Okunmaya değer değil, anlaşılmaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Kitap, eğitim sisteminin dayattıklarını ve ebeveyn baskısını yalın bir şekilde gözler önüne seriyor. Ailelerinin istediği üniversiteye gitmesi gerektiğini düşünen , istemedikleri mesleği seçmek zorunda bırakılan , ne istediğini ,hangi mesleği seçeceğine kendileri karar veremeyen, hayalleri sınavlar üzerine kurulmuş öğrencilerden oluşuyor.
Kitap , 100 yıllık Welton Akademisi’nde sadece erkeklerin okuduğu bir akademide geçiyor .
Okulun dört temel esası ile başlıyoruz . Gelenek ,onur ,disiplin, mükemmellik …
En iyi olmak, itibarlı ve vazifeyi en iyi şekilde yerine getirmek, anne babaya, öğretmenlere ve müdüre saygılı olmak, sıkı çalışmak okulun temel kuralları.
Öğrencilerin hayatı John Keating kendisininde mezunu olduğu ,katı disiplini ile bilinen Welton Erkekler Akademisi’nde edebiyat öğretmeni olmasıyla değişmeye başlıyor.
Onun ilginç eğitim metodları gelenekselci müfredat programına yeni bir soluk getiriyor. Anlayış tarzı ve aklı ile öğrencilerine tutkularının peşinden gitmeyi ,anı yaşamaları, hayatlarını olağanüstü yaşamaları için ilham veriyor.
Öğretmenleri ile edebiyatın büyülü dünyasına dalan gençler Bay Keating’in öğrenciliğinde üye olduğu gizli bir klüp olan Ölü Ozanlar Derneği’ni yeniden ,aralarında tekrar kuruyorlar . Ama yeni kavuştukları bu özgürlük ne ailelerinin ne de okul yönetiminin hoşuna gitmiyor.Tam tersi daha katı bir baskı görmeye başlıyorlar.
Ölü Ozanlar Derneği’nin bu yeni nesil üyeleri bu baskıya karşı gelebilecekler midir?
Kitap , bunca sıkışmışlık duygusundan, öğrencilerini korumaya çalışan, onlara kendi isteklerine göre yaşamlarını sürdürmeleri gerektiğini anlatmaya uğraşan idealist edebiyat öğretmeni John Keating’in “anı yaşa” felsefesi üzerine kurgulanmış.