Puan vermedi·200 syf.··
2026 244. kitabı
Erich Fromm, psikoloji ve felsefeyi muazzam bir potada eriterek aşkı, sevgiyi ve insan ilişkilerini modern dünyanın o bencil tüketim çarkından söküp alıyor. Sevginin kendiliğinden gerçekleşen, şansa bağlı ya da sadece "doğru insanı bulduğumuzda" aniden parlayan edilgen bir duygu olmadığını; aksine bilgi, emek, sabır ve disiplin gerektiren aktif bir sanat olduğunu savunuyor. Fromm, kapitalist sistemin insanı yalnızlığa ve yabancılaşmaya ittiğini, modern bireyin bu varoluşsal yalnızlıktan kaçmak için sevgiyi bir "pazar nesnesi" gibi tükettiğini açık yüreklilikle gözler önüne seriyor. Gerçek sevgiyi yaşayabilmenin ön koşulunun insanın önce kendi bütünlüğünü sağlaması, yani kendi kendine yetebilmesi ve kendini tanıması olduğunu vurguluyor. Kitap boyunca kardeşlik sevgisi, anne-baba sevgisi, erotik sevgi, öz-sevgi ve Tanrı sevgisi gibi sevginin farklı katmanlarını incelerken; her birinin temelinde özen, sorumluluk, saygı ve bilgi unsurlarının bulunması gerektiğini anlatıyor. *Sevme Sanatı*; sadece romantik ilişkilerin karmaşasına ışık tutmakla kalmayan, bireyin dünyayla ve toplumla kurduğu bağı da kökten sorgulayan felsefi bir başucu eseridir. Sevmeyi pasif bir kapılma hali olarak görenlere karşı, onun her gün yeniden üretilmesi gereken bilinçli bir yaşam pratiği olduğunu kanıtlayan evrensel bir kılavuz.
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2026 10. kitabı
Emine Şenlikoğlu "nu Şule Yüksel Şenler akabinde okumak istedim Roman tam anlamıyla klasik bir hidayet öyküsü ve filmine kıyasla çok daha iyi Ancak yazarın bazı görüşlerini çok kısıtlayıcı bulduğumu da belirtmem gerekiyor Örneğin kadınların çalışmalarının hoş görülmemesi ve öykü içinde hep kınanır bir tarzda verilmesi... Veya Rabia 'nın işe gidip gelirken otobüse binmesinin de hoş görülmemesi ve sanki hafif bir davranışmış gibi gösterilmesi gibi... İslam'da çalışan kadın örneği olarak belkide en mühim ve çarpıcı örnek Hz Hatice değil mi oysa ki ? Peygamber Efendimiz Onun ticaret yapmasına karışmış ya da itiraz etmiş midir ? Aksine birlikte çalışmamışlar mıdır? Bir kadının arabası yoksa günümüzde otobüse binmekten başka yolu var mıdır? Evden mi çıkmamalıdır yoksa her yere yaya mı gitmelidir ki bu günümüz koşullarında mümkün değil Hayat özellikle günümüz dünyasının şartlarında hiç kolay değil Kadın için de erkek için de... Çalışmak artık gereklilik Haa İslamî kurallara özen gösterilmeli elbette o ayrı... Bir de romanda Rabia karakterinin annesi ölüyor babası hapse giriyor Kız tek başına kalıyor daha 17 yaşında Böyle bir kızın çalışmaktan başka nasıl bir yolu olabilir ki... Romanda bu anlayışı doğrusu anlamakta anlamlandırmakta zorlandım Rabianın çalıştığı için günaha girdiğini otobüse bindiği için günaha girdiğini düşünemedim Düşünemem de... Çevrem bile bazı konularda bazen katı bulabiliyorlarken , ben bu mevzuuda bu noktadayım Üzgünüm...
Bize Nasıl KıydınızEmine Şenlikoğlu · Mektup Yayınları · 20124,517 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2026 159. kitabı
𝙺ı𝚣ı𝚕 𝙶𝚎𝚌𝚎 𝚕𝚕 Herkese Merhabalar... Bugün sizlere severek okuduğum serinin ikinci ve son kitabı ile geldim. Elbette ki vedalar beni üzer. Hele ki sevdiğim seriye vedalar daha da üzer. Ama vedaların yanına mutlu sonlar eklenince bir parça huzurlu bir kapanış yaparım. Bazı kitaplar ve karakterler zaten kitaplar bitmiş olsa da bizimle beraber olur. Kitaplığımda her gün göreceğim, göz önüne katacağım bir seri olacak. Fantastik de böyle dozunda ve karmaşadan uzak ama heyecanını da koruyan hikayelerin yeri bende her zaman ayrı olur. Ve kesinlikle #kızılgece serisi de benim için öyle. Yorum da bir parça spoiler verebilirim. Kendimi tutamayabilirim ama pişman olacak mıyım hayır. Olur öyle spoiler kaçabilir. Ama ben spoiler vermemeye yine de özen gösterceğim. Rozelin ve Biran Nuh Evet en son söylenmesi gerekeni en başta söyleyerek başlamak istiyorum. Evli, mutlu ve çocuklu hatta evrenler arası geçişi bulmuş tatlı bir aile uğurluyor bizi. Ama oraya gelene kadar neler yaşanıyor neler? Zaten az çok mutlu son olacağını biliyoruz hikaye oraya götürüyor ki canımız yazarımız mutlu sonlar seviyor yani bizden Rozelin ile Biran için kolay şeyler yaşanmayacağını zaten ilk kitabın sonundan biliyorduk. Bir vakıf aracılığıyla kanını vermiş ve hiç bilmediği bir evrende hiç bilmediği bir adamın çocuğuna hamile olarak kendini bulmuştu. Bu çocuk bir lider çocuğu olduğu için özeldi ve ona da özel güçler vermişti. Liderler arası güç savaşları ve intikam arasında da ama hayatta kalmıştı. Şimdi çocuk doğmuş hatta adını da o vermişti. 'Alaz... ' Ondan olmayan ama her şeyi ile annesi hissettiği bağlı olduğu o minik can...
Kızıl Gece IIDuruMavii · Vera Kitap · 2026138 okunma
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 23:06
Bu çalışma Doğu Karadeniz 'de yer alan Rize'de insan_doga ilişkisinin mevcut yapısını ortaya çıkarıp, DOKAP Eylem Planının içerisinde yer alan Yeşil Yol Projesi nin bu yapı üzerinde yarattığı ve yaratacağı etkinin tartışılmasını içermektedir. İnsan doğa ilişkisi üretim ilişkileri kavramı üzerinden tle alınmış ve üretim ilişkilerinin gelişiminin getirdiği son biçim olan kapitalizm üzerine analiz yapılmıştır. Çalışma kapsamında amaca uygun olarak kavramsal, kuramsal, tarihsel, ilişkisi ve bütünlüğü bir analiz yapılmaya özen gösterilmiştir. 267 Diyor yazar Sonuç bölümüne baslarken. Ve "Konunun kuramsal, kavramsal kavramlarla düşünme çabasının ürünü olan bu çalışma umarım tartışmalar için iyi bir zemin okur diyor." kitabı ile ilgili. Uzun yıllar Toroslarda yayla ya çıktık. Yayla yaşamının zorluğunu ama bir o kadar da insana kattığı değeri bilenlerdenim. Yayla yapabilmek için doğanın bozulmaması ve yaylaya çıkanlarında yaylanın doğal koşullarını kabul etmesi gerekir. Yayla ya çıkıp şehir konforu aramak, ya da çıktığınız yerin dokusunu bozmak had bilmezlik olur. "Yeşil Yol Projesi" Devlet ve Sermayenin Doğa ile İmtihanı Derya Ince nin Akademik bir çalışması.Yüksek Lisans Tezi kitablaşmış. Akademik hayatın disiplini ve Halkın anlayacağı yakınlıkta bir dil. Konu üzücü, düşündürücü olsada okumak kolaydı. Birinci Bölüm Doğanın Sermaye Birikimi Sürecine Icerilme Aşamaları Ikinci Bölüm Sermaye Birikimi Sürecinde Yeni Bir Söylem Kalkınma Ajansları Üçüncü Bölüm Rize de Doğa Ile Kurulan İlişkinin Dönüşüm Hikayesi: Yeşil Yol Projesinin Yaylaciliga ve Turizme Etkisi Rize ilk görev yerimde. Yeşilin binbir tonunu gördüm. Doğanın tahribatı vicdanları rahatsız etmesi gerekir. Yayla yaşamının bir tercih olmasının ötesinde bir geçim yolu olduğunu, insanların
Yeşil Yol ProjesiDerya İnce · Sosyal Araştırmalar Vakfı · 20231 okunma
Telefon melefon yok
7/10
·128 syf.··
2026 34. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 18:46
Çocukların ellerine telefonun yapışmasından şikâyet eden ebeveynler, bir gün büyük dedenin doğum gününü kutlamak için onun evine giderler. Dede, pastayı üflerken “Yapışsın ellerine telefonlar.” der ve gerçekten de yapışır. Bütün aile, akrabalar ve herkes bu kuzenlerin ellerindeki telefonları nasıl çıkaracaklarını düşünürler. Hastaneye giderler, türlü türlü şeyler denerler. Bu sırada da telefonlarına bakmaya korkarlar; çünkü diğer ellerine de yapışacağından korkarlar. Çocuklar bu sırada kitapların ne kadar değerli olduğunu, birbirleriyle sohbet etmenin ve navigasyonsuz bir yer aramanın önemini hatırlarlar. Çünkü etrafa bakmazlar; ellerinde sürekli telefon vardır. Bu navigasyonlu olma durumunda, dedeleri kaybolduğunda bunun farkına varırlar. İşin komik yanı, dede ve bebek asla kaybolmamıştır; balkonda uyuyakalmışlardır. Orası çok komikti. Daha sonra, dedenin dilekleri gerçekleşiyor diye tekrar doğum günü kutlamaya otururlar. Telefonlar ellerinden düşsün diye dilek diletirler ve gerçekten de telefonlar ellerinden düşer. Meğerse dedeleri telefonların altına çam sakızı sürmüştür. “Telefonlar da zaten bugün düşecekti.” dedi dedeleri. Bundan ders alan kuzenler, artık telefonu daha gerekli zamanlarda, ellerine yapışacak şekilde kullanmaya özen gösterirler. İçinde ders barındıran bir kitaptı, çok sevdim.
Telefon Melefon Yok!Şermin Yaşar · Kronik Kitap · 20251,605 okunma
Şeker Kutusu
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Öykü İnceleme / Şeker Kutusu Rıfat Ilgaz’ın “Şeker Kutusu” adlı hikâyesi, gündelik yaşamın sıradan bir ayrıntısından hareketle dönemin toplumsal yapısını eleştiren anlatıdır. Görünürde bayram ziyaretleri ve hediyeleşme etrafında şekillenen olay örgüsü, aslında sınıfsal farklılıkları, toplumsal değerlerdeki çelişkileri ve insan ilişkilerindeki samimiyet kaybını açığa çıkarır. Hikâyenin merkezinde yer alan şeker kutusu, orijinal niteliğinin ötesinde statü, çıkar ilişkisi ve insani zaafların simgesine dönüşür. Ilgaz’ın yalın dili ve gündelik konuşma doğallığı taşıyan diyalogları, metne güçlü bir ironi kazandırır. “Şeker Kutusu” yüzeyde bir bayram öyküsü izlenimi verse de Türk öykücülüğünde nesne merkezli anlatımıyla birey-toplum ilişkilerindeki yapaylığı sorgulayan hiciv örneklerinden biridir. Bu simgesel anlatım, hikâyenin olay örgüsünde belirgin bir döngüsellik üzerinden derinleşir. Başlangıçta Ali Yılmaz’ın özel olarak bir şeker kutusu yaptırmasıyla başlayan olaylar elden ele taşınan kutunun sonunda yeniden Ali’ye dönmesiyle tamamlanır. Bu döngüde içtenlikten yoksun ilişkilerde yapılan jestler, bir anlam üretmek yerine kendi ekseni etrafında dönen boş eylemlere dönüşür. Bayram gibi paylaşımın ve dayanışmanın sembolü olan bir zamanda bile insanlar birbirine samimiyetle değil, statü kaygısıyla yaklaşır. Ali Yılmaz’ın tutumu, bireysel duygular ile toplumsal roller arasındaki gerilimi görünür kılar. Nişanlısı Sevgi’ye götürmek üzere özenle seçtiği “üzeri çiçekli, içi dışı kadifeli, iç kapağının ortası aynalı, pırıl pırıl selefonlu,” kutu, Ali’nin duygusal ilgisini gösterişli bir nesne üzerinden ifade ettiğini açıkça ortaya koyar. Yani kutu hem duygunun dışavurumu hem de bu duyguyu estetik bir ambalajla sunma arzusudur. Kutunun parlak, aynalı kapağı, duygusal bir
Edebiyat
Şeker KutusuRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 2017651 okunma