylaşmak istiyorum .Kitabı okurken bazen bir tiyatro sahnesinde bazen o yatak ve kitaplardan ibaret odadaydım . Hikmet ve Albayımla .
    Ah yalnızlık ! dediğinde de hayır yalnız değilsin burdayım , burdayız ..
    Istırap çekiyorum dediğinde senin de o ıstırabı hissetmeni sağlayacak kadar seni içine alan bir anlatım.
    Dönüp dönüp okunan paragraflar .Bir kitap sever arkadaşın dediği gibi " Ben de böyle düşünüyorum ama böyle ifade edemiyorum ." dedirten cümleler ...
    Sayesinde bir başucu kitabım oldu . Teşekkürler.
    Incelememi kitabın sonu ile bitirmek istiyorum .
    Genç Adam : Bana kalırsa filim biraz karışıktı .
    Genç Kız : Canım sonunda çocuk ölüyor işte .

    Mutlaka okuyun bence . Şimdiden keyifli okumalar .
  • 479 syf.
    ·Puan vermedi
    Oğuz Atay adını duyunca ister istemez bir ilgim oluyor o kitaba karşı. tutunamayanları da okuduğum zaman cok etkilenmiştim. kitabın konusundan daha ziyade yazarın kalemi çok başarılı. Türk edebiyatın da gururla ve övgüyle bahsedeceğim yazarlardan birisi. kitaplarında ki her karakteri ince ince işleyen bir yazar..
  • 520 syf.
    ·49 günde·7/10
    Yazarın on iki yılda yazdığı & tamamlayamadan öldüğü kitap, okuduğum diğer kitaplarına göre daha karışık & yorucuydu benim için. Fantastik desem bir tutam, kara mizah desem bir tutam, gerçeklik desem metaforlarla yoğurulduğu için bir tutam da ondan eklerim; sonuç olarak kafa karışır & ee bu kitap ne anlatıyor sorusunu fısıldar kulağa.

    Woland adındaki şeytan, maiyetindeki kişilerle beraber Sovyet başkentini ziyaret eder, gizemli-gerilim dolu bir takım olaylar yaşatmaya başlar topluma. Bu olaylar çerçevesinde insanların akıllarıyla oynadığı oyunlar & sonuçları kafa karıştırıcı olsa da ya şimdi? sorusuna karşılık bulabilmek adına okudum da okudum.

    Usta & Margarita kim peki? Bu olaylardan birine maruz kalmış bir yazarın; akıl hastanesinde tanıştığı & yazdığı kitap dolayısıyla da burada kalan kişi Usta'dır. Margarita ise sevdiği kadın. Kitabın "Romanın Kişileri" kısmında da belirtildiği gibi Usta, "Pontius Pilatus & İeşua Ha-Nostri üzerine bir roman yazan, romanın reddedilmesiyle kariyeri başlamadan biten & sonunda eserini kendi elleriyle yakan bir yazar" (İş Bankası Yayınları-ix)

    En uzun sürede okuduğum kitap sanırım, yarım bırakmamak adına geri dönüşlerle sürekli 2 ileri 1 geri de olsa zorlukla bitirdim. Bazı kitapların okumak için hazır bulunuşluk yaşına gereksinim duyduğuna inanıyorum. Ben o yaşımda okumadım sanırım. İleride tekrar görüşmek üzere canım kendim-Usta & Margarita.

    Ne öğrendim?
    Müteveffa: 1.Vefat eden kimse, 2.Kimse.

    İyi okumalar -.-