İlişkilerini kesmeleri iyi olurdu, ama kopamadılar, talihsizlik burada işte, en büyük talihsizlik, dedim, ilişkiyi kesememek, bir türlü kopamamak, kaçıp gidememek, kalmaya ve yenilip yutulmaya mahkum olmak.
Tanrı onun yanına istedi, diyor rahip bir gün ayinden sonra, Agnes’ın elini tutarak. Agnes hırlayacak gibi, adama vurmamak için kendini zor tutarak hırsla rahibe dönüyor. Ben de yanımda istiyordum, demek istiyor, Tanrı sırasını bekleseydi.

Baş aşağı tuttuğu bebeği ile oynamaya dalmış olan Susanna, bir büyüğün tepeden uzanan elini görünce şaşıp kalıyor. Daha demin bebeği görünmez kanatlarıyla uçabilen bir insanken ve Susanna da uçabildiği için bebeği ile birlikte gökyüzünde, kuşların arasında, ağaçların tepesinde süzülürken, şimdi tepesinde bu şey var: bir el.