10/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 09:26
O kadar güzel bir kitap okudum ki! İskender Pala’nın bu kitabından çok şey öğrendim. Hz. İbrahim’in (a.s.) mesajının peşinde koşan ve ancak bu sırra vâkıf olununca tüm dünyayı ele geçirebilecek gücü elde edebileceklerine inanan ve bu uğurda her türlü kirli işi mübah gören z*lotlar ve bu sırla beraber gelecek olan güce talip olan diğer milletlerin gizli örgütleri arasında geçen amansız bir hikaye. Hz. İbrahim’in (a.s.) öğretileri ve Sümer tabletlerinin şifreleri çerçevesinde kurgulanmış fevkalade bir polisiye. Kitabın kapağını kapattığımda “okumak için neden bu zamanı bekledim ki?” dedirtti. Lakin biliyoruz ki her kitabın bir vakti var ve ben de bu kitabı tevafuken Muharrem ayında okudum. Böyle denk gelişleri severim. Hâlâ okumadıysanız mutlaka listenize ekleyin. Kitabın fotoğrafını Galata Kulesi’nde çekmek kısmet oldu. Gün batımı mükemmel bir doğal efekt oluşturdu. Cânım İstanbul semalarında harika bir görsel yakalama fırsatı bulmuş olduğum için çok mutluyum. Keyifle okunsun, ama mutlaka okunsun!
Abum Rabumİskender Pala · Kapı Yayınları · 201812,3bin okunma
8/10
·464 syf.··
2026 44. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 21:49
Filminin büyük bir hayranı olarak, çizgi romanını da fazlasıyla sevdim. Çizimleri kendine has bir sanat tarzına sahip; zaten en iyi vampir temalarından birine sahip. World War Z'deki koşan zombi konsepti muadilleri arasında en ürkütücü olan temaysa, 30 Days of Night da en korkunç vampir temasına sahip. Önce filmi izleyip çizgi romanı sonra okursanız, filmin o gerilimli tonunu daha iyi hissedersiniz.
Edebiyat
30 Days of Night Deluxe Edition: Book OneBen Templesmith · IDW Publishing · 20231 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hep ama hep seveceğim sizi...
10/10
·688 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 13:44
Bitirmek istemedim ki...Bittiniz ya...Son bölüm sadece ağladım... Her şeye... Kitabın neyinden bahsedeyim ki...Çok güzeldiniz çok. Hem de var ya hepiniz... Çok duygusalım, asla yazamayacağım. Kitap hakkında asla spoiler veremem, çünkü bu seriyi kendiniz keşfedin ki, benim gibi nefessiz okuyup bitirmemek için okuyamama hissini yaşayın. Her duyguyu yaşayacaksınız. Muazzam ötesi karakter gelişimleri göreceksiniz. Her karaktere A'sından Z'e kadar aşık olacaksınız. 5.kitapta her kesi dolu-dolu okuyabildik, en güzeli buydu. Wielki'ni bu kadar geniş okumak bir garipti, Jancağızım zaten olay, Ares de... Aralın ilk defa baba demesi, Kadirle Aralın huysuz damat-kayınbaba, baba-oğul ilişkisi, Ender hanımın ponçikliyi... Konuşamıyorum ya...Bu incelemeni kitabı hazm edip yazmak istedim, ama yine de bu seriye, bu karakterlere o kadar bağlanmışım ki, hala ağzım kulaklarımda, inceleme yazarken asla objektiv olamıyorum. Kitabın kurgusu öyle ki, asla anlatmam! Kitapta o kadar ters köşe vardı ki, heyecandan nasıl okuyordumsa artık, bir de bölümlerin bittiğini görüyordum. O kadar çok olay oluyor ki, not alarak ya da dikkatli okumanızı tavsiye ederim. Bu serini sadece 1.kitabın arkasındaki kısa bir kaç cümleyle başlamanızı o kadar istiyorum ki. Asla ve asla spoiler duymadan başlayıp bağımlısı olmanızı arzuluyorum size. Kısa inceleme olsa da, bu kadar heyecanlı olacağımı düşünmediğimden bu kitapta da böyle olsun. Bu kitabın, bu serinin de benim için özelliyi bu olsun. Bu seri benim için tamamen 10/10. Şu zamana kadar yegane seri ki, tüm kitaplarına 10/10 vermişim, sevgimi siz düşünün yani... Teşekkür ederim, Filiz Puluç.
Bazı İnsanlar Böyle Yaşar 5Filiz Puluç · İndigo Kitap · 2025273 okunma
UĞURUM....
10/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 15:11
Bu kitabın çıkacağı haberini aldığım ilk andan itibaren içimde tarif edemediğim bir heyecan oluştu. Henüz sayfalarını açmadan onun bana bir uğur getireceğine inandım ve “Belki de bu kitap beni kendi arafımdan çıkaracak.” diyerek okumaya başladım. Ben kitapları yalnızca okumayı değil, yaşamayı seven bir okuyucuyum. Karakterlerin yerine kendimi koyar, onların acılarını, sevinçlerini, çaresizliklerini ve seçimlerini kendi iç dünyamda hissederim. Bu romanda da tam olarak bunu yaşadım. Zaman zaman duyguların ağırlığıyla gözlerim doldu, bazen durup uzun uzun düşündüm. Çünkü kitap, beni sadece karakterlerin dünyasına değil, kendi iç dünyamın derinliklerine de götürdü. Yazarın kalemi son derece sade, anlaşılır ve akıcıydı. Güçlü betimlemeleri, olaylar arasındaki bağlantıları ve insan ruhunu çözümleyen anlatımı sayesinde kendimi hikâyenin içinde buldum. Bir insanın bedeninin bir yere ait olup ruhunun bambaşka bir yerde yaşaması ne kadar büyük bir yalnızlık ve çaresizliktir… Bu duygu, kitabın sayfaları boyunca beni derinden etkiledi. Roman boyunca şu sorular zihnimde yankılandı: İnsan kaderini yaşadığı coğrafya mı belirler, büyüdüğü aile mi, yoksa karşılaştığı hayat şartları mı? Bir babanın sevgisini ifade edememesi, bir evladın bu eksiklikle büyümesi, insanın kendi benliğini bulmaya çalışırken bir cenderenin içinde kalması çok etkileyici bir şekilde işlenmişti. Aşkın sadece sözlerle değil, bazen bir şarkının satırlarında anlatılması ise bana doksanlı yılların o derin duygusunu hatırlattı. Sevmek mi daha değerliydi, sevilmek mi? Bir kalbe iki sevda sığabilir miydi? Hangisi gerçek sevgi, hangisi tutkuydu? Kitap, bu soruların kesin cevaplarını vermek yerine insanı düşünmeye davet ediyordu. Ve benim için kitabın en unutulmaz noktası Hakan Günday alıntıları olan “Az”
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202634 okunma
8/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2026 126. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Zarif Oktay kaleminden Zarif Örgüler 3 kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 107 sayfalık bir kitap •Normalde buralarda beni hep sayfaların arasında, bambaşka dünyalarda gezerken görmeye alışkınsınız, biliyorum. Ama benim için o okuma maratonlarının arasında zihnimi dinlendirmek, kahvemi yudumlarken el emeği bir şeylerle uğraşmak inanılmaz bir terapi. •Kitabın içeriğinde hırkalardan yeleklere, kazaklardan bluzlara kadar her tarz için ayrı bir model var. Benim en çok aklımı başımdan alan iki model oldu: •Biri o pofuduk, sıcacık duran pembe Puffy Hırka. Hırkanın o sağa sola çaprazlama ilmek tekniklerini, dik yaka detayını örgüye hiç başlamamış birinin bile anlayacağı şekilde adım adım, fotoğraflarla anlatmışlar. Diğeri ise renk geçişlerine bayıldığım, angora iplerle örülen o kruvaze yakalı bluz. •Hangi model için kaç yumak gidiyor, şiş numarası ne olmalı, kaç ilmekle başlanıp nerede artırılacak, A'dan Z'ye her şey o kadar pratik ve net ki, örgüyü sadece bir hobi değil, kendi modanızı yaratma sanatı haline getiriyor. •Yazar Zarif Oktay, İlmek İlmek Sanat diyerek yola çıkmış ve yünün o büyüleyici, sıcak dünyasını zarif bir dille aktarmış. •Arka kapağında ki sözü çok sevdim; Yün, yalnızca bir iplik değil; bir miras, bir tutku, bir masaldır, diyor. Gerçekten de öyle. Eğer siz de bu ara hem zihninizi dinlendirecek hem de bittiğinde bunu ben yaptım diyerek gururla giyeceğiniz tasarımlara imza atmak istiyorsanız, bu rehbere mutlaka bir şans verin derim. Yazarımızın kalemine sağlık Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
Zarif Örgüler 3Zarif Okay · Parlayan Kitap · 20261 okunma
10/10
·800 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 17:55
Ben ne okudum öyle! Bildiğiniz tüm okuma deneyimlerinizi unutun. Hatta kitabı düz tutup okumayı bile... Yapraklar Evi yalnızca bir roman değil, okuma alışkanlıklarına karşı açılmış küçük bir isyan. Sayfaları soldan sağa takip etmeye, anlatıcının peşinden güvenle yürümeye alışmışsanız bu kitap sizi ilk fırsatta yoldan çıkarıyor. Zaman zaman kitabı döndürmeniz, sayfalar arasında ileri geri gitmeniz, dipnotların peşinde kaybolmanız gerekiyor. Bir sayfada tek bir kelimeyle karşılaşırken, bir başka sayfada metin sizi bilinçli olarak yoruyor. Üstelik bütün bunlar bir gösteriş denemesi değil. Biçim ve içerik birbirine öylesine sıkı bağlanmış ki, karakterlerin yaşadığı yön kaybını okur da fiziksel olarak deneyimliyor. Kitabı okumuyorsunuz; içinde dolaşıyorsunuz. Korku edebiyatından, deneysel metinlerden ya da postmodern oyunlardan hoşlanmasanız bile, Yapraklar Evinin sınırlarını zorlayan yapısına hayran kalmamak zor. Çünkü bu kitap hikâyesini sadece anlatarak değil, sayfanın kendisini kullanarak kuruyor. Ve sonunda geriye bir evden çok, zihninize yerleşmiş bir labirent kalıyor. Derler ya, delilikle dâhilik arasında çok ince bir çizgi vardır diye. İşte o çizgide yol alıyorsunuz 702 sayfa boyunca. Bazen ne diyor bu diye düşünürken bazen yazarın dehasına hayranlık duyuyorsunuz. Gregory Maguire kitap için; "Peter Pan'nın asıl düşmanının Kaptan Kanca değil de Var Olmayan Ülke olduğunu şöyle bir hayal edin, yahut da Yunus'u yutan balinanın Moby Dick olduğunu; işte o zaman bu kitabın ne anlattığını anlamaya başlayacaksınız. Korkuyla bekleyin onu, sımsıkı tutup kavrayın." diyor
Yapraklar EviMark Z. Danielewski · Monokl Yayınları · 2018228 okunma