Ozan Çetin

Ozan Çetin
@ozancetin
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
Üniversite
Konya
Konya, 1988
5 kütüphaneci puanı
1060 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
8/10
·160 syf.··
2022 2. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2022 16:27
“Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk” romanı, Wilhelm Genazino’nun yazdığı, aylak bir karakterin içsel dünyasını birinci ağızdan anlattığı melankolik bir eser özelliği gösterir. Romanın ana karakteri olan Gerhard Wahrlich, Almanya’da yaşayan, 41 yaşında, felsefe eğitimi alıp doktorasını Heidegger üzerine yapmıştır, ve 14 yıldır bir çamaşırhanede çalışmaktadır. Eğitim aldığı alanda çalışma imkanı bulamayan Gerhard Wahrlich, kendisine yakıştıramadığı bir işi geçim derdiyle yapmanın da etkisiyle mutsuz ve melankolik bir yaşam sürer. İçinde bulunduğu bu durum onun insanı robot haline getiren kapitalist sistemi sorgulamasına yol açar. Gerhard Wahrlich, çevresindeki insanların da kendisi gibi yorgun ve mutsuz olduğunu tespit eder. Kahraman anlatıcının bakış açısından anlatılan romanda Gerhard Wahrlich‘in hayata, insanlara ve olaylara karşı izlenimlerini adım adım görme şansını buluruz. Kahramanın kendi iç dünyasına olan farkındalığı yüksektir. Hislerini ve fikirlerini iyisiyle ve kötüsüyle okura anlatmaktan çekinmez. Olumlu taraflarını nasıl anlatıyorsa kusurlu taraflarını da açıkça anlatır. Kahramanımız Gerhard Wahrlich’in hayat arkadaşı olan Traudel’le ilişkisi de romanda önemli bir yer tutar. Bir süredir birlikte yaşadığı Traudel‘in çocuk sahibi olmak istemesi ve bu nedenle de evlenmeleri gerektiğini söylemesi iç dünyasını altüst eder. Kahramanımız evliliği özgürlüğü kısıtlayan, insana fazladan sorumluluk yükleyen, mutsuzluk sebebi olan bir kurum olarak görmektedir. Dolayısıyla evlilik fikri Gerhard Wahrlich ile Traudel arasında bir çatışma oluşturur. Romanın kahramanı içinde bulunduğu ruh halini bize şu cümlelerle anlatıyor: “Ruhum kendi inceliğine yakışır bir şeyler yaşamak istiyor, gerçeğin zoraki aboneliğine yenik düşmek istemiyor.” Yaşadığı hayatın kendi hassas
Edebiyat
Mutsuzluk Zamanlarında MutlulukWilhelm Genazino · Ayrıntı Yayınları · 20205,6bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
8/10
·140 syf.··
2021 142. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2021 20:43
Deniz Poyraz, dört uzun öyküden oluşan “Dünya Unutana Kalır” kitabında doksanların sonu, iki binlerin başında Lüleburgaz’ı merkeze alarak tüm ülkede yaşayan orta direk insanımızın yaşantısını anlatıyor. Öykülerde ekonomik krizin orta direk üzerindeki etkileri, iktidar değişikliğiyle birlikte görülen toplumsal değişim, Y kuşağının çocukluk ve ilk gençli dönemi bu dönemin şahidi olan yazar tarafından doğrudan aktarılıyor. Yazar ele aldığı dönemin toplumsal olaylarını acısıyla tatlısıyla aktarıyor. Bu da yazarın geçmişi sadece güzellikleri ya da sadece kötü taraflarıyla değil objektif bir biçimde okuruna yansıtmasını sağlıyor. Öyküler, doksanların sonuyla iki binlerin başını görmüş okurları o döneme tekrar götürerek hafızasını tazeliyor.
Edebiyat
Dünya Unutana KalırDeniz Poyraz · İletişim Yayıncılık · 2021214 okunma
Puan vermedi·504 syf.··
2021 141. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2021 10:22
“Kapak Kızı” ile başlayıp “Yeşil Peri Gecesi” ile devam eden serinin üçüncü romanı “Osman”, serinin diğer kitaplarını okumayan kişiler tarafından da bağımsız bir kitap olarak okunabilecek bir nitelikte. Tabii ki imkan varsa üçlemenin tüm kitapları sırasıyla okunmalı. Romana ismini veren “Osman” karakteri, “Yeşil Peri Gecesi” romanının baş karakteri olan Şebnem’in eşidir. Bu romanda ise merkeze Osman koyulmuştur. Önceki romanda sinir bozucu bir karakter olarak sunulan Osman’ın hayat hikayesini, bu romanda görme imkanı buluruz. Osman, Ayfer Tunç’un diğer romanlarında olduğu gibi, “tutunamayan” bir karakter. Otoriter bir babanın sert eleştirileri altında büyümesi sebebiyle babasına karşı büyük bir nefret taşır. Müzik konusunda yetenekli olsa da babasının kısıtlamaları nedeniyle eğitimini bu yönde devam ettiremez. Babasının çizdiği yol ise Osman’a uymaz. Sonuçta Osman belli bir mesleği olmayan, herhangi bir işi sonuna kadar götüremeyen ve başkalarının eline bakmak zorunda olan birisi olur. Bunlara bir de lükse olan merakı eklenince kendisini sürekli borç ve bunalım içinde bulur. Yazar romanın kurgusunda serinin önceki iki kitabından farklı bir rol izler. Romanın hemen başında, daha önce öldüğü / intihar ettiği bildirilen Osman’ın ölümü / intiharı hakkında görgü tanıklarıyla yapılan röportajlar verilir. İkinci bölümde ise Osman’ın hatıralarını yazdığı defterlerden parçalar verilir. Roman boyunca röportajlar ve defterlerden parçalar birbiri ardınca verilir. Böylece anlatımda monotonluğun önüne geçilmesininin yanında olaylara hem Osman’ın hem de diğer insanların gözünden bakma imkanı buluruz.
Edebiyat
OsmanAyfer Tunç · Can Yayınları · 20208,3bin okunma
9/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2021 74. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2021 19:52
Stoacılık, M.Ö. 300 yılında kurulup yaklaşık 500 yıl boyunca etkili olmuş bir felsefe okuludur. Bu okula göre insanın temel amacı mutluluktur. Mutluluğa doğaya uygun bir biçimde ve erdemli olarak yaşamakla ulaşılır. Yine Stoacılara göre mutluluk dış koşullara değil insanın kendine bağlıdır. İnsanın mutlu olabilmesi için benimsemesi gereken görüş "Stoa Duası"nda şu şekilde özetlenmiştir: “Tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmek için kuvvet, değiştirebileceğim şeyler için cesaret ve bu ikisini ayırmak için akıl ver.” Kitap yılın 365+1 günü için her güne, başta Epiktetos, Marcus Aurelius ve Seneca olmak üzerine, bir Stoacının alıntısı ve bu alıntıyla ilgili kitabı hazırlayan yazarların kısa denemelerinin eklenmesiyle oluşturulmuştur. Bu alıntılar ve denemelerle “Nasıl daha mutlu ve huzurlu bir hayata sahip olabiliriz?” sorusuna cevap aranmıştır. Daha önce felsefi okumalar yapmayan, Stoa felsefesiyle ilgili bilgisi olmayan okurlar dahi bu kitabı rahatlıkla okuyabilirler.
Felsefe
Stoacının GünlüğüRyan Holiday · Pegasus Yayınları · 20211,638 okunma
Acılarımızdan Alınacak Dersler Var
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2021 57. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2021 15:50
İtalyan yazar Cesare Pavese, 1935 – 1950 yılları arasında yazdıklarından oluşan günlüğünde şiir, edebiyat, sanat, ve hayat konularını ele alıyor. “Sana bir şey öğretmeyen her türlü acı boşuna çekilmiş bir acıdır.” sözünde de belirttiği gibi çektiği acılardan yola çıkarak ileride aynı şeyleri tekrar yaşamamak amacıyla kendisine öğütler veriyor. Günlüğünden anladığımıza göre en çok acı çektiği konu da kadınlardır. Kadınlar konusunda o kadar acı çekmiştir ki artık adeta bir kadın düşmanı haline gelmiştir. Günlüğün dikkat çeken yönü, yazarın acımasızca öz eleştiri yapmasıdır. Sanatçılığı, ahlakı, alışkanlıkları, insanlarla olan ilişkisi konusunda sık sık kendisini yargılamaktadır. Günlükte sürekli bir hoşnutsuzluk ve yakınma hali göze çarpıyor. Günlükte yazarın mutluluğunu dile getirdiği anlat yok denecek kadar azdır. Yazar günlüğünde intihar fikrini çok kez dile getirmiştir. “Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.” sözünü dile getiren yazar, buna uygun bir biçimde intihar ederek yaşama veda etmiştir. Acılarla geçen bir hayat ve bu acılardan çıkarılan derslerin anlatıldığı “Yaşama Uğraşı” okunmayı hak ediyor.
Edebiyat
Yaşama UğraşıCesare Pavese · Can Yayınları · 20212,592 okunma