Her şey püften,her şey püften... Bu dünyanın püf olmayan biricik tarafı, işte asıl püf olmayan büyük hayatı İhtar etmesinden ibaret... Bu vaziyette ne kadar sanatkârca olursa olsun her türlü hokkabazlığa ebediyen veda. Kadını sahte,politikacısı sahte,alimi sahte,şairi sahte,dili sahte,eseri sahte,heyecan sahte,inancı sahte,devrimleri sahte, kahramanları sahte bir dünyada yalnız bunlarla uğraşarak bunların üzerine yürüyerek elde edilecek oluş da sahte olmaz mı? Ben artık Kendi Öz oluşuma bakmalıyım.
Kalp, kırılıp yapışa yapışa Frankenstein gibi bir şey
oluyor. İnsan desen değil, canavar desen değil. Ama
evlat gibi bir şey yine de, ne yapabilirsin ki? İşte ben de
bir ağaç tepesindeki karargâhıma çekildim, kalbime öz evladımmış gibi bakıyorum.
Ben her zaman başı dertte olan insanlara arka
çıkardım. Peki bunun bana ne yararı olmuştu? Başı dertte olan
bir arkadaşıma yardım ettiğim için hapse girmiştim; onu tecavüze uğramaktan kurtarmıştım ama sonra fazla ileri gitmiş,
ömrümün on yılından olmuştum.
Hayatım boyunca hep böyle yaptım ben, hep geri çekildim. Birdenbire içimin en derininde bir yerde, hayatım boyunca üzerimden hiçbir zaman atamadığım o derin üveylik duygusubiçimi yokluyor. Kendi öz babamın bile üvey oğluyum.
Ah, acaba benim kalbim başka erkeklerin, başka gençlerin kalbine benzemiyor muydu? Niçin en ufak, en adi bir sebeple bütün bağlılığım sona ermeye yüz tutuyor?.. Bir gün evvel sevdiğim, taptığım, yolunda her fedakârlığı yapmaya kendimi hazır hissettiğim bir kadından bir söz, bir tavır yahut adi bir his için nefret edercesine soğuyordum? Ah ben ne arıyordum... Nasıl bir kalp, nasıl bir sevgi, nasıl bir kadın hayal ediyordum?
Sayfa 19 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu